Atatürk
BAĞIŞ VE DESTEKLERİNİZ
- Mobil Ödeme
- SMS (2930)
- Banka Hesap Numaralarımız
- Diğer
AKUT'UN SPONSORLARI

GÖNÜLLÜ KALEMİNDEN AKUT


AHMET BUZRUL
(AKUT Bingöl Ekip Lideri)

"Yıl 2010 Yer Bingöl Yayladere ilçesi, Çalıkağıl Köyü. 65-70 yaşlarındaki Hüseyin amca kısmi felç geçirmiş ve yine kardan dolayı yol kapalı. İhbarı veren kişi dönemin Yayladere Kaymakamı. Tüm değerlendirmeleri yaptık, kar motorunu hazırladık ve 6 kişilik ekiple yola çıktık.  Giderken yol çok kötü değildi ve 1,5 saat sonra da Yayladere’ye vardık. Ancak hava birden kapandı ve şiddetli tipi başladı. Gerekli görüşmeler yapıldıktan sonra, Alay Komutanı bize bir tane telsiz ve uydu telefonu hazırladı. Köyden yöreyi çok iyi bilen bir kılavuz da bizimle birlikte gelecekti. Yalnız yerdeki karın kurumasını beklememiz, dolayısı ile gece yola çıkmamız gerekiyordu. Biz hazırlıklarımızı yaparken köydeki yetkililer operasyonu iptal etmemi, ekibimin de hayatını riske atacağımı söylediler. Ben hastayı bu şekilde bırakamayacağımızı söylediğimde ise bizimle dalga geçtiler. Öyle ki hakarete varan kelimelerdi. Ancak bu bizi yıldırmadı. Civarda yaya olarak dolaşarak yolu test ettik. Yağan karın araç geçişini imkânsız kıldığı ortadaydı. Bir tarafı dağ, diğer tarafı uçurum olan ve buz tutmuş, bir aracın geçemeyeceği kadar dar ve engebeli bir yol düşünün. Hava eksi yirmilerde ve gece… Saat sabah 5’te kar motorunun sol yanına bağladığımız kızakla yola çıktım. Yanıma sadece kılavuzluk edecek kişiyi ve amcayı almıştım. Bir motosikletin geçebileceği kadar dar ve buz tutmuş bir alanda, zaman zaman önümüzdeki karları kırıp tünel kazarak, zaman zaman aracı halatlarla çekerek 14 km. boyunca ilerledim. Yol boyunca sadece uçuruma düşmekten değil 6 çığdan da kurtulduk. Hayatımın en zor operasyonu ve en zor anıydı... Aynı zamanda en mutlu anlarından biri... Bu mutluluk anlarını çoğaltmak adına, sağlığım elverdiği sürece burada olacağımı biliyorum.

Bingöl'de bir AKUT ekibi kurma fikri, rahmetli Veysel Aksoy'un projesiydi. Yani AKUT, AKUT Bingöl ekibine Veyselimizin emanet ve armağanı. Çıktığımız her operasyonun sonunda, başarıyla evimize dönerken, onun yattığı yerde huzurla dolduğunu düşününce "iyi ki" diyorum. "İyi ki seni tanımışım Veysel..."  


AZİZ DOĞAN
(Eski AKUT Bursa Ekip Lideri)

"17 Ağustos 1999 tarihinden sonra hayatım değişti desem yalan olmaz. Depremden sonra televizyonlara ilk görüntüler düşmüştü. Bir küçük kız çaresizce tırnakları ile enkazı kazmaya çalışıyor, "anne, baba" diye bağırıyordu. Bu görüntüleri izlerken gözyaşı seline boğuldum. Kendimi tutamıyordum. Hemen sonra ağlayıp sızlamanın bir fayda getirmeyeceğini düşünerek, taşın altına elimi koymam gerektiğini fark ettim ve bölgeye gittim. Günlerce aç, suzuz, uykusuz, elimden geldiği kadarıyla kurtarma çalışmalarına katıldım. Artık hayat kurtarmanın insana inanılmaz haz veren o duygusunu tatmıştım. Bu benim için artık bir bağımlılıktı.

Bursa’ya döndükten sonra orada tanıştığım kişilerle bağlantı kurduk ve AKUT’u örnek alarak kurulan AKED isimli bir derneğe üye oldum. Bu dernekle 12 Kasım Düzce depremine müdahil olduk ve orada da birçok kurtarma çalışmasında canlar kurtardık. Bu çalışmanın sonucunda Düzce’de bilfiil çalışmış arkadaşlarla birlikte Bursa merkezli 911 Arama Kurtarma Derneğini kurduk. Bu derneğin Bursa, Mudanya, Bilecik, Düzce, Bandırma şubelerini oluşturduk. Afyon ve Bingöl depremlerine katıldık. Deneyimli bir dalgıç olmam nedeniyle Bursa ve çevre illerde oluşan sualtı olaylarına müdahil olduk. Bu alanda ekip kendini tanıtma şansı buldu. Yine ekipte oluşturduğumuz dağcılık birimi ile birçok dağ kazasına müdahale ettik. İşte bu çalışmaların hemen birçoğunda aslında işin ruhunu yakalamış kişiler olarak AKUT ile hep yan yana idik. Hepimiz insan sevgisi ile doluyduk ve ülkemizi seviyorduk. Karşılıksız yardım etmekten zevk alıyorduk. Bu çatının altında birleşen insanların aslında özel insanlar olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı... 

Bir yılı aşkın bir süredir AKUT çatısı altında ülkemize hizmet vermekteyiz. Sosyal sorumluluğumuzun farkındayız. AKUT’un uzun yıllar gönüllü bir şekilde arama kurtarma faaliyetlerinde en etkin bir şekilde yerini alması için elimizden gelen katkıyı vermekten onur ve gurur duymaktayız."

BİLAL ARSLAN
(Eski AKUT Bingöl Tıbbi Lojistik Birim Sorumlusu)

"Henüz 9-10 yaşlarındayım, 1984-1985 yılları. Babam yurt dışında çalışıyordu. Giderken beni evin reisi tayin etmişti. Korkunç bir kış mevsimi yaşıyorduk, inanılmaz bir kar vardı ki; tek katlı köy evimizde her sabah ilk işimiz pencereleri kapatan karı temizlemekti. Böyle bir günde annem çok hastalanmıştı. Kan kaybediyordu, köylüler toplandılar başına ne yapmaları gerektiğini tartışıyorlardı. Yol yok iki, iki buçuk metre karda her taraf bembeyaz iz dahi yok. İmkansızı denemek zorundaydılar ve iki kalası yan yana getirerek battaniye döşek sarıp sarmaladılar omuzlara alınıp yola koyuldular. Bir aksilik olmasa iki gün sonra hastaneye ulaştırabileceklerdi. Ben çaresizdim acılar içinde annem; ama ben hiçbir şey yapamıyordum gidenlerin ardından ağlamaktan başka. Buğulanmış pencereme annem yazdığımı hatırlıyorum şimdi.

Uzun süre İzmir ve Antalya’da hastanelerde çalıştıktan sonra 2001’de Bingöl’e tayin oldum. 2002’de tesadüfen bir öğretmen arkadaşımla karşılaştım ve bana AKUT diye bir derneğin kurulacağını benim de gelip başkanla tanışmamı istedi. AKUT’u duymuştum ama nedir öğrenmek için toplantılarına gittim. Rahmetli Veyselimle tanıştım. Onunla ilk kez merhabalaşırken bile inanılmaz bir güven duygusuna kapıldım. Heybetli duruşunun yanında yumuşak bir ses tonuyla kendinden emin bir edayla konuşuyordu. Konu insan sevgisi, çaresiz olana, darda kalana karşılıksız ve bilinçli yardım etmek. Yahu, dışarıda insanlar çıkarı için gözünü kırpmadan insan canına kıyıyorlar, bu adam ne anlatıyor böyle… İlgimi çekti, bu adamı dinlemeliydim ve bu organizasyonda var olmalıydım. İşin özü; insan sevgisini iliklerime kadar hissetmekti... AKUT’u tanıdıktan sonra insan sevmeyi öğrendim. Adam gibi adamlığı da gözümden Veyselimden öğrendim..."

CENGİZ CİNDEMİR
(AKUT Giresun Ekip Lideri)

"Yaşamak güzel! Ne kadar sıkıntımız, kederimiz, acılarımız olsa da... Nefes alabilmek, doğan bir güne "merhaba" diyebilmek. Umut etmek, yarınlara dair hayal kurabilmek ve bunların hepsine şükredebilmek... En güzeli de bir hayat kurtarmak, kurtardığımız insana bir şans daha verebilmek!

Üniversite için tercih formunu doldurduğumda hiç düşünmeden bütün tercihlerimi Tıp Fakültesinden yana kullanmıştım. Amacım en kutsal meslek olarak gördüğüm, insanlara en çok yardımcı olabileceğimi düşündüğüm için idealist bir doktor olmaktı. Çok şükür ki bu amacıma ulaştım. Ama yaşadıkça gördüm ki bu yeterli olmuyormuş. Bu vatana, bu millete daha çok hizmet etmek, bu cennet ülkemizi kalkındırmak ve insanlarımıza daha faydalı olmak için daha büyük hedefler, daha fazla çalışmak gerekiyormuş. 17 Ağustos Depremi’nden sonra bütün Türkiye bir gerçeğin farkına vardı; felaketler sadece uzaklarda değil, tam yanı başımızda, hatta oturduğumuz binalarda da, yüreğimizdeymiş! Ama biri var ki hatta birileri var ki bu durumun çok önceleri farkına varmış ve hazırlıklıymış. AKUT'un güzel yürekli insanları her şeyin önceden farkına varmış ve tedbirini almış ve yüzlerce insana umut, yüzlercesine de hayat olmuş. Ellerinize sağlık!

Ben AKUT’u tanıyordum, ama AKUT beni yaklaşık bir yıl önce tanıdı. İyiki de tanıştık!!! Bu millete biraz daha hizmet etmek için bir fırsatım daha oldu. Onlar bizi sevdi, biz onları zaten seviyorduk. AKUT bir aile, AKUT bir sevgi, AKUT bir umut, AKUT bir milletin yüce değerlerinin bir yansıması ve yeşermesidir. Allah bu millete bir daha büyük felaket yaşatmasın ama olursa da AKUT ailesi sayesinde daha güvenli, daha huzurlu ve daha umutluyum..."

CÜNEYT KOPARAN
(2. Başkan/AKUT İnsan Kaynakları Sorumlusu)

"1957 Mudanya doğumluyum. Anadoluhisarı Gençlik ve Spor Akademisi mezunuyum. Uzun yıllar Hentbol’de millî forma ile ülkemizi gurur ve şerefle temsil ettim. Evliyim, 1 kızım var. AKUT'a 1998 sonlarında katıldım, şu anda İnsan Kaynakları'ndan sorumlu Yönetim Kurulu üyesiyim.

Hayatım boyunca insanlara yardım etmeye çalışan, kavgaları ayıran, küsleri barıştıran, barışçıl, sevecen, kendi derdinden çok başkasının dertleri ile ilgilenmeyi, dostluğu, kardeşliği, yardımlaşmayı kendime ilke edinmiş bir insanım. Bu özelliğimden dolayı AKUT’ ta üstlenmiş olduğum bu görevimi, yukarıda saydığım özelliklerime paralel, tatlı sert, üyelerin dertlerini dinleyerek ve çözüm bulmaya çalışarak, onları kırmadan, yanlışlarını ikaz ederek kaybetmeye değil kazanmaya çalışarak, AKUT’u en iyi şekilde temsil etmelerini sağlamaya ve onları birarada tutmaya çalışmaktayım.

AKUT’a üye olmaya gelen insanlar güvenilir, karşılıksız yardımsever, içinde insan sevgisi olan, ülkesini seven, seçilmiş özel insanlardır, bu yüzden AKUT’un olmazsa olmaz uyulması zorunlu olan ETİK ve DİSİPLİN kurallarına uyum sağlamakta pek zorluk çekmezler. Bu kurallar ve bu kurallara azami uyum sağlayan üyelerin bilgi ve tecrübesi sayesinde, yaptığı yardımlarla, kurtardığı hayatlarla AKUT, dünyada haklı bir saygınlık kazanmış, Silahlı Kuvvetlerimizden sonra ülkemizin de en güvenilir kurumu haline gelmiştir. Halkımızın bize bahşetmiş olduğu bu şerefe ve haklı gurura, ömrümüzün sonuna kadar layık olmaya çalışacak, ülkemizin, devletimizin, halkımızın ve tüm insanlığın emrinde olmaya devam edeceğiz."

DEMİR KARDAŞ
(Eski 2. Başkan)

"Temel ilkelerinden biri "Gönüllülük" olan derneğimizin üyeleri; bu kavramı tanımlarken, ülkesine hizmet edebilmeyi ve bizleri yetiştirmiş olan bu ülkenin bir ferdi olarak kişisel sorumluluklarının farkındalığı içerisinde kendi imkân ve kabiliyetlerini AKUT ailesinin gücüne katarak çoğaltmayı, büyük bir bütünün sağlam halkalarından biri olarak yurduna ve insanlığa yararlı olmayı anlamaktadır. Genç olanlarımız heyecanlarını, benim gibi orta yaşlı olanlarımız ise gönüllerimizi koyduğumuz bu aile, ortak bilgi ve deneyimlerin birleştiği, ilerici, çağdaş ve katılımcı düşünce ve davranışları ile toplumsal görevini yeni katılımları ile uzun yıllar devam ettirecektir.

1998 yılından beri AKUT'tayım. AKUT ailesine katıldığımdan beri birçok konuda görev aldım. Şu an 2. Başkan olarak görev yapmaktayım. Bir de şu sıralar çocuklar için geliştirdiğimiz bir proje ile ilgileniyorum. Bu projenin amacı 9-12 yaş arası ilköğretim öğrencilerinin toplumsal sorumluluk konusunda farkındalık geliştirmesini sağlamak. Projeye katılan çocuklarımızla AKUT’un temel değerleri olan "Gönüllülük, Karşılıksız Yardımseverlik, Dürüstlük, Güvenilirlik ve Canlı Hayatına Değer Vermek" konularını işliyor ve saygı, sorumluluk, empati gibi kavramları anlatarak duyarlı, ülkesine ve insanlığa hizmet etmeyi seven genç nesillerin yetişmesini hedefliyoruz."


EBRU ATALAY ALP 
(Genel Sekreter) 

"En büyük korkum sevdiklerimi kaybetmekti. Tüm dualarım ise onlardan ayrı kalmamak, onlardan birini sırasız ve aniden kaybetmemek üzerine... İşte belki insanların sevdiklerine kavuşmasına yardımcı olabilirsem, kurtarılabilecek kayıplara yardım edebilirsem, sevdiklerimin uzun süre yanımda kalmasını, onlarla birlikte sağlıklı ve mutlu bir yaşam geçirmeyi hak edebilirdim. Her şey için bazı fedakârlıklar gerektiğine, iyiliğin iyilik olarak bize geri döndüğüne inanıyorum. 1999 yılında AKUT’a bu düşüncelerle katıldığımda böyle büyük bir deprem felaketi ile karşılaşabileceğimi düşünememiştim. İlk aylarım yoğun geçen eğitim dönemi ile yorucu ama bir o kadar da keyifli geçti. Kendisi gibi düşünen, karşılıksız zaman ve güç sarf edebilen insanların varlığını görmek, birlikte ekip halinde çalışmak müthiş bir tatmin duygusu yaratıyor insanda.

Ağustos ayında ise daha önce aldığımız eğitimlerin, hiç tahmin edemeyeceğimiz kadar zorlu sınavı ile karşı karşıya kaldık. İlk gün Avcılar’da, sonraki 10 gün ise Değirmendere’de çalıştım. Bu dönemin sonunda uykusuzluk ve yorgunluktan verimli olamayacak hale gelmiştim. Enkazlara arabayla ulaşırken küçük kazalar yapmaya başlayınca artık dönmem gerektiğini, bundan sonra İstanbul’daki AKUT merkezde daha verimli çalışabileceğimi düşündüm. Ayağında ciddi bir enfeksiyon sorunu olan İlker ve hemen hemen hiç dinlenmeden çalışan ve el ve kollarında derin yaralar açılan İskender ile birlikte İstanbul’a döndük. Döndüğümüzde yeni bir şok yaşadığımızı hatırlıyorum. Her şey olabildiğince normal görünüyordu ancak buna adapte olmak bizim için bir hayli zor olacaktı. Biz asla eskisi gibi olmayacaktık, bunu hissediyordum. Yaşadıklarımız bize karşilıksız olarak manevi ve fiziksel emek vermenin, bu emeğin karşınızdakiler için hayati öneme sahip olmasının sonsuz iç huzuru ve tatmin duygusununu vermişti. Bu duyguyu tanımlamak oldukça güçtü.

Orada yaşadığım, asla kimseye anlatmak, paylaşmak istemediğim anılarım var. Artık hemen hemen hiç ağlamıyorum… Herhangi birşey karşısında duygulanıp gözlerim yaşarmıyor… Daha önce farkında olmadığım bir irade ve dayanma gücüne sahip olduğumu hissediyorum.

Artık AKUT bambaşka bir yerde. En büyük ödül olan halkın sevgisini ve güvenini kazanmış büyük bir sivil toplum örgütü. Biz de buna layık olabilmek için AKUT misyonunu ve etik değerlerimizi büyük bir hassasiyetle korumak zorundayız.

İşlerim nedeniyle eğitim ve operasyonlara katılamıyor olsam da Disiplin Kurulu’nda görev yaparak AKUT için çalışmaya devam ediyorum."

FATMA ÖZGEN
(Mali ve İdari İşler Bölüm Sorumlusu)

"2001 yılında AKUTun Mali ve İdari İşler Bölümü'nde profesyonel olarak çalışmaya başladım. Kurumdaki ilk günlerimde, hiçbir karşılık beklemeden özel zamanlarını buraya ayıran çeşitli kademe ve branşlarda olan gönüllülerin özverili çalışmaları beni büyülemişti. Şimdi ben de çoğu zaman profesyonelliğimi unutup adeta gönüllü olarak çalıştığım, bu yüce kurumun çatısı altında olmaktan ve gönüllü arkadaşlarımızla aynı amaca hizmet etmekten son derece mutluyum.

Derneğimizin güncel iletişim trafiğinin hemen hepsi benim üzerimden ilerliyor. Gelen iç ve dış talepleri bu yoğun trafik içerisinde doğru zamanda doğru noktaya ulaştırmanın hassasiyetinin bilinci ile ve gönülden yaklaşımımla iş yükü ne kadar ağırlaşsa da bir yorgunluk yaşamıyorum. Kurumumuzun misyonu doğrultusunda yaptığı tüm gönüllü çalışmalarında bir parça katkımın olması benim için değeri biçilmez bir mutluluk.

Sürekli göz önünde olan kurumumuz, mali konularda şeffaflığı ön planda tutmaktadır. Bu sebeple kayıtların Dernekler Kanunu'na uygun olarak tutulması, mali tabloların düzenli olarak hazırlanıp her yıl dışarıdan bağımsız denetçilere denetletilmesi ve gelen bağışların resmî web sayfamızda ilan edilmesi konularında da Mali ve İdari İşler Bölümü olarak ayrı bir hassasiyetle çalışmaktayız."

GÜÇLÜ UZUNALİOĞLU
(AKUT Rize Ekip Lideri)

"Karadenizin doğu ucunda, Rize’de doğup büyüyen, eğitimini bölge dışında tamamlayıp iş hayatını yine bölgede sürdüren bir grubumuz oluştu. Bu grup boş zamanlarında bir araya gelmeye, birlikte bir şeyler yapmaya (doğa sporları, çevre temizliği vb.) başladı. Bir süre sonra bölgeye, ülkeye ve tüm dünyaya sistemli, bilimsel ve sivil şekilde katkıda bulunma ihtiyacı hissedildi. Bu ihtiyacı karşılayacak en doğru yerin AKUT olduğu kanısı uyanmaya başladı. Çünkü gönüllülerden oluşan ve karşılıksız yardımı ilke edinen bir yapısının olduğunu, faaliyet gösteren diğer birimlerdeki bazı arkadaşlardan öğrenmiştim. Bir de 17 Ağustos Depremi’ndeki başarıları, tüm kamuoyu gibi bende de ilgi uyandırmıştı. Bütün bunların etkisi ve değişik birimlerindeki insanlarla olan ilişkilerim de birleşince AKUT adresine yönelmek kaçınılmaz oldu.

AKUT Rize Ekibi 05.07.2007 tarihinde, 13. birim olarak Rize’nin Fındıklı İlçesinde kuruldu. Bölgede oluşması muhtemel sel, heyelan gibi doğal afetler ile yöremizde son yıllarda artan doğa sporları faaliyetlerinde meydana gelebilecek kazalara müdahale etmek, aynı zamanda bölgemizdeki halkın birçoğu yaylacılık ile uğraşmakta olup, bu zamanlarda meydana gelebilecek olumsuz durumlarda yardımlarına koşarak gerekli sağlık kuruluşlarına ulaştırmak ve yerinde müdahale etmek amacı ile faaliyetine başladı. 

AKUT Rize Ekibi’nin hedefi, AKUT’un kazandığı saygınlığı ve ilkeleri koruyarak, meydana gelebilecek doğa olaylarında, kazalarda, yangınlarda, kaybolma vb. olaylarla ihtiyaç duyulan her alanda, her zaman yüksek bilgi birikimiyle ve çağın gerektirdiği bilimsel bütün işlevleri ile olay yerinde bulunup gerekli müdahaleyi yapmak. Bununla beraber bölgedeki herkes tarafından AKUT burada var, bizim ihtiyacımız olduğunda her zaman yanımızda olacak, güvenilir ve işin uzmanı bir ekiptir olgusunu yerleştirip, sürekliliğini sağlamaktır.

AKUT Rize ekibinin kurulmasından kısa bir süre geçmesine rağmen bölgede tanınmaya insanlar tarafından ilgi görmeye başladı. İlk olarak duyanların söylediği en çok şey; “AKUT burada da mı var, ne güzel.” Daha sonra; “telefonu var mı, bende yardım etmek istiyorum, bunun bir eğitimi var mı, şimdi hepiniz gönüllü mü çalışıyorsunuz, dağcılık sporu ile mi ilgileniyorsunuz” vb. gibi sorular, olumlu bir yaklaşım içerisinde sürekli olarak sorulmaktadır. Her geçen gün de pozitif tepkiler artarak devam etmektedir. Bu ilgi bizi memnun etmekle birlikte, bize ağır bir sorumluluk yüklediğinin farkında olarak faaliyetlerimize devam etmekteyiz."

HAKAN ERTAN
(Operasyon Analiz Birimi Sorumlusu)

"Biz olabilmek altın üçlü. Dil, din, ırk, renk ayırımı olmadan insan hayatına yardım eli uzatabilmek, yaşamın verileri ile milli takım ruhuyla, orkestra mantığıyla üretebilmek muhteşem bir gurur ifadesidir. Bu duyguya gelin siz de ortak olun. Hayatta lütfen kendiniz için bir iyilik yapın nefes alın çünkü yaşamak için yaşatmak gerekir.

Bazı şeylerin kıymetini anlamak için kaybetmeye gerek kalmasın. Sevgi hamuruyla yaşam pınarının suyuyla bir şeyler yapmak için; İsteyeceksin, İnanacaksın, Güveneceksin, Çalışacaksın!

Her zaman için ne verebilirim diye düşünmeli, o zaman huzur dolu o anı yaşamanın keyfini tadabilirsin. Hayatı yaşarken her şeyin ayrı bir tadı var; duyarken bile görebilmeli, bakmasını bilen gözün anlam ve ifade tarzı var. Ne yapabilirim diye düşünmeli insan, bazen de sessiz kalıp gözlem yapmalı. Zaman hayatın ta kendisi bunu pozitif hale dönüştürmeli, iyi düşünmeli, hoş görülü olmalı. Özgüven çok önemli. Ben insan olabilmeye çalışıyorum sabırla sevgiyle, nefes aldıkça da devam edeceğim. Bir nefes aldıkça hayata anlam katan anlar vardır. Gelin bunları değiştirin bu olabilir mi rastlantıdır insanı ortaya koyan. Birbirimize güler bir yüz ile hoşumuza gidecek iki çift güzel söz bahşetmek bu kadar zor mudur. Hayatta kusur görmeden sevmesini öğrenmek gerekir. Bir şeyler öğrendikçe hiçbir şey bilmediğimi düşünüyorum.

Tıbbi lojistik birim üyesiyim. AKUT bölge birimleri ile AKUT merkez yönetim kurulu arası yazılı ve sözlü ihtiyaçlarına köprü olabilmeye çalışıyorum. Yaşamda ürettiğiniz sürece başarınız her zaman kalıcı olur. Lütfen sakın ola zamanı boşa geçirmeyin çünkü zaman hayatın ta kendisidir. Hakan Ertan iyi günler diler."

MEMET TANRISEVER 
(AKUT Kurucu Üyesi, AKUT Eğitmeni)

"Diğer altı kurucu ve kurucu olmayan, ancak bizimle birlikte çalışmalarımıza katkıda bulunan arkadaşlarımla beraber, AKUT Arama Kurtarma Derneği’nin yapısını oluşturmaya başladığımız Kasım 1994'ten bu yana, AKUT’taki temel görevim,
arama-kurtarma konusu ile ilgili eğitimlerin hazırlanması ve uygulanması çalışmaları oldu. Bu çalışmalar, eğitimlerin ve ilgili doküman ve malzemelerin hazırlanması, standartlarının düzenlenmesi, eğitimlerin verilmesi ve/veya koordine edilmesi ya da ilgili tatbikat gibi uygulamaların planlanması gibi birçok alt başlık içeriyor. 
Farklı illerimizdeki ekiplerimiz kendi eğitimlerini, kendi sorumlulukları altında düzenlemekle beraber, AKUT’un kürüm kültürü ve eğitim disiplinini ülke geneline homojen olarak yansıtmak da görevlerimin bir parçası. Eğitim programına bağlı olarak hangi sorumluluğu üstleneceğim ise programa, görev dağılımına ya da yetkinlik miktarıma bağlı olarak değişkenlik gösteriyor.

2000 yılında, sonraki süreç için arama-kurtarma konularında ülkemizde karşılaşılabilecek en önemli zorluklardan birinin standart eksikliği olabileceğine dair bir öngörümüz vardı. Bu amaçla o günden itibaren sürdürdüğümüz çalışmalarla standart hazırlanması konusunda oldukça önemli ilerlemeler kaydettik. Sonuç olarak bugün; hem TSE ile doğrudan yürüttüğümüz çalışmalar oldukça ilerledi, hem de resmi kurumlarımızın desteği ve ilgili diğer STK’ların katılımı ile bu konudaki iletişim arttı. Ulusal standart hazırlama konusunda özellikle geçtiğimiz dönemde yürüttüğümüz çalışmalara ve bugün gösterilen tüm çabalara istinaden, önümüzdeki süreçte ülkemizin bu konuda birçok çok önemli standarda sahip olacağını memnuniyetle söyleyebilirim.

Bu tür bir çalışmanın ülkemiz açısından avantajlarını sıralamak gerekirse; standart çalışmalarının tamamlanması ile acil durum ve afet yönetiminden sorumlu kurum ve mercilerin kaynaklarını tanımlaması (arama ve kurtarma branşları, ekip ve personel yeterlilik seviyeleri vb.) sağlanacak; arama-kurtarma ekiplerinin kendilerini geliştirmeleri için bir kılavuz yapısı oluşturulmuş olacak; eğitim kaynaklarının bir bütünlük sağlaması temin edilecek; eğitim tesisleri, kaynakları ve eğitmenlerin sayısı, yeterlilik ve gereklilik sağlanacak; eğitim yapısının ulusal bütünlüğü bozulmadan artabilecektir."

NEDİM URCAN
(AKUT Niğde Ekip Lideri)

"Yıllar önce, bir avuç diyebileceğimiz dağcı, bilgi ve tecrübelerinin ışığında dünya ülkelerinin birçoğunda hızla gelişmekte olan doğa sporlarının bir gün ülkemizi de etkisi altına alacağını görebildiler. O dönemlerde az sayıda insan dağlarda tırmanıyordu. Günümüzün ağır iş ortamı, çevre şartlarının olumsuzluğu insanları boş zamanlarında doğal ortamlarda bulunmaya ve sağlıklı bir yaşam kalitesi bulmaya zorlamakta. Dağların sağlıklı ortamı ve doğada bulunma ihtiyacı gün geçtikçe bu sayıyı artırmakta. Buna paralel olarak dağlarda meydana gelebilecek kazaların da artış göstermesi kaçınılmaz bir sorun olarak karşımıza çıkıyor elbette...

Niğde bölgesi coğrafi konumu gereği teknik tırmanışlara, günübirlik ve kamplı olarak yapılan doğa yürüyüşlerine, kuş gözlemciliğine çevresinde bulunan Aladağlar, Bolkar Dağları, Erciyes ve Hasandağı gibi dağlara çok yakın olması nedeni ile ev sahipliği yapmakta. Tabi ki dağlarda bulunan yerli ve yabancı insanların sayısının artması sonucu meydana gelen dağ kazalarındaki artış Niğde Bölgesini yakından ilgilendiriyor. Dolayısı ile ülkemizde ve dünyanın herhangi bir yerinde zor durumda kalan insanlara bir şekilde yardımcı olmaya çalışan gönüllü yüreklere sahip AKUT, bir elini de Niğde Bölgesine uzatarak, tam desteğini ulaştırdı. Dağ arama kurtarma faaliyetleri dağların zor koşullarında, bazen 3000 m. yükseklikte, bazen -30 derece soğukta gerçekleştirilen ve kısa sürede tamamlanması oldukça zor olan faaliyetler. Kimi zaman bir kaya tırmanıcısına, kimi zaman da uzak ülkelerden gelen bir kuş gözlemcisine yardım gerekmekte. İçerisinde barındırdığı karmaşıklık ve zor koşullar gereği, olaylara müdahale edebilecek ekibin yapısı mutlaka üst düzeyde olmalı.

İşte AKUT Niğde Ekibi 8. ekip olarak bu bilgi ve tecrübenin artık bölgede bulunduğuna inanan Yönetim Kurulu’nun kararıyla kuruldu. Bizler ülkemizi seven, ülkemizde ve dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan insanlara ihtiyaç duyduklarında, elimizi şartlarımız ne olursa olsun uzatmaktan çekinmeyen Mustafa Kemal ATATÜRK’ün evlatlarıyız. AKUT’un bir kolu Niğde’de herhangi bir nedenle ihtiyacı olan insanları kucaklamaya hazır artık. Amacımız amatör bir zihniyet ve dünyadaki en güçlü şey olan gönüllü yüreklerimizle ayırım gözetmeksizin insanların dertlerine ortak olmak ve yardım edebilmek..."

RAGIP PİRSELİMOĞLU
(AKUT Trabzon Ekip Lideri)

"Aslına bakarsanız 1995 yılında başladı bizim maceramız. Trabzon Doğa Sporları İhtisas Kulübü kısaca TRADOST olarak. Her zaman kısaltmamızdaki dost kelimesinin anlamını öne çıkarmaya çalıştık. Doğa dostu olduk, insan dostu olduk. İnsanları aramıza kattık ve dağları, yaylaları gezdirdik. Doğu Karadeniz’de gezmedik yayla, tırmanmadık tepe bırakmadık desek yeridir. Zamanla bu uğraşımızı biraz daha profesyonelleştirelim istedik. Yüksek irtifa tırmanışları düzenledik. Kulübümüz üyeleri Türkiye’nin sayılı dağlarına başarılı tırmanışlar gerçekleştirdi. Artık dağcı yetiştirir bir kulüp haline geldik. Federasyon eğitimleri v.s. gibi eğitimlerle bilgilerimizi geliştirdik pekiştirdik.

Ta ki bir gün AKUT ile tanışana kadar. İlk olarak Gölcük Depremi’nde duyduğumuz AKUT’a var olan sempatimiz, sevgili Nasuh’un bizleri kırmayarak katıldığı çeşitli kulüp etkinliklerimizle daha da artmaya başladı. Bir gün bize AKUT’un büyüme ve yurt sathına yayılma fikrinden bahsettiğinde, aslında üye profilimiz dolayısıyla çok iyi bir altyapımızın olması ve bölgeyi iyi tanıyan, süratle müdahale edecek yeteneklere sahip kadromuzun salt sportif amaçla yaptıkları etkinliklere böylesi insani bir amacı da eklemek bizleri fazlasıyla heyecanlandırmıştı.

Başlarda bizlere ürkütücü gelip, altından kalkamayız düşüncesi oluştuysa da kafamızda, biraz düşününce böyle bir organizasyonun bizim bölgemizde de elzem olduğuna karar verdik. Tam bu ikilem içerisinde olduğumuz günlerde Memo’nun yaptığı SARTECH Eğitimi (Arama Kurtarma Teknisyeni) çağrısıyla artık tereddüte yer olmadığını ve boşa geçireceğimiz her günün Karadeniz’de malesef can kayıplarıyla sonuçlanan birçok felakete müdahale edememek olduğunu düşünerek işe giriştik.

Kulübümüzden 6 kişilik bir ekibi Marmaris’te düzenlenen SARTECH 3 eğitimine yolladık. Müteakip zamanda Trabzon’da, Kocaeli Biriminden arkadaşlardan TAMT eğitimi aldık ve eğitimlere hızla devam etmekteyiz…

Özellikle yaylalarda kaybolma, yoğun yağışlar sonrasında sel ve heyelan vakalarının çok olduğu bölgemizde bugüne kadar eksikliği hissedilen arama ve kurtarma konusunda, rüştünü gerek Türkiye’de gerekse dünyada ispatlamış olan AKUT çatısı altında bu faaliyetleri yürütmek bizim için ayrı bir onur olacak.

Bugüne kadar AKUT’un sergilediği tavır ve davranışlar, bizim yıllar önce doğa ve insan dostu olmak için çıktığımız yolla kesiştiği içindir ki; AKUT TRABZON dedik."

ŞENOL DURMUŞ
(Yönetim Kurulu Üyesi)

"GÜNEŞİN SOFRASINDA YAŞAMIN BİLİNCİNE YOLCULUK... Düşünceyi düşünmek ama etrafına bakarak düşünmek, hasatı dilin ucundadır. Asırlar öncesi “üstat” Aşkale’nin dağlarında bunu söyler; “Bil düşünceni, söz bulursa beden olacak!”

Bir düşünceden yola çıktık, akılla zekanın engelleri arasında bu günlere geldik, bilmediler ki enerjinin asla bloke edilemeyeceğini, asla yılmadık nice meşakkatlere maruz kalsak da. ATA’mızın izinden yol aldık, daha çok uzun yolumuz var. 

Yaşamın bilincine olan yolculuğumda AKUT çok ama çok geniş bir basamakta yer aldı, almaya da devam ediyor. Kültür taşıdım yılmadan, yorulmadan. Aşkla ve sevgiyle gönüllü olduğum bu kurumda da buna devam ediyorum. Her adım attığımda ekosistemin değişimini gördüm, onun yanı sıra kültür de değişiyordu. Eskimiş düşünce tortularıyla, ikinci el düşüncelerle Anadolu insanını bloke ettiler. Şehirdeki yaşam şarlatanları, onlara akıl oyunları oynadı ama Anadolu insanı gönlünde saklı tutmadığı o sevgiyi, aşkı hep ortaya koydu. Afetlerin ne kadar doğal olduğunu onlara aktarmadılar. Bizler bir avuç Anadolu gönüllüsü afetlerin doğallığını var gücümüzle anlatmaya devam ediyoruz. Bizler gibi dünyanın da yaşadığını, bu yaşamın koşulları, kaideleri olduğunu sadece anımsatmak için yıllardır hep kültür taşıyoruz.

Annemin bana bir sözü vardı; “Erken git işine, ekmek değer dişine.” Her sabah kulağıma küpedir, erkenden yol aldım Anadolu yollarında. Ne meşakkatler yaşadım, yaşacağım ama yılmadan, yoldaki basamaklara gönül koyarak...

Bir yaşlı beden düşünün köşe başında durur bedenine destek almış bastonundan. Kısa sürse de tanışmamız bana bir şiir okur. Anladım yaşamı damıtarak yazdığını. O şiirden çok önem verdiğim bölümden kısa bir alıntıyı sizlere aktarmak istiyorum.

Düşündük, Düşündüğümüzü anladık...
Düşledik, Düşlediğimize vardık...
Bildik, Bildiğimize sevindik...
Şuurlandık, yüceldik, insan olduk... 


Yaşamın ne kadar kutsal olduğunun hepimiz az çok bilincindeyiz. Işık düşmeden enkazlara nidalar geldi kulağıma, yaşlı bir beden korkudan kokular salmış etrafına. İri bedenimle dar hayat üçgenlerinden yanına ulaştım, uzattı elini bana yaşama sarılırcasına. Oradan çıktık gün ışığına ve bana der ki; “ne söyleyeceğimi bilemiyorum yeğenim.” Bende; “söyleme” dedim, “bir şey söyleyeceğin ve duyacağım cehaletimiz olur, haydi yaşam seni bekler” dedim ambulansa koyup sağlıklı koşullara sevk ettik... (Düzce Depremi - Kaynaşlı)

Güneşin sofrasında yaşamın bilincine olan yolculuğumuzda her kim ne öğrendiyse, ne öğrenecekse cehaletini öğrenecektir ama gönülde saklı duran o kutsal enerjiyi bir açığa çıkardı mı insan, değmeyin o zaman yaşamın kutsal akışına. Akıl, zeka, duyular şaşa kalır. Üstat doğru demiş zamanında “cehalet bilgeliktir.”’ Bir beden gibi bir arada olmalıyız, seyre dal hasatı o zaman. AKUT’ta biz bunu başardık...

Sevgi ışığınız daim olsun..."

TOLGA GÖZÜM
(AKUT Eğitim Bölümü Sorumlusu/AKUT Marmaris Ekip Lideri) 

"Nasuh Mahruki’nin Everest tırmanışından sonra tanıştım AKUT fikriyle. Dağlarda kaza geçiren arkadaşlarımıza daha organize bir şekilde yardımcı olabilmek amacıyla bir arama-kurtarma derneği kurmayı planladıklarını söylüyordu. Çok heveslenmiştim. Zaten üniversitede de dağcılık aktivitelerine başlamış olduğumdan konu çok ilgimi çekmişti.

1999 Marmara ve Düzce Depremleri… Dağlarda kaza geçiren arkadaşlarına yardım etmek amacıyla kurdukları derneği bu kadar kısa bir süre içerisinde afetlerde de faaliyet gösterecek, hayat kurtaracak seviyede bilgiye ve eğitime sahip bir hale getirmişlerdi. Ben de oradaydım, Marmaris’ten iki arkadaşımla birlikte. Özellikle Gölcük Depremi’nde bir enkazdan bir enkaza koşturuyordu AKUT ekipleri. Arama-kurtarma konusunda çok büyük bir açık vardı ve hiç kimse ne yapacağını bilmiyordu. Ama Düzce’de durum farklıydı, bu büyük tehlikenin varlığı kabul edilmiş ve Marmara’da yaşananlardan sonra yapılması gerekenler farkına varılmış ve harekete geçilmişti. Yani AKUT 3 sene içerisinde dağlarda kurtarma yapmanın yanı sıra Türkiye’nin özellikle depreme karşı ne kadar hassas bir durumda olduğunun farkına varmış ve gerekli önlemleri almış, gerçekten bu hazırlıklardan sorumlu olması gerekenlerin ise görevleri hatırlatılmıştı, artık onlar da oradaydılar. Düzce Depremi benim arama-kurtarmaya bakışımı olgunlaştıran bir süreçtir ve hatta hayata bakışımı da değiştirmiştir. Kurtarılmasında 200'ü aşkın AKUT gönüllüsünün emeğinin geçtiği 3 kişilik ailenin en ufak çocuklarını enkazdan çekip çıkartmak ne mutlu ki bana denk gelmişti. O an neler hissettiğimi anlatamazdım ama artık anlatabilirim…

2000 yılında AKUT Antalya Ekibi’ne bağlı olarak Saklıkent Kanyonu’nda 4 gönüllü ile yaptığımız bir arama-kurtarma operasyonu akabinde, 2001 yılında AKUT Marmaris ekibini kurduk ve bugünlere geldik. 2007 yılı itibariyle orman yangınlarından tutun kanyondan insan kurtarmaya kadar 130'u aşkın tane operasyona çıktık. Şu anda Marmaris’te 30 kişilik kadromuzla çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz.

Telefonumu kapatamıyorum, herkesin Marmaris dışına çıkarken bildirmesi ve gerekli anahtarları teslim etmeleri gerekiyor. Birileri telsizleri devamlı kontrol ediyor, birileri araçları devamlı hazır tutmaya çalışıyor. Malzemelerin bakımları yapılmalı, eğitimler düzenlenmeli… vb. Sanırım bu iş ancak, özellikle Marmaris’te, pazar günleri deniz kenarında şezlongda oturup denize girmeyi ve dinlenmeyi sevmeyip sabahın üçünde uyandırıldıktan sonra, ertesi gün 50˚ sıcakta, çalıların içerisinde arama yapmaktan hoşlanan kişiler tarafından yapılabilir. Aslında biz hep buyduk; AKUT yolu açtı. Ertesi gün iş varken gece 23.00’da "arazi araması çalışalım" diye tutturan adamlardan başka ne beklersin...

Mağarada 13 saat mahsur kaldıktan sonra kurtardığımız iki kişi vardı. Biz başımıza gelen olaylardan hâlâ yaşıyor olabilirler ihtimalini göz ardı etmemeyi çoktan öğrenmiştik. Herkesin ölmüş olduğunu düşündüğü bu insanların yaşadıklarını dışarıda bekleyen insanlara bildirdiğimizde çıkan sevinç çığlıklarını duydum ya, sonuna kadar buradayım artık..."

VEYSEL AKSOY
(AKUT Bingöl Ekibi Müteveffa Lideri)

"Bingöl AKUT Ekibi 10 Kasım 2002 tarihinde Bingöl ilinde kuruldu. Bingöl AKUT olarak bölgede bulunan tek gönüllü kurtarma ekibi olduğumuz için sorumluluk alanımızı sınırlandırmadık. Bugün için 47 kişilik ekibimiz ile aklınıza gelebilecek her türlü olumsuz koşullarda vatandaşımızın yanında olmaya çalışıyoruz. Depremde de, selde de, karda kışta köylerinde hasta bir şekilde umutsuzca, çaresizlik içinde kıvranan vatandaşımızın yanında da, çığda da, trafik kazalarında da, yani her türlü olumsuz şartlarda 4 doktorumuz, 2 hemşiremiz, 3 sağlık memurumuz ve de çok büyük duyarlılık gösterip aktif olarak bizlere katılan Bingöl Vali yardımcımız Sayın Hayati TAŞTAN ile birlikte insanlık görevimizi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz.

Kış bizim için tabi ki çok şey ifade ediyor. Buraların kışı çok zor ve çetin geçer, böyle olunca da hemen hemen tüm köy yolları kapanır ve köylerinde hasta halde bekleyen hastalara ilk yardım ve hastaneye ulaştırma yine AKUT Bingöl Ekibine düşüyor. Hal böyle olunca çok zor koşullarda Kar Motorumuzla ortalama her yıl 25 operasyonumuz oluyor. Bu hastaların içinde doğum hastası da oluyor, diyalize bağlanması gereken böbrek hastası da, diğer hastalar ve yaralanmalar da. Bu güne kadar şükürler olsun ki vukuatsız bir şekilde görevimizi her seferinde yerine getirdik

Sevgiyle yoğruldu hamurumuz umutla mayalandı, önce yaşam adına geldik bir araya, andımız adamaktı, ne zaman, ne şekilde ve her nerede olursa olsun! Adamaktı umut adına.

Umut; Bazen kar motoruyla ulaşmakta zorluk çektiğimiz yine de yılmadan müthiş ekip ruhumuzla birleşip çıktı karşımıza. Kar demeden, kış demeden ulaşmaya çalıştık; yüreklerinde çaresizliği kabul etmiş insanlara… Umut; Bazen de trafik kazalarında takip ettirdi izini, insanlarımız yardım beklerken isyanlar, pişmanlıklar ve ihmalkârlık teslim etmişti trafik canavarına, ancak rotasını değiştirmekse kuvvet, doğan beraberliğimizden geldi ekibimizin. Dualar, teşekkürler ışık tuttu yolumuza. Umut bu kez göçük altına gizlenmişti, düşünebiliyor musunuz yardım eli bekleyen gözleri…

Ve umut 1 Mayıs 2003 sabahında, dahası henüz sabaha gözlerimizi açmadan görünüverdi, o büyük Bingöl Depremi’nde. Bizlere büyük görev düşüyordu, hem de görevlerin en mukaddesi. Bir can değil, birçok insanın hayatı tehlikedeydi, bu kez daha atik, daha pratik ve daha dayanıklı olmalıydık. Nitekim AKUT olarak bir an önce koştuk koordineli bir şekilde umudu, enkaz altında bekleyenlerin yardımına. YİBO’daki minik yavrular bir iki görünürken, gözlerinde kaybolmaya an kalmış sevinci görmeliydiniz.

“ÇARESİZLİK ALIN YAZISI OLMAMALIYDI VE TEK YÜREK OLMAK ESASTI” dedik ve o çirkin çimentoların altından kurtardık insanlarımızı ve gördük ki; bazen küçük bir çocuğun gözyaşları ıslattı yüreğimizi bazen de ihtiyar bir amcanın duaları sağlamlaştırdı adımlarımızı…

69 cankurtaran ekibimize, 19’u Bingöl depreminde diğerleri ise umudun diğer aşamalarında çıkmıştı karşımıza.

Biz ise; çığ demedik, don demedik İBRAHİM’iyle, AHMED’iyle ve MEHMET’iyle baş koyduk bu yola.

Tekimizin varlığıysa diğeriyle anlam, diğeriyle hayat buluyordu mutlaka. Ve mayamızın iyi oluşu ise insan oluşumuzun vermiş olduğu o koskoca özveriyle bir kat daha sağlamlaştırıyordu varlığımızı…

Bu bağlamda ekip çalışmasına inanıp bu bölgedeki insanlarımızın derdine derman olmaya çalışmak adına AKUT Ekibinin kurulmasına vesile olan değerli insan Nasuh Mahruki’ye, AKUT Yönetim Kuruluna ve de ilimizde her zaman yanımızda yer almaya çalışan, desteklerini hiçbir zaman eksik etmeyen sayın Valimiz sayın Vehbi Avuç olmak üzere herkese teşekkür eder, saygılar sunarım."

YILMAZ SEVGÜL
(Eski 2. Başkan/AKUT Antalya Ekip Lideri) 

"1999 yılında AKUT’un İstanbul dışındaki ilk ekibini Antalya’da kurduk. Zaman içerisinde çalışmalarımız ve başarılarımızla, İstanbul dışında ekiplerin kurulması için iyi bir örnek olduk. Dağ ve sel arama-kurtarma konularında sistemli eğitimler geliştirdik ve bu doğrultuda dağ arama-kurtarma perspektifini de genişleterek öncü rolü üstlendik.

Üyelerimizin %80’i Akdeniz Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu öğrencileri, öğretim elemanları ve Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden oluşuyor. Genelde öğrenciler ağırlıkta olduğundan son derece dinamik ve hızlı bir yapıya sahibiz.

Turizm bölgesi olmamız nedeniyle operasyonlarımızın yoğunluğu turistlere dayalı. Bölgemize gelen yerli ve yabancı turistler doğa sporları ağırlıklı aktiviteler yapıyorlar. Dolayısıyla Batı Toroslar Bölgesinde kaçınılmaz olarak dağ kazaları, kayıplar, düşmeler, kanyona mağaraya girip çıkamama gibi sorunlar meydana geliyor. Bunlara ek olarak az da olsa kırsalda yaşayan bölge halkının yaşadığı sorunlar var. Antalya coğrafyasının sert olması sebebiyle avcılar, çobanlar kaybolabiliyor, yaralanabiliyor, ölebiliyor. Yöre halkı bizleri yakından bildiği için bizlere kolaylıkla ulaşıyor ve bu tür her olaya imkânlarımızı zorlayarak müdahale ediyoruz.

Ekibimiz dağ ve doğa kazaları alanında çok deneyimli. Ben 20 yıllık dağcıyım, Türkiye’de ve dünyada belli başlı pek çok dağda tırmanışlar gerçekleştirdim. 1989’dan beri dağ ve doğa kazalarıyla iç içe yaşıyorum. Bu kadar yıllık birikim ve empati sayesinde her kayıpta, kazada neden-sonuç ilişkisine dair net çıkarımlar yapabiliyorum. Hataları kolay tahmin edebildiğimiz ölçüde çözümlere de kolay ulaşıyoruz. Bu da yüksek performans ve başarı yüzdesiyle çalışmamızı sağlıyor. Zor koşullarda gönüllü olarak görev alıyoruz ve hayattan çok ilginç kesitler biriktiriyoruz."