Atatürk AKUT 20. Yıl
BAĞIŞ VE DESTEKLERİNİZ
- Mobil Ödeme
- SMS (2930)
- Banka Hesap Numaralarımız
- Diğer
AKUT'UN SPONSORLARI

GÖNÜLLÜ KALEMİNDEN AKUT


BU YAZI AKUT YÖNETİM KURULU BAŞKANI ALİ NASUH MAHRUKİ’NİN 6. KİTABI VATAN LAFLA DEĞİL EYLEMLE SEVİLİR’DEN ALINMIŞTIR.

AKUT GÖNÜLLÜLERİNİN KALEMİNDEN KENDİ DUYGULARI

Sizleri kitabımın bu bölümünde, AKUT’u var eden evlatlarınızdan, kardeşlerinizden, ağabey ve ablalarınızdan, anne ve babalarınızdan bir bölümüyle başbaşa bırakmak istiyorum. Her biri AKUT’un fikir önderi olan bu insanlar, kendilerine bağlı gönüllü olarak çalışan yaklaşık 700-750 kişilik büyük bir aileyi temsilen seçildiler. Her biri, kendi özellerinde gündelik hayatın türlü sorunları, sorumlulukları ile bir yandan mücadele ederken, bu çatı altında, tamamen gönüllü olarak ayırdıkları değerli zamanları ve emekleri ile vatanlarına, milletlerine hizmet etmenin içsel doygunluğunu, manevi huzurunu ve sonucunda sıradışı olarak nitelendirilebilecek kişisel gelişim ve büyüme süreçlerini de yaşıyorlar.

Bu ortak çabada bireyler gelişiyor, AKUT güçleniyor ve millet kazanıyor. İnanıyorum ki, duruşlarında, kelimelerinde, duygularını ifade şekillerinde bunu sizler de hissedeceksiniz.

Bu yazılar değişik zamanlarda kaleme alındığı için, bazı rakamlar veya projelerle ilgili bilgiler çelişkili görünebilir; sebebi yazıların kaleme alındığı tarihlerdir.

İşte AKUT’u AKUT yapan ve arkasındaki başarının gerçek sahipleri; AKUT’un yüce gönüllü, yiğit gönüllüleri...

 

MEMET TANRISEVER;
KURUCU ÜYE, YÖNETİM KURULU ESKİ ÜYESİ;
EĞİTİM KONULARINDAN SORUMLU

AKUT’ta ne kadar zamandır eğitmenlik yapıyorsunuz?

Diğer altı kurucu ve kurucu olmayan, ancak bizimle birlikte çalışmalarımıza katkıda bulunan diğer arkadaşlarımla beraber AKUT Arama Kurtarma Derneği’nin yapısını oluşturmaya başladığımız 1994 yılı Kasım ayından günümüze dek olan süreç içerisindeki temel görevim, arama kurtarma konusu ile ilgili eğitimlerin hazırlanması ve uygulanması çalışmaları ile ilgili. Doğal olarak bu çalışmalar, eğitimlerin ve ilgili doküman ve malzemelerin hazırlanması, standartlarının düzenlenmesi, eğitimlerin verilmesi ve/veya koordine edilmesi ya da ilgili tatbikat gibi uygulamaların planlanması gibi birçok konuyu içeriyor. Farklı illerimizdeki ekiplerimiz kendi eğitimlerini kendi sorumlulukları altında düzenlemekle beraber, tüm organizasyon genel bir prensipler yapısından oluşuyor ve dernek içinde bu konudaki genel sorumluluğu üstleniyorum. Eğitim programına bağlı olarak hangi sorumluluğu üstleneceğim ise programa, görev dağılımına ya da yetkinlik miktarıma bağlı olarak değişkenlik gösteriyor.

AKUT eğitimlerinden kimler yararlanabilir?

AKUT eğitimlerinden gerek bireylerin gerekse kurumların yararlanma imkânları var. Özellikle 1999 yılı sonrasında yapılan çalışmalar sayesinde bugün yalnızca arama ve kurtarma konularında değil, işçi sağlığı ve iş güvenliği, sosyal sorumluluk gibi konularda da eğitim, danışmanlık ya da yerinde inceleme, denetleme gibi uygulamaları da orijinal belgelendirme ile yapabildiğimizden, hizmet verebildiğimiz kesim oldukça genişledi.

Eğitimlerinizden yararlanmak isteyen kişi ve kurumlar ne yapmalıdırlar?

AKUT eğitimlerinden yararlanmak isteyen AKUT dışından kişi ve kurumların, herhangi bir problemle karşılaşmamaları için derneğe yazılı olarak başvuru yapması gerekiyor. Bunun için e-posta kullanılabileceği gibi, faksla başvuru yapma yolu da seçilebilir (+90 (212) 217 04 22).

TSE için yürüttüğünüz özel çalışma hakkında bilgi verir misiniz?

2000 yılında, sonraki süreç için arama kurtarma konularında ülkemizde karşılaşılabilecek en önemli zorluklardan birinin standart eksikliği olabileceğine dair bir öngörümüz vardı. Bu amaçla o günden itibaren sürdürdüğümüz çalışmalarla standart hazırlanması konusunda oldukça önemli ilerlemeler kaydettik. Sonuç olarak bugün; hem TSE ile doğrudan yürüttüğümüz çalışmalar oldukça ilerledi, hem de resmi kurumlarımızın desteği ve ilgili diğer STK’ların katılımı ile bu konudaki iletişim arttı. Ulusal standart hazırlama konusunda özellikle geçtiğimiz dönemde yürüttüğümüz çalışmalara ve bugün gösterilen tüm çabalara istinaden, önümüzdeki süreçte ülkemizin bu konuda birçok çok önemli standarda sahip olacağını memnuniyetle söyleyebilirim.

Bu tür bir çalışmanın ülkemiz açısından avantajlarını sıralamak gerekirse öncelikle şu konular göze çarpacak gibi görülüyor:

  • Standart çalışmalarının tamamlanması ile, acil durum ve afet yönetiminden sorumlu kurum ve mercilerin kaynaklarını tanımlaması (arama ve kurtarma branşları, Ekip ve personel yeterlilik seviyeleri vb.) sağlanacak,
  • Arama ve kurtarma Ekiplerin kendilerini geliştirmeleri için bir kılavuz yapısı oluşturulmuş olacak,
  • Eğitim kaynaklarının bir bütünlük sağlaması temin edilecek,
  • Eğitim tesisleri, kaynakları ve eğitmenlerin sayısı, yeterlilik ve gereklilik
  • anlamında eğitim yapısının ulusal bütünlüğü bozulmadan artabilecektir.

 

DEMİR KARDAŞ;
ESKİ 2. BAŞKAN

1998 yılında gönüllü olarak girdiğiniz AKUT’ta 5 yıl 2. Başkanlık görevini sürdürdünüz, Yönetim Kurulu’nun yaşça en büyük temsilcisi olarak AKUT’u nasıl tanımlıyorsunuz.

Gönüllülük kavramının önde olduğu derneğimizin üyeleri; bu kavramı tanımlarken ülkesine hizmet edebilmeyi ve bizleri yetiştirmiş olan bu ülkenin bir ferdi olarak kişisel sorumluluklarının farkındalığı içerisinde kendi imkân ve kabiliyetlerini AKUT ailesinin gücüne katarak çoğaltmayı, büyük bir bütünün sağlam halkalarından biri olarak yurduna ve insanlığa yararlı olmayı anlamaktadırlar. Genç olanlarımız heyecanlarını, benim gibi orta yaşlı olanlarımız ise gönüllerimizi koyduğumuz bu aile, ortak bilgi ve deneyimlerin birleştiği, ilerici, çağdaş ve katılımcı düşünce ve davranışları ile toplumsal görevini yeni katılımları ile uzun yıllar devam ettirecektir.

• “Lojistik”, arama kurtarma konusunda çalışan bir ekip için nasıl bir önem arz eder? AKUT’un teknik donanımı uluslararası standartlara göre yeterli midir? Bu konudaki planlamalarınız nasıldır?

Geniş anlamdaki “destekler” içerisinden; Ekiplerin Teknik Lojistiğini anlayarak ifade etmeyi isterim. Çalışan Ekiplerin; başarılarının sonuçlarını, iş kalitelerini, hızlarını, bilgi ve beceri düzeylerini öne çıkartan; Lojistik planlama ve yapılanmalarıdır. AKUT 1996 yılından bu yana edindiği deneyimleri ile kendi ekipman envanterini ve planlamalarını kabul edilmiş standartlara ulaştırmıştır.

Çocuklar için özel bir projeniz olduğunu duyduk. Genç AKUT Gönüllüsü Projesi nedir? Biraz bilgi verir misiniz?

9-12 yaş İlk Öğretim Öğrencisi gençlerde; toplumsal sorumluluk konusunda farkındalık geliştirmek amaçlanmaktadır. Projeye katılan gençlere AKUT’un değerleri olan, gönüllülük, karşılıksız yardımseverlik, dürüstlük, güvenilirlik ve insan hayatına değer vermek konuları işlenmekte; ayrıca, saygı, sorumluluk ve empati kavramları anlatılarak; takım çalışması yapılmaktadır.

 

YILMAZ SEVGÜL;
ESKİ 2. BAŞKAN; ANTALYA EKİBİ LİDERİ

• Çalışmalarınızın en yoğun olduğu alanlar nelerdir? Ekibiniz kaç kişiden oluşuyor? Üye profiliniz nasıl?

1999 yılında AKUT’un İstanbul dışındaki ilk ekibini Antalya’da kurduk. Zaman içerisinde çalışmalarımız ve başarılarımızla dış ekiplerin oluşması için iyi bir örnek olduk. Dağ ve sel arama kurtarma konularında sistemli eğitimler geliştirdik ve bu doğrultuda dağ arama kurtarma perspektifini de genişleterek öncü rolü üstlendik.

Üyelerimizin %80’i Akdeniz Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu öğrencileri, öğretim elemanları ve Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden oluşuyor. Genelde öğrenciler ağırlıkta olduğundan son derece dinamik ve hızlı bir yapıya sahibiz.

Turizm bölgesi olmamız nedeniyle operasyonlarımızın yoğunluğu turistlere dayalı. Bölgemize gelen yerli ve yabancı turistler doğa sporları ağırlıklı aktiviteler yapıyorlar. Dolayısıyla Batı Toroslar Bölgesinde kaçınılmaz olarak dağ kazaları, kayıplar, düşmeler, kanyona mağaraya girip çıkamama gibi sorunlar meydana geliyor. Bunlara ek olarak az da olsa kırsalda yaşayan bölge halkının yaşadığı sorunlar var. Antalya coğrafyasının sert olması sebebiyle avcılar, çobanlar kaybolabiliyor, yaralanabiliyor, ölebiliyor. Yöre halkı bizleri yakından bildiği için bizlere kolaylıkla ulaşıyor ve bu tür her olaya imkânlarımızı zorlayarak müdahale ediyoruz.

Ekibimiz dağ ve doğa kazaları alanında çok deneyimli. Ben 20 yıllık dağcıyım, Türkiye’de ve dünyada belli başlı pek çok dağda tırmanışlar gerçekleştirdim. 1989’dan beri dağ ve doğa kazalarıyla iç içe yaşıyorum. Bu kadar yıllık birikim ve empati sayesinde her kayıpta, kazada neden-sonuç ilişkisine dair net çıkarımlar yapabiliyorum. Hataları kolay tahmin edebildiğimiz ölçüde çözümlere de kolay ulaşıyoruz. Bu da yüksek performans ve başarı yüzdesiyle çalışmamızı sağlıyor. Zor koşullarda gönüllü olarak görev alıyoruz ve hayattan çok ilginç kesitler biriktiriyoruz.

 

CÜNEYT KOPARAN;
2. BAŞKAN; ÜYE İLİŞKİLERİNDEN SORUMLU

29.04.1957 Mudanya doğumlu, Anadoluhisarı Gençlik ve Spor Akademisi mezunu, yıllarca Hentbol’de milli forma ile ülkemi gururla ve şerefle temsil etmiş, evli ve bir kız çocuğu babasıyım.

AKUT ailesine 1998 sonlarında katıldım, şu anda üye ilişkilerinden sorumlu yönetim kurulu üyesiyim.

Hayatım boyunca insanlara yardım etmeye çalışan, kavgaları ayıran, küsleri barıştıran, barışçıl, sevecen, kendi derdinden çok başkasının dertleri ile ilgilenmeyi, dostluğu, kardeşliği, yardımlaşmayı kendime ilke edinmiş bir insanım. Bu özelliğimden dolayı AKUT’ ta üstlenmiş olduğum bu görevimi, yukarıda saydığım özelliklerime paralel, tatlı sert, üyelerin dertlerini dinleyerek ve çözüm bulmaya çalışarak, onları kırmadan, yanlışlarını ikaz ederek kaybetmeye değil kazanmaya çalışarak, AKUT’u en iyi şekilde temsil etmelerini sağlamaya ve onları birarada tutmaya çalışmaktayım.

AKUT’a üye olmaya gelen insanlar güvenilir, karşılıksız yardımsever, içinde insan sevgisi olan, ülkesini seven, seçilmiş özel insanlardır, bu yüzden AKUT’un olmazsa olmaz uyulması zorunlu olan ETİK ve DİSİPLİN kurallarına uyum sağlamakta pek zorluk çekmezler. Bu kurallar ve bu kurallara azami uyum sağlayan üyelerin bilgi ve tecrübesi sayesinde, yaptığı yardımlarla, kurtardığı hayatlarla AKUT, dünyada haklı bir saygınlık kazanmış, Silahlı Kuvvetlerimizden sonra ülkemizin de en güvenilir kurumu haline gelmiştir. Halkımızın bize bahşetmiş olduğu bu şerefe ve haklı gurura, ömrümüzün sonuna kadar layık olmaya çalışacak, ülkemizin, devletimizin, halkımızın ve tüm insanlığın emrinde olmaya devam edeceğiz.

 

SAYDUN GÖKŞİN;
GENEL SEKRETER

Yönetim kurulu nasıl çalışır? AKUT’taki yapı başka vakıf ve derneklerden farklı mıdır? Bunun avantaj ve dezavantajları nelerdir?

AKUT farklı yaşlarda ve çeşitli yaşam tarzları olan insanlardan oluşuyor. İlk bakışta bu kadar farklı renklere sahip bir mozaiğin bir arada tutulması ve idaresi zor gibi gözükse de, her Ekibin ‘’insan hayatı’’ teması nedeni ile tek amaca yönelmiş olmamız her zaman aynı yöne hareket etmemizi sağlıyor, hem de gönüllü olarak. Belki de bu tılsım AKUT’u 10 yıldır geliştiriyor ve ileriye götürüyor, farklı insanların oluşturduğu farklı bir dernek olmamızı sağlıyor

AKUT Medeni Kanun, Dernekler Kanunu ve ilgili Yönetmeliklerde belirlenen kurallara göre kurulmuş ve çalışmaktadır. Arama kurtarma konusunda operasyonlar, eğitimler, toplantılar, standart yazımı konuları ile ilgili yaptığımız her işte insan hayatının ana unsur olması sebebi ile yetkin hale gelebilmek ve güncel kalabilmek konusunda yaptığımız detaylı çalışmaların aynısını kanunlar nezdinden de gerçekleştiriyoruz, bunu da gönüllü bir Ekip olarak yapıyoruz.

Yönetim Kurulu her hafta aynı gün ve saatte, dernek merkezinde, katılmak isteyen tüm üyelerimize açık olarak bir gündem ile toplanır, görüşülen konular ve alınan kararlar toplantı tutanağı ile tüm üyelere e-posta aracılığı ile ertesi günü iletilir. Tüm devam eden işler ve projeler gündemde yer alır ve sona erene kadar toplantılarda madde olarak ele alınır. Toplantıları üyelere açık olarak yapmak sureti ile şeffaf, etkin ve demokratik bir yönetim biçimi elde ettiğimize inanıyoruz.

 

ŞEVKET KERESTECİ;
YÖNETİM KURULU ÜYESİ; SAYMAN

• AKUT ne zaman ve neden İktisadi İşletme Kurdu? Çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

AKUT İktisadi İşletmesi 2004 yılının Ocak ayında kuruldu. Özellikle milletimizin bağışlarıyla yaşayan AKUT, kendi bilgilerini çeşitli kanallarla sürekli olarak vatandaşlarımıza aktarıyordu. Bu bilgi paylaşımını bugüne dek verdiği sayısız seminerle ve eğitimlerle gerçekleştirmekteydi. Fakat ekonomik şartların ağırlığı ve AKUT’un giderek gelişen ve çeşitlenen yeni projelerine de kaynak bulma ihtiyacından dolayı, bağışların dışında da kaynak yaratma çalışmalarına başladık. Türk Milletine yardımlarımızın devamı için derneğimize yeni bir açılım olarak İktisadi İşletme konusunu geliştirdik.

Eğitimlerimizi devlet kurumları, gönüllü kurumlar ve akademik kurumlar dışındaki şirketlere bir bedel karşılığı vermek ve bunları da yasal sınırlar çercevesinde faturalamak ve bu gelirin vergilerini devletimize düzenli olarak verebilmek için kuruldu.

İktisadi işletmemiz 2004 yılında AKUT ANADOLU TIRI projemiz ile sesini duyurdu. 81 ili kapsayan projede 4 ay boyunca sponsorlarımızın da desteğiyle, 81 ilimizin tamamını ziyaret eden TIR’ımızda toplumumuzun afetler hakkında bilgilendirilmesi için özel olarak hazırladığımız 23 dakikalık bir eğitim filmi gösterildi. Valilik koordinasyonlarıyla Afetlere Hazırlık konularında seminerler verildi, AKUT’la Afetlere Hazırlık adını verdiğimiz 88 sayfalık bir kitapçık dağıtıldı ve AKUT’un 8-9 yıllık çalışmalarından derlediğimiz foto sergimiz bir milyona yaklaşan sayıda vatandaşımızla paylaşıldı.

İktisadi işletmemiz benzeri projeler için çalışmalarını sürdürmektedir. Ayrıca özel sektör kuruluşlarına Acil Durum Yönetimi konularında eğitim, danışmanlık ve denetleme hizmetleri de vermekteyiz.

Bu arada bir ilkyardım eğitim merkezi kurmak üzere çalışmalarımızı iktisadi işletme üzerinden başlatmış bulunuyoruz. Sağlık Bakanlığı onaylı sertifikalı İlkyardım eğitimlerimizi de yine aynı şekilde pek çok kişi ve kuruma vermeye devam ediyoruz.

Özel sektör dışında da talepte bulunan kamu kuruluşlarına eğitimlerimizi ücretsiz olarak da sosyal sorumluluğumuz çerçevesinde vermeye devam ediyoruz

 

AYDAN PAŞAOĞLU;
YÖNETİM KURULU ESKİ ÜYESİ; DIŞ İLİŞKİLERDEN SORUMLU

AKUT’un yerel ve uluslararası platformda işbirliği içinde çalıştığı kurumlar ve ortak projeleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

Ülkemizde arama kurtarma konularıyla bağlantılı alanlarda çalışan Türk Hava Kurumu, TRAC, İTÜ, TSK, Sivil Savunma gibi sivil toplum örgütleri, üniversiteler, devlet kurumları ile, afetlerde ve diğer zamanlarda, şehirde ve kırsalda, eğitim, tatbikat, bilgi alış verişi konularında işbirliği içinde çalışıyoruz.

1999’dan bu yana BM-OCHA’ya bağlı INSARAG (Uluslararası Arama Kurtarma Danışmanlık Grubu) üyesiyiz. FEMA, NASAR, RTA gibi kurumlardan eğitmen eğitimi ve materyal temini konusunda destek alıyoruz. Samarites (Yunanistan), Die Johanniter (Almanya), First (İsrail) ile dönem dönem ortak eğitim ve tatbikat faaliyetleri düzenliyoruz.

Ocak ayında Japonya’da düzenlenen BM Afetlerin Azaltılması konferansına katılmışsınız. Bu konferans hakkında izlenimleriniz nelerdir? Sonuçlar AKUT’un geleceğe dönük stratejilerini etkileyecek mi?

1994 yılında Yokohama’da düzenlenen “Dünya Afetleri Azaltma Konferansı”nın ardından geçen 10 yıl içinde yaşananların değerlendirildiği ve 2005-2015 döneminin hedef ve stratejilerinin gözden geçirildiği Kobe’deki BM toplantısına, DEIK Türk-Japon İş Konseyi’nin değerli katkıları sayesinde üç temsilci ile katıldık. Tsunami felaketinin güncel bir örnek olarak ele alındığı konferansta BM üye ülkelerinden devlet adamları, bilim adamları, gönüllüler, medya temsilcileri hep birlikte dünyada afetlerin azaltılarak yoksulluğun önlenmesi ve sürdürülebilir kalkınma ortamının yaratılması için gerekli adımların nasıl atılacağını tartıştık. Dönüşte de bu kapsamda ilk adım olarak bir Konferans Sonuç Bildirgesi yayınladık. Önümüzdeki dönemde, 1999’dan bu yana sürdürdüğümüz toplum bilinçlendirme çalışmalarını daha yoğun biçimde ve yükselen bir kalitede halkımızın hizmetine sunmaya devam edecek, bilgi üreten bir kurum olma yolunda ilerleyeceğiz.

• Siz Yönetim Kurulu’ndaki tek bayansınız. AKUT’ta görev dağılımında cinsiyet ayrımı yapılıyor mu?

Hayatın her alanında olduğu gibi arama kurtarma faaliyetleri ve afetler söz konusu olduğunda da olaylara kadın bakışı farklı bir boyut getiriyor. Diğer yandan kadınlar, yaşlılar, çocuklar ve engellilerle birlikte “incinebilirliği yüksek” nüfus olarak kabul ediliyor. Dolayısıyla, hazırlık, önlemler ve müdahale aşamalarında kadın vizyonunu ve duyarlılığını göz ardı etmek çalışmaları, özellikle de etki-fayda anlamında, çok zayıflatıyor. Bu nedenle, AKUT’un Yönetim Kurulu ve tüm Ekiplerinde, operasyonlarda ve merkez ekipte, mümkün olduğunca eşit dağılımı sağlamaya özen gösteriyoruz. Biz birbirine son derece bağlı ve büyük bir aileyiz.

 

YAŞAR ÖZEN;
YÖNETİM KURULU ÜYESİ;
KAYNAK YARATMA VE SEMİNER GRUBU SORUMLUSU

Sigortacılıkla uğraşıyorum. Altı yıldır AKUT üyesiyim Ağırlıklı olarak idari işlerde görev yapıyorum, ayrıca okul ve kurumlara Deprem ve Acil Durumlara yönelik seminerler veriyorum. Özellikle okullardaki seminerler çok verimli geçiyor ve kişisel anlamda bana çok katkısı olduğunu söyleyebilirim. Ögrencilerin gözlerindeki ışık ve bilgi açlığı çok hoş. Yaşamlarıyla ilgili çok önemli bir konuda onlara katkı sağlayabilecek bilgileri iletmek, gerektiğinde gelecekleri ile ilgili önemli konuları konuşmak çok güzel bir duygu. AKUT büyük ve güçlü bir kuruluş ve bu kuruma yaptığım her türlü katkı, benim en önemli yaşamsal enerjilerimden biri. AKUT hayatı gerçek anlamda yaşamamda çok önemli bir araç benim için.

• Ne tür seminerler veriyorsunuz? Halkımız bu hizmetlerinizden nasıl yararlanabilir?

AKUT yoğun olarak okullara, kamu kuruluşlarına ve özel kuruluşların çalışanlarına yönelik, acil durumlarda davranış şekilleri ve ağırlıklı olarak deprem ve diğer afetler için önlemlerin ve hazırlıkların anlatıldığı seminerler veriyor. Seminer isteyen kişi ve kurumlar Dernek merkezine müracaat ettiğinde talepleri değerlendiriliyor ve en kısa sürede talepler elimizdeki imkânlar çerçevesinde yerine getiriliyor.

AKUT’un gelir kaynakları nelerdir? Devletten destek alıyor musunuz? Kaynak yaratmada sürekliliği nasıl sağlıyorsunuz?

AKUT’un gelir kaynakları ayni ve maddi bağışlardır. Kimi zaman proje bazında, kimi zaman da ihtiyaç olan ürün ve hizmet bazında destek talep edilir, sağlanır. Bir sivil toplum örgütü olan AKUT, Devletten yardım almıyor, Devlet kaynaklarıyla değil, halkın gönüllü bağışlarıyla çalışmalarını sürdürüyor. Dolayısıyla süreklilik için en önemli olgu, destekleyici kişi ve kurumların bize duyduğu güven. Bu güvenin en üst düzeyde olduğunu milletimiz bize her seferinde hissettirdi. Bunun sürekliliği ve beraberinde kurumla oluşturulacak ortak paydalar süreklilik için gerekli.

 

ENDER BARAN;
AKUT YÖNETİM KURULU ÜYESİ; TANITIM BİRİMİ SORUMLUSU

Sevgili arkadaşım Nasuh, “bir AKUT gönüllüsü olarak kalemin neler yazar” diye sorduğunda, bende AKUT’a nasıl katıldığımı ve AKUT gönüllüsü olarak hissettiklerimi yazmak istedim.

Evet, ben de birçok insanın olduğu gibi 17 Ağustos 1999 sonrasında insanlarımız için yaptıkları ile tanıdım AKUT’u. Ülkemizi şiddetle sarsan ve ulus olarak yeterince önlem almadığımız için felakete dönüşen o tabiat olayı ile fark ettim.

Bu büyük felaketin etkilerini, depremin birkaç gün sonrasında Kocaeli’deki teyzeme yazlık çadırımı ve şirketteki çalışma arkadaşlarımızdan birinin Gölcük’teki ailesine yardım götürmek için bölgeye gittiğimde daha da yakından gördüm. En yakınlarını, tüm ailesini, bir arada yaşadıkları komşularını ve her şeyini kaybetmiş insanların çaresizlik içinde yıkılışlarını gördüm. Yardım etmeğe çalışanların çoğunun bilinçsiz ve ümitsiz gayretlerini gördüm. Bir aspirin, iki ekmek ve bir şişe suyun ne kadar değer taşıdığını gördüm.

Daha sonra televizyonlardan bir avuç AKUT gönüllüsünün, elinden iş gelen yüzlerce yardım severi organize ederek ne kadar önemli işler yaptığını gördüm. Hep içinde, arasında olmak istedim bu çabaların ama çalışma temposu ve seyahati bol işimden ötürü o günlerde daha çok fırsatım olamadı.

O acılı günlerin üzerinden 4 yıl geçtikten sonra, iş değişikliği ile birlikte karşılık beklemeden yardım organizasyonları gerçekleştiren, Atatürk devrimlerinin çizgisinde, siyasetin ve kişisel çıkarların uzağında kalan ve gönül rahatlığı ile içinde olabileceğim bir STK aramaya başladım. Benim emeklerim, zamanım benim için çok değer taşıyordu ve doğru bir kuruma hizmet etmek istiyordum. Bu amaçla birçok STK’nun toplantılarına katıldım, özenle hazırladıkları web sayfalarını takip ettim.

Birçoğu bu tanımların dışındaydı, bir kısmı içinde gözükmeye çalışıyordu. Hatta adı o yüce insanın adı ile başlayan birçok STK’nun aradığım niteliklerde olmadığını üzülerek ve hayretler içinde gördüm. AKUT da takip ettiğim web sayfaları içinde yer alıyordu. AKUT’un değerlerine kendimi çok yakın bulmuştum. AKUT’a ilk geldiğimde tanıştığım ilk gönüllü, uzun saçlı, sokakta sıklıkla karşılaşmadığım insanlardan ve o gün kendisine münhasır olarak değerlendirip, bu sıralarda “kırmızı saçlı adam” adını koyduğum Şenol kardeşim oldu.

O günlerde doğudaki okullara, defter, kalem gibi eğitim araçları gönderiyordu. AKUT içindeki ilk projem Sirkeci’den satın alarak Şenol’a teslim ettiğim 2 koli, defter ve kurşun kalem yardımı oldu. Bu çok hoş duygular oluşturdu içimde. Bu projeye çevremdeki insanları, arkadaşlarımı teşvik ederek temin ettiğim malzemelerle destek olmaya çalıştım. Bir yandan da AKUT gönüllülerini inceliyordum. İçlerinde öğrencilerin, sporcuların, dar bütçeli çalışanların, iş adamlarının her gelir gurubundan birçok insanın yan yana gayret içinde olduklarını, gönüllerini birleştirdiklerini gördüm. Fener - Galatasaray dışındaki muhabbetin neredeyse tamamı insanlara karşılık beklemeden yardım etmek ile ilgiliydi.

Toplumun içinde bulunduğu çıkar ilişkileri, kirli yapılan siyaset, kendinden başkasını düşünmeyen insanların sahte mutlulukları ile ne kadar çelişen bir dünya idi burası. Daha çok AKUT içinde oldukça Atatürk’ün çizdiği yoldan ayrılmayan gönüllüleri daha da çok sevdim. AKUT web sayfasına bu konuda yazılar ve haberler göndermeğe başladım. Çok heyecanlı oluyordu benim için. Benim gibi düşünen insanların arasındaydım ve gönlümden kopanları yazıp gönderiyordum.

O yıllarda AKUT web sayfasını yöneten Melih arkadaşımın yazdıklarımı bir an önce yayımlamasını heyecanla bekliyordum. AKUT’a daha çok gelmeye Pazartesi günleri yapılan Yönetim Kurulu toplantılarına daha çok katılmaya başladım. Artık gönül rahatlığı ile AKUT gönüllüsü olmak için başvurabilirdim. Bir gün evraklarımı tamamlayarak Fatma arkadaşıma uzattım. Evraklar içinde AKUT gönüllülerinde tanıdıklarınız diye bir bölüm vardı oraya ilk tanıdığım AKUT gönüllüleri olan Şenol Durmuş ve Melih Fidan‘ın adlarını yazmıştım.

Yıllar sonra bugün AKUT Arama Kurtarma Derneği’nin hayatımda çok önemli bir yeri var. Orada benim gibi düşünen birçok arkadaşım var ve işimden, ailemden kalan zamanımı (bazen onlardan biraz pay alarak ta olsa) mutlu olduğum şeyleri yaparak değerlendiriyorum. Bunu sadece mutlu olduğum için yapıyorum dersem eksik olur. Aslında elimden gelenlerin vatanım için, insanlık için yararlı olduğunu, çok önemli olduğunu gördüğüm için mutlu oluyorum. Daha sonra Kadıköy belediyesi ile ortak bir projede görev almıştık. Tüm binayı resimlerle donatmış ve çok hoş ve anlamlı bir organizasyon gerçekleştirmiştik. O gün başkanımız benim kulağıma eğilip “ne kadar önemli bir iş yaptığını biliyor musun Ender ağabey” demişti. Çok duygulanmış ve tarif edilemeyen duygular hissetmiştim. O gün hissettiklerimi bu gün de yaşayabiliyorum, bundan çok mutluluk duyuyorum.

Atatürk’ün çizdiği yoldan ayrılmadan, devrimlerinin, Cumhuriyetin temel taşı olan Laikliğe, sözde değil özde bağlı bir STK içinde olduğum için çok mutlu oluyorum. Atatürk’ün Cumhuriyeti emanet ettiği, gerektiğinde her şeylerini bu yolda feda etmekten kaçınmayacak gerçek Türk gençlerinin arasında olduğum için çok mutluyum.

AKUT’un hiçbir şekilde ödün vermediği ilkelerine, değerlerine bağlı yeni ekipler ve gönüllülerle giderek büyüdüğünü görmekten çok mutluyum. Bizler, tüm AKUT gönüllüleri, Mustafa Kemal Atatürk’ün bıraktığı en büyük emanet olan demokrasiye, laik ve çağdaş Cumhuriyete, Atatürk’ün ilke ve devrimlerine sahip çıkacağız ve bu konudaki en iyi örneği oluşturacağız.

Bunu başaracağımızdan emin olduğum için çok mutluyum.

 

MAHMUT ÇELİK ;
DİSİPLİN KURULU ÜYESİ; DENETLEME KURULU ESKİ ÜYESİ,
İSTANBUL ADY BİRİMİ ESKİ SORUMLUSU

İstanbul operasyon ekibi ne tür olaylara müdahale ediyor? Deprem odaklı hazırlıklarınız nasıl gidiyor? Siz aynı zamanda denetleme kurulu üyesisiniz. Yetki ve görevlerinizden, çalışmalarınızdan bahseder misiniz.

1999 yılından beri AKUT’ta aktif olarak görev almaktayım. Dernek içinde Denetleme Kurulu üyesi ve İstanbul ekibi arama kurtarma sorumlusu olarak görev yapmaktayım.

Biz AKUT’lulara sık sık etrafımızdaki insanlar sorarlar “Neden AKUT’tasınız?” Onlara kendimce bazı cevaplarım olur. Bunların en başında “İnsanı Sevmek” derim “Ülkemi Sevmek” ve bu ülke halkının her zaman her şeyin en iyisine layık olmasını sebep gösteririm.

Ben hep AKUT’taki arkadaşlarıma “özel insanlar topluluğu” derim. Hepsi gerçekten özel insanlar. Neden mi özel insanlar? Bir yapı düşünün, içinde insan sevgisi taşıyan, karşılıksız yardım eden, din, para, politika konuşmayan, tek kişinin öne çıkmadığı, tam bir Ekip çalışmasının yapıldığı, Atatürkçü, vatansever insanlardan oluşan...

İşte bu özelliklerin hepsinin bir ekipte aynı anda toplanması ve bir araya gelmesi çok sık görülen bir olgu değildir. Bu nedenlerden dolayı, benim arkadaşlarım özel insanlar ve ben onlarla aynı kurum içinde çalışmaktan, operasyonlara çıkmaktan büyük gurur duyuyorum.

Ben şuna inanıyorum, gün gelecek bu ülkedeki tüm insanlar bizim gibi düşünecek. Vatanını insanını sevecek ve halkının her zaman, her şeyin en iyisine layık olduğunu anlayacak.

Bazen düşünüyorum da, AKUT’a katılmak ile hayatımdaki en önemli kararlardan birini almışım.

 

EBRU ATALAY;
DİSİPLİN KURULU ÜYESİ

En büyük korkum sevdiklerimi kaybetmekti. Tüm dualarım ise onlardan ayrı kalmamak, onlardan birini sırasız ve aniden kaybetmemek üzerine...

İşte belki insanların sevdiklerine kavuşmasına yardımcı olabilirsem, kurtarılabilecek kayıplara yardım edebilirsem, sevdiklerimin uzun süre yanımda kalmasını, onlarla birlikte sağlıklı ve mutlu bir yaşam geçirmeyi hak edebilirdim. Her şey için bazı fedakârlıklar gerektiğine, iyiliğin iyilik olarak bize geri döndüğüne inanıyorum.

99 yılında AKUT’a bu düşüncelerle katıldığımda böyle büyük bir deprem felaketi ile karşılaşabileceğimi düşünmemiştim. İlk aylarım yoğun geçen eğitim dönemi ile yorucu ama bir o kadar da keyifli geçti. Kendisi gibi düşünen, karşılıksız zaman ve güç sarfedebilen insanların varlığını görmek, birlikte ekip halinde calışmak müthiş bir tatmin duygusu yaratıyor insanda.

Ağustos ayında ise daha önce aldığımız eğitimlerin, hiç tahmin edemeyeceğimiz kadar zorlu sınavı ile karşı karşıya kaldık. İlk gün Avcılar’da, sonraki 10 gün ise Değirmendere’de çalıştım.

Bu dönemin sonunda uykusuzluk ve yorgunluktan verimli olamayacak hale gelmiştim. Enkazlara arabayla ulaşırken küçük kazalar yapmaya başlayınca artık dönmem gerektiğini, bundan sonra İstanbul’daki AKUT merkezde daha verimli çalışabileceğimi düşündüm. Ayağında ciddi bir enfeksiyon sorunu olan İlker ve hemen hemen hiç dinlenmeden çalışan ve el ve kollarında derin yaralar açılan İskender ile birlikte İstanbul’a döndük. Dönüş yolunda İskender arka koltukta baygın şekilde uyuyor, İlker ise beni uyanık tutabilmek için sürekli konuşuyordu (aslında sanırım o her zaman çok konuşuyordu…) Bir an irkilip uyandıgımda bir Japon çizgi filminin içindeydim, İlker ise bana askerlik anılarını anlatıyordu. Araba kullanırken bir an için nasıl uyunabileceğini yaşayarak öğrenmiştim. Gözlerim açıktı ama bilincim tamamen başka bir boyuta geçmişti.

İstanbul’a döndüğümüzde yeni bir şok yaşadığımızı hatırlıyorum. Her şey olabildiğince normal görünüyordu ancak buna adapte olmak bizim için bir hayli zor olacaktı. Hayatımız ve biz asla eskisi gibi olmayacaktık, bunu hissediyordum. Yaşadıklarımız bize karşilıksız olarak manevi ve fiziksel emek vermenin, bu emeğin karşınızdakiler için hayati öneme sahip olmasının sonsuz iç huzuru ve tatmin duygusununu vermişti. Bu duyguyu tanımlamak oldukça güçtü.

Orada yaşadığım, asla kimseye anlatmak, paylaşmak istemediğim anılarım var. Artık hemen hemen hiç ağlamıyorum… herhangi birşey karşısında duygulanıp gözlerim yaşarmıyor… ama kendimin bile daha önce farkında olmadığım bir irade ve dayanma gücüne sahip olduğumu hissediyorum.

Artık AKUT bambaşka bir yerde. En büyük ödül olan halkın sevgisini ve güvenini kazanmış büyük bir sivil toplum örgütü. Biz de buna layık olabilmek için AKUT misyonunu ve etik değerlerimizi büyük bir hassasiyetle korumak zorundayız.

İşlerim nedeniyle eğitim ve operasyonlara katılamıyor olsam da Disiplin Kurulu’nda görev yaparak AKUT için çalışmaya devam ediyorum.

 

ŞENOL DURMUŞ;
ARŞİV SORUMLUSU
AKUT ANADOLU TIRI PROJESİ SORUMLUSU

GÜNEŞİN SOFRASINDA YAŞAMIN BİLİNCİNE YOLCULUK...

Düşünceyi düşünmek ama etrafına bakarak düşünmek, hasatı dilin ucundadır. Asırlar öncesi “üstat” Aşkale’nin dağlarında bunu söyler; “bil düşünceni, söz bulursa beden olacak”

Bir düşünceden yola çıktık, akılla zekanın engelleri arasında bu günlere geldik, bilmediler ki enerjinin asla bloke edilemeyeceğini, asla yılmadık nice meşakkatlere maruz kalsak da. ATA’mızın izinden yol aldık, daha çok uzun yolumuz var. Her bedende gönül saklı, iş bunu aktif hale getirmek ve sürdürebilmek. Gönül önden giderse beden onun ardından ayrılmaz, ego da aralarına girmek için yalvarır. Ama ne olduysa insan denen canlının kozmik çorbasında ego inanılmaz bir enerjiye sahipti. Oysa ego hep önden gitti beden ardından hiç ayrılmadı, gönül de aralarına bir türlü girmeyi başaramadı. Ego da kendini tatmin etti.

Yaşamın bilincine olan yolculuğumda AKUT çok ama çok geniş bir basamakta yer aldı, almaya da devam ediyor. Kültür taşıdım yılmadan, yorulmadan. Aşkla ve sevgiyle gönüllü olduğum bu kurumda da buna devam ediyorum. Her adım attığımda ekosistemin değişimini gördüm, onun yanı sıra kültür de değişiyordu. Eskimiş düşünce tortularıyla, ikinci el düşüncelerle Anadolu insanını bloke ettiler. Şehirdeki yaşam şarlatanları, onlara akıl oyunları oynadı ama Anadolu insanı gönlünde saklı tutmadığı o sevgiyi, aşkı hep ortaya koydu. Afetlerin ne kadar doğal olduğunu onlara aktarmadılar. Bizler bir avuç Anadolu gönüllüsü afetlerin doğallığını var gücümüzle anlatmaya devam ediyoruz. Bizler gibi dünyanın da yaşadığını, bu yaşamın koşulları, kaideleri olduğunu sadece anımsatmak için yıllardır hep kültür taşıyoruz.

Anamın bana bir sözü vardı; “erken git işine ekmek değer dişine.” Her sabah kulağıma küpedir erkenden yol aldım Anadolu yollarında. Ne meşakkatler yaşadım, yaşacağım ama yılmadan, yoldaki basamaklara gönül koyarak...

Bir yaşlı beden düşünün köşe başında durur bedenine destek almış bastonundan. Kısa sürse de tanışmamız bana bir şiir okur. Anladım yaşamı damıtarak yazdığını. O şiirden çok önem verdiğim bölümden kısa bir alıntıyı sizlere aktarmak istiyorum.

DÜŞÜNDÜK..
DÜŞÜNDÜĞÜMÜZÜ ANLADIK...
DÜŞLEDİK....
DÜŞLEDİĞİMİZE VARDIK....
BİLDİK
BİLDİĞİMİZE SEVİNDİK
ŞUURLANDIK
YÜCELDİK ve İNSAN OLDUK

Yaşamın ne kadar kutsal olduğunun hepimiz az çok bilincindeyiz... Işık düşmeden enkazlara nidalar geldi kulağıma, yaşlı bir beden korkudan kokular salmış etrafına. İri bedenimle dar hayat üçgenlerinden yanına ulaştım, uzattı elini bana yaşama sarılırcasına. Oradan çıktık gün ışığına ve bana der ki; “ne söyleyeceğimi bilemiyorum yeğenim.” Bende; “söyleme” dedim, “bir şey söyleyeceğin ve duyacağım cehaletimiz olur, haydi yaşam seni bekler” dedim ambulansa koyup sağlıklı koşullara sevk ettik... (Düzce Depremi - Kaynaşlı)

Güneşin sofrasında yaşamın bilincine olan yolculuğumuzda her kim ne öğrendiyse, ne öğrenecekse cehaletini öğrenecektir ama gönülde saklı duran o kutsal enerjiyi bir açığa çıkardı mı insan, değmeyin o zaman yaşamın kutsal akışına. Akıl, zeka, duyular şaşa kalır. Üstat doğru demiş zamanında “cehalet bilgeliktir.”’ Bir beden gibi bir arada olmalıyız, seyre dal hasatı o zaman. AKUT’ta biz bunu başardık...

Sevgi ışığınız daim olsun.

 

DÜNDAR ŞAHİN;
AKUT’UN ACİL DURUM KONULARINDA VERDİĞİ EĞİTİM, DENETLEME VE DANIŞMANLIK HİZMETLERİ SORUMLUSU

Türkiye’deki acil durum yönetimi yapılandırılması ihtiyaçlara cevap verecek şekilde organize edilmiş midir? AKUT’un bu alanda vereceği danışmanlık hizmetleri neleri kapsayacaktır?

Türkiye’de Acil Durum Yönetim Sistemi yapılandırması maalesef daha yeni yeni şekillenmeye başlıyor. Genel olarak baktığımızda iki tür yapılanma söz konusu: Birinci yapılanma Türk hukuk mevzuatı ve Kamu Yönetimi sistemi içindeki yapılanma. İkinci yapılanma ise uluslararası standart ve kuralların oluşturduğu daha çok kurumsal kaygıların belirlediği yapılanma.

Birinci yapılanmayı açarsak; özellikle 1999 depremi sonrası kamu yönetiminin reflekslerini arttırmak amacıyla oluşturulan merkezi teşkilat içindeki yapılanma önümüze çıkacaktır ki, bu Başbakanlığa bağlı Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Sekreterliğidir. Yine aynı eksende özellikle Avrupa Birliği Entegrasyon süreci içinde, İş Kanunu ve yönetmeliklerinde hızlıca yapılan değişikliklerle, kurum ve organizasyonların Acil Durumlara müdahale edebilecek net planlarının olması ve Ekiplerini bu plan doğrultusunda yetiştirmeleri görülmektedir.

Bu noktada asıl fark yaratan öge acil müdahale sistemlerine yapılan personel, eğitim ve teknik destek lojistiği yatırımlarında görülmektedir. Tümdengelim yönetim yaklaşımı Acil Durum yönetimi ve müdahale sistemini inşa edebilecektir. Aynı; zamanda elde bulunan sivil savunma, itfaiye ve emniyet Ekiplerine yapılacak olan, “günümüze hitap edebilen” personel yatırımları da inşa sistemine büyük katkı sağlayacaktır. Ülkemizde Yatırım kavramı genel olarak lojistik ve malzeme yatırımı olarak anlaşılmaktadır. Oysa ki tüm malzeme ve Ekipmanı kullanabilecek olanlar doğru eğitimi almış bireylerdir. Bireye yatırım esas teşkil etmektedir.

Devletin bence asli görevi iktisadi hayatta olduğu gibi, Acil Durum Yönetim Sisteminde de genel düzenleyici kamu normlarını ortaya koyup, uygunluk ve yerindelik denetimi ile hizmet kalitesini kontrol eden bir mekanizma olmalıdır.

İkinci yapılanma ise OHSAS 18001, ISO 14001 ve SA 8000 gibi Uluslararası standartların kurallarıdır. Bu standart belgelerini talep eden işletmeler için bir zorunluluk olmakla beraber, her üç dünya standardı da Acil Durum Yönetim Sistem yapılanmasına büyük önem vermektedir. Kurumsal kaygılar hukuksal kaygılardan daha derine nüfuz eden çalışmaları ortaya koymaktadır.

AKUT Arama Kurtarma Derneği olarak özellikle kurumların Acil Durum Müdahale Sistemlerinin dizaynından, bu sistemler içinde yer alacak üst yönetim kadrosunun ve uygulamacıların eğitimlerine, kurum ve organizasyonları tehdit edebilecek risklerin analiz edilmesinden, Kurumsal Sürekliliklerini (BCP) durdurabilecek her türlü durumu analiz hizmetlerine kadar çok geniş bir yelpazede hizmet vermekteyiz. Söz konusu hizmetlerimizin tamamı uluslararası yetkinlik ve sertifikalarla desteklenmektedir.

 

ZEYNEP FULYA KOÇ;
AFETLER HAKKINDA ARŞİV ÇALIŞMALARI SORUMLUSU
<

Kentsel afetlerin etkilerinin azaltılması konusunda nasıl bir proje yürütüyorsunuz?
Bu konuda yurt dışı deneyimlerini nasıl faydaya çeviriyorsunuz?

Güney Asya’da son yaşanılan ardışık felaketler aslında insanlığın ne kadar incinebilir olduğunu çarpıcı bir şekilde ortaya koymuştur. Bunun dışında ardı ardına gelen felaketler aslında riski algılama konusunda sorunumuz olduğunu göstermektedir. Özellikle felaketin gerçekleştiği ülkeler ile en çok ölü veren ülkeler arasında binlerce kilometrenin olması afetlerin insanlık açısından ne kadar büyük bir tehdit olabileceğini ortaya koymaktadır. Bir diğer çarpıcı gerçekse, yaşanan deprem ve tsunaminin ardından bölgenin ihtiyaç duyduğu yardımın büyüklüğü göz önüne alındığında ülkeler arası iş birliğinin afetler sırasında ve sonrasında ne kadar önemli olduğudur. Artık uluslararası camiada sadece afetlerin sonrasında değil öncesinde de risklerin ülkeler arasında nasıl paylaşılacağı konuşulmaktadır.

Ortaya çıkan kayıp tablosunun büyüklüğüne bakılırsa, özellikle yerleşim alanları seçimindeki yanlışlıklar ve alt yapı sorunları artan nüfus açısından afetlerin etkilerini yıkıcı boyuta taşımaktadır.

Bugün dünyada yaşanılan depremlerin %75’i Asya’nın gelişmekte olan ülkelerini vurmaktadır. Her ne kadar biz depreme odaklansak da, dünyada gerçekleşen felaketlerin %32’si meteorolojik kökenli olaylar ve seller, %12’si depremler, geriye kalan %20’si kıtlık başta olmak üzere diğer felaket başlıkları altında toplanmaktadır. Felaketlerin oluş yüzdeleri bakımından meteorolojik sebepler öncelikli görünse de afetlerde en çok ölümler deprem ve sellerde ortaya çıkmaktadır. Bu noktada, Asya ve Afrika ülkelerinde can kayıpları daha çok olmakla beraber ABD gibi batılı ülkelerde mal kayıpları daha fazladır. Batılı ülkeler sigorta sistemi ve kentsel alt yapıyı sağlam tutarak mal kayıplarını azaltmaya çalışsalar da can kaybının telafisi yoktur.

Özellikle ülkemiz açısından bakıldığında dünyada yaşanan büyük afetlerden çıkartabileceğimiz birçok dersler var. Bu anlamda mega kentleri tehdit eden riskleri anlamak ve olaylardan ders çıkartmak ülkemizdeki büyük kentler açısından son derece önemli. Dünyada insan yerleşimlerinin yaklaşık üçte ikisinin suya yakın yaşadığı düşülürse önümüzdeki yıllarda kentsel felaketlerin etkilerinin artacağını söylemek mümkün. Bu açıdan bakıldığında büyük kentlerimizin sadece depremden dolayı değil iklim değişikliklerinden kaynaklanabilecek sorunlara karşı da daha etkin önlemler alması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Özellikle önümüzdeki yıllarda iklim göçlerinin yaratabileceği etkiler kalkınma açısından en önemli sorunlardan biri haline gelebilir. Türkiye’nin yurtdışı kaynaklı göç koridorlarından birisi olmasından dolayı, aslında Afrika ve Asya’daki afetlere karşı ilerde duyarsız kalamayacağımız kesindir.

AKUT olarak ilk yola çıktığımızda afetlerin müdahale aşamasında yapabileceklerimiz konusunda uzmanlaşmaya çalışıyorduk. Oysa bugün geldiğimiz noktada afetlere hazırlanmak isteyen birçok kurum ve bireyin afetlere karşı önlem geliştirebilmesi konusunda doğru bilgiyi aktarabilmek çabasındayız. Bu anlamda kentsel afetlerin etkilerinin azaltılması konusunda sürekli uluslararası deneyimleri izliyoruz. Yaşananlardan çıkan dersleri Türkçeleştirmek değil yerelleştirebilmek önemli.

Bir diğer konu bireysel veya kurumsal deneyimlerin yazıya aktarılması. Bugün geldiğimiz noktada tüm operasyon raporları gelecekte kaynak olacaktır düşüncesi ile raporlama kalitemizi artırıyoruz. Özellikle bu açıdan bakıldığında İran - BAM deprem raporu oldukça ciddi ve yararlı bir başvuru kaynağıdır. Bunun dışında özellikle farklı ülkelerin deneyimlerini bizzat yerinde giderek inceliyoruz. Bu konuda ilk çalışmamız 11 Eylül’ün hemen ardından bölgede yapılan çalışmaları inceleyen ve geleceğin mimari mirası ve büyük kentlerin dikey köyleri yüksek yapılar ve afetler konusunda bir kitabın yazılması oldu. Bu çalışmada DEİK Türk-Amerikan İş Konseyi’nin önemli katkıları olmuştur. Adı geçen sayesinde DEİK ile kentsel afetlerin azaltılması konusunda iş birliğine gidilmiştir. Bu kapsamda DEİK-Türk-Japon İş Konseyinin desteği ile üç gönüllü üye Japonya’nın Kobe kentinde Birleşmiş Milletlerin, “Dünya’da Afetlerin Azaltılması Konferansına” gönderilmiştir.

AKUT resmi kurumların yanında ülkemizden konferansa katılan tek STK olarak yeni bilgi birikimi, stratejik yaklaşımlar ve izlenimlerle konferanstan dönmüştür. Bu çalışmalar sırasında, özellikle Kobe depremini ve Güney Asya’daki Tsunami felaketini bizzat yaşayanlardan dinlemek oldukça önemlidir. Bir diğer nokta Kobe depreminden sonra yapılanları ve etkilenen bölgelerin yerinde incelenmesidir. Kobe depreminin en önemli sonuçlarından biri de afetlere karşı kültürel mirasın korunması konusunda Japonya deneyimini yarattığı farklılıktır. Kobe’de elde edilen bilgi birikimi ve deneyimler bugün bizleri afetlerde kültürel mirasın korunması konusunda bir kitabın hazırlanması çabasına sokmuştur. Özellikle deprem bekleyen ve ülkemizin önemli kültürel mirasını bünyesinde barındıran bir kent olarak İstanbul’a bu çalışmanın katkı sağlayacağını umut etmekteyiz.

 

HAKAN ERTAN;
AKUT İSTATİSTİKLERİ SORUMLUSU

Biz olabilmek altın üçlü. Dil, din, ırk, renk ayırımı olmadan insan hayatına yardım eli uzatabilmek, yaşamın verileri ile milli takım ruhuyla, orkestra mantığıyla üretebilmek muhteşem bir gurur ifadesidir. Bu duyguya gelin siz de ortak olun. Hayatta lütfen kendiniz için bir iyilik yapın nefes alın çünkü yaşamak için yaşatmak gerekir.

Bazı şeylerin kıymetini anlamak için kaybetmeye gerek kalmasın. Sevgi hamuruyla yaşam pınarının suyuyla bir şeyler yapmak için;

İsteyeceksin
İnanacaksın
Güveneceksin
Çalışacaksın

Her zaman için ne verebilirim diye düşünmeli, o zaman huzur dolu o anı yaşamanın keyfini tadabilirsin. Hayatı yaşarken her şeyin ayrı bir tadı var; duyarken bile görebilmeli, bakmasını bilen gözün anlam ve ifade tarzı var. Ne yapabilirim diye düşünmeli insan, bazen de sessiz kalıp gözlem yapmalı. Zaman hayatın ta kendisi bunu pozitif hale dönüştürmeli, iyi düşünmeli, hoş görülü olmalı. Özgüven çok önemli. Ben insan olabilmeye çalışıyorum sabırla sevgiyle, nefes aldıkça da devam edeceğim. Bir nefes aldıkça hayata anlam katan anlar vardır. Gelin bunları değiştirin bu olabilir mi rastlantıdır insanı ortaya koyan. Birbirimize güler bir yüz ile hoşumuza gidecek iki çift güzel söz bahşetmek bu kadar zor mudur. Hayatta kusur görmeden sevmesini öğrenmek gerekir. Bir şeyler öğrendikçe hiçbir şey bilmediğimi düşünüyorum.

Tıbbi lojistik birim üyesiyim. AKUT bölge birimleri ile AKUT merkez yönetim kurulu arası yazılı ve sözlü ihtiyaçlarına köprü olabilmeye çalışıyorum. Yaşamda ürettiğiniz sürece başarınız her zaman kalıcı olur. Lütfen sakın ola zamanı boşa geçirmeyin çünkü zaman hayatın ta kendisidir. Hakan Ertan iyi günler diler.

 

FATMA ÖZGEN;
AKUT’UN İDARİ İŞLERDEN SORUMLU PERSONELİ

Ben 2001 yılında AKUT’ta mali ve idari işler biriminde profesyonel olarak çalışmaya başladım. Kurumdaki ilk günlerimde hiçbir karşılık beklemeden özel zamanlarını buraya ayıran çeşitli kademe ve branşlarda olan gönüllülerin özverili çalışmaları beni büyülemişti. Şimdi ben de çoğu zaman profesyonelliğimi unutup adeta gönüllü olarak çalıştığım, bu yüce kurumun çatısı altında olmaktan ve gönüllü arkadaşlarımızla aynı amaca hizmet etmekten son derece mutluyum.

Derneğimizin güncel iletişim trafiğinin hemen hepsi benim üzerimden geçmektedir. Gelen iç ve dış talepleri bu yoğun trafik içerisinde doğru zamanda doğru noktaya ulaştırmanın hassasiyetinin bilinci ile ve gönülden yaklaşımımla iş yükü ne kadar ağırlaşsa da bir yorgunluk yaşamıyorum. Kurumumuzun misyonu doğrultusunda yaptığı tüm gönüllü çalışmalarında bir parça katkımın olması benim için değeri biçilmez bir mutluluk.

Sürekli göz önünde olan kurumumuz mali konularda da şeffaflığı ön planda tutmaktadır. Bu sebeple kayıtların dernekler kanununa uygun olarak tutulması, düzenli olarak mali tabloların hazırlanıp her yıl dışarıdan bağımsız denetçilere denetletilmesi ve gelen bağışların resmi web sayfamızda ilan edilmesi konularında da mali ve idari işler birimi olarak ayrı bir hassasiyetle çalışmaktayız.

 

VEYSEL AKSOY;
BİNGÖL EKİBİ MÜTEVEFFA LİDERİ

Bingöl Ekibi ne zaman faaliyetlerine başladı? Ne tür çalışmalar yapıyorsunuz? Kış sizin için ne ifade ediyor?

Bingöl AKUT Ekibi 10 Kasım 2002 tarihinde Bingöl ilinde kuruldu. Bingöl AKUT olarak bölgede bulunan tek gönüllü kurtarma ekibi olduğumuz için sorumluluk alanımızı sınırlandırmadık. Bugün için 47 kişilik ekibimiz ile aklınıza gelebilecek her türlü olumsuz koşullarda vatandaşımızın yanında olmaya çalışıyoruz. Depremde de, selde de, karda kışta köylerinde hasta bir şekilde umutsuzca, çaresizlik içinde kıvranan vatandaşımızın yanında da, çığda da, trafik kazalarında da, yani her türlü olumsuz şartlarda 4 doktorumuz, 2 hemşiremiz, 3 sağlık memurumuz ve de çok büyük duyarlılık gösterip aktif olarak bizlere katılan Bingöl Vali yardımcımız Sayın Hayati TAŞTAN ile birlikte insanlık görevimizi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz.

Kış bizim için tabi ki çok şey ifade ediyor. Buraların kışı çok zor ve çetin geçer, böyle olunca da hemen hemen tüm köy yolları kapanır ve köylerinde hasta halde bekleyen hastalara ilk yardım ve hastaneye ulaştırma yine AKUT Bingöl Ekibine düşüyor. Hal böyle olunca çok zor koşullarda Kar Motorumuzla ortalama her yıl 25 operasyonumuz oluyor. Bu hastaların içinde doğum hastası da oluyor, diyalize bağlanması gereken böbrek hastası da, diğer hastalar ve yaralanmalar da. Bu güne kadar şükürler olsun ki vukuatsız bir şekilde görevimizi her seferinde yerine getirdik

Sevgiyle yoğruldu hamurumuz umutla mayalandı, önce yaşam adına geldik bir araya, andımız adamaktı, ne zaman, ne şekilde ve her nerede olursa olsun! Adamaktı umut adına.

Umut; Bazen kar motoruyla ulaşmakta zorluk çektiğimiz yine de yılmadan müthiş ekip ruhumuzla birleşip çıktı karşımıza. Kar demeden, kış demeden ulaşmaya çalıştık; yüreklerinde çaresizliği kabul etmiş insanlara… Umut; Bazen de trafik kazalarında takip ettirdi izini, insanlarımız yardım beklerken isyanlar, pişmanlıklar ve ihmalkârlık teslim etmişti trafik canavarına, ancak rotasını değiştirmekse kuvvet, doğan beraberliğimizden geldi ekibimizin. Dualar, teşekkürler ışık tuttu yolumuza. Umut bu kez göçük altına gizlenmişti, düşünebiliyor musunuz yardım eli bekleyen gözleri…

Ve umut 1 Mayıs 2003 sabahında, dahası henüz sabaha gözlerimizi açmadan görünüverdi, o büyük Bingöl Depremi’nde. Bizlere büyük görev düşüyordu, hem de görevlerin en mukaddesi. Bir can değil, birçok insanın hayatı tehlikedeydi, bu kez daha atik, daha pratik ve daha dayanıklı olmalıydık. Nitekim AKUT olarak bir an önce koştuk koordineli bir şekilde umudu, enkaz altında bekleyenlerin yardımına. YİBO’daki minik yavrular bir iki görünürken, gözlerinde kaybolmaya an kalmış sevinci görmeliydiniz.

“ÇARESİZLİK ALIN YAZISI OLMAMALIYDI VE TEK YÜREK OLMAK ESASTI” dedik ve o çirkin çimentoların altından kurtardık insanlarımızı ve gördük ki; bazen küçük bir çocuğun gözyaşları ıslattı yüreğimizi bazen de ihtiyar bir amcanın duaları sağlamlaştırdı adımlarımızı…

69 cankurtaran ekibimize, 19’u Bingöl depreminde diğerleri ise umudun diğer aşamalarında çıkmıştı karşımıza.

Biz ise; çığ demedik, don demedik İBRAHİM’iyle, AHMED’iyle ve MEHMET’iyle baş koyduk bu yola.

Tekimizin varlığıysa diğeriyle anlam, diğeriyle hayat buluyordu mutlaka. Ve mayamızın iyi oluşu ise insan oluşumuzun vermiş olduğu o koskoca özveriyle bir kat daha sağlamlaştırıyordu varlığımızı…

Bu bağlamda ekip çalışmasına inanıp bu bölgedeki insanlarımızın derdine derman olmaya çalışmak adına AKUT Ekibinin kurulmasına vesile olan değerli insan Nasuh Mahruki’ye, AKUT Yönetim Kuruluna ve de ilimizde her zaman yanımızda yer almaya çalışan, desteklerini hiçbir zaman eksik etmeyen sayın Valimiz sayın Vehbi Avuç olmak üzere herkese teşekkür eder, saygılar sunarım.

 

HAKAN KORKUT;
ANKARA EKİBİ LİDERİ

AKUT Ankara Ekibi’nin en yoğun çalıştığı alanlar nelerdir? Başkentte olmak size başka görevler de yüklüyor mu? Ne tür projeler yürütüyorsunuz?

AKUT Ankara Ekibi, yıllardır çevre illerde meydana gelen kaza ve doğal felaketlerde operasyonel ekibiyle müdahale etmiş ve tüm operasyonları başarıyla sonuçlandırmıştır. Son yıllarda ise operasyonel yeteneğinin yanına eğitim ağırlıklı çalışmalarını da eklemiştir.

Başkentte AKUT’u resmi ve özel kurumlar nezdinde temsil etmek AKUT Ankara’nın vazgeçilmez görevi olmuş, aldığı eğitimleri ve birikimlerini ilköğretim, lise ve üniversitelerde düzenlenen panellerde katılımcılarla paylaşmıştır.

Uzun süredir peşinde olduğu sabit bir alanda merkez oluşturma çabası, Çankaya Belediyesi ile yaptığımız görüşmeler sonucunda olumlu olarak sonuçlanmıştır.

AKUT Ankara’nın artık düzenli toplanabileceği, enkaz çalışmaları ve tatbikatlar yapabileceği bir merkezi olduğunu gururla açıklayabilirim, yolun çok başında olduğumuzun farkındayız ancak, toplumdaki AKUT sevgisi atacağımız her adımda bize destek olmaktadır.

AKUT Ankara, yaklaşık 120 civarındaki gönüllüsüyle, off-road, ilk yardım, navigasyon eğitimleri ve 2005 yılının sonlarında uygulayacağımız doğa sporları şenlikleriyle etkinliklerini sürdürecektir

İlk projemiz, destekçimiz Çankaya Belediyesinin elemanlarından oluşan bir arama kurtarma timi oluşturmak, bununla aynı zaman içinde uygulamaya koyacağımız ikinci projemizde sayıları 3000 civarında olan sokak köpeklerinin rehabilitasyonu ve sahiplendirilmesi olacaktır.

Aramıza katılan her birey, AKUT kimliğini gururla taşımamızı sağlayacak niteliklerle donatılmış kişilerden seçilecek ve önümüzdeki yıllarda nitelikli eleman sayımızı artırarak toplum için yararlı işler yapan dernek olma geleneğimizi sürdüreceğiz.

 

AZİZ DOĞAN;
BURSA EKİBİ LİDERİ

Arama kurtarma konularındaki deneyimleriniz nelerdir? AKUT ile ne zaman tanıştınız?

Soruya sondan başlıyalım. AKUT ile tanışmamız aslında AKUT’un kurulmasıyla başladı desem yalan söylememiş olurum. Çünkü AKUT kurulduğundan bu güne kadar gerçekten ülke insanının talebine karşılık vermeye çalışan bir yapı. Böyle bir yapının, bu alanda hizmet etmeye çalışan bir kişinin görüş açısından kaçması zor. Nerede bir arama kurtarma organizasyonu varsa güçleri dahilinde AKUT’un olaylara müdahil olduğunu gördüm. Bu ise benim bu yapıya olan sempatimi körükledi.

17 Ağustos 1999 tarihinden sonra resmen hayatım değişti. Depremden sonra televizyonlara ilk görüntüler düşmüştü. Bir küçük kız çaresiz enkazı elleri ile, tırnakları ile kazmaya çalışıyor ve anne, baba diye bağırıyordu. Bu görüntüleri izlerken gözyaşı seline boğuldum. Kendimi tutamıyordum. Ama az sonra, ağlamanın sızlamanın bir fayda getirmeyeceğini düşünerek, taşın altına elimi koymam gerektiğine inanarak aracıma atlayıp bölgeye gittim. Günlerce aç, suzuz, uykusuz elimden geldiği kadarıyla kurtarma çalışmalarına katıldım. Artık hayat kurtarmanın insana inanılmaz haz veren o duygusunu tatmıştım. Bu benim için artık bir bağımlılıktı.

Bursa’ya döndükten sonra orada tanıştığım kişilerle kontaklar kurduk ve AKUT’u örnek alarak kurulan AKED isimli bir derneğe üye oldum. Bu dernekle 12 Kasım Düzce depremine müdahil olduk ve orada da birçok kurtarma çalışmasında canlar kurtardık.

Bu çalışmanın sonucunda Düzce’de bilfiil çalışmış arkadaşlarla birlikte Bursa merkezli 911 Arama Kurtarma Derneğini kurduk. Bu derneğin Bursa, Mudanya, Bilecik, Düzce, Bandırma şubelerini oluşturduk. Afyon ve Bingöl depremlerine katıldık.

Deneyimli bir dalgıç olmam nedeniyle Bursa ve çevre illerde oluşan sualtı olaylarına müdahil olduk. Bu alanda ekip kendini tanıtma şansı buldu. Yine ekipte oluşturduğumuz dağcılık birimi ile birçok dağ kazasına müdahale ettik.

İşte bu çalışmaların hemen birçoğunda aslında işin ruhunu yakalamış kişiler olarak AKUT ile hep yan yana idik. Hepimiz insan sevgisi ile doluyduk ve ülkemizi seviyorduk. Karşılıksız yardım etmekten zevk alıyorduk. Bu çatının altında birleşen insanların aslında özel insanlar olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı?

Bir gün Sn. Nasuh Mahruki tarafından tarafıma Bursa Ekip Lideri olmam teklif edilince; önce ekibim ile durum değerlendirmesi yaptık. Bu değerlendirme sonucunda, ülkemize daha iyi hizmet etmek istiyorsak, bunun yolunun AKUT’tan geçeceğini düşünerek AKUT’a katılma kararı aldık. Bu kararın zor ama yerinde bir karar olduğunu zaman geçtikçe daha iyi idrak edebiliyorum. Çünkü deyim yerinde ise bir çınar ağacının dalı, budağı olmuştuk.

Bir yılı aşkın bir süredir AKUT çatısı altında ülkemize hizmet vermekteyiz. Sosyal sorumluluğumuzun farkındayız. AKUT’un uzun yıllar gönüllü bir şekilde arama kurtarma faaliyetlerinde en etkin bir şekilde yerini alması için elimizden gelen katkıyı vermekten onur ve gurur duymaktayız.

 

TOLGA GÖZÜM;
MARMARİS EKİBİ LİDERİ

Nasuh Mahruki’nin Everest tırmanışından sonra tanıştım AKUT fikriyle. Dağlarda kaza geçiren arkadaşlarımıza daha organize bir şekilde yardımcı olabilmek amacıyla bir arama kurtarma derneği kurmayı planladıklarını söylüyordu. Çok heveslenmiştim, zaten üniversitede de dağcılık aktivitelerine başlamış olduğumdan konu çok ilgimi çekmişti.

1999 Marmara ve Düzce Depremleri…

Dağlarda kaza geçiren arkadaşlarına yardım etmek amacıyla kurdukları derneği bu kadar kısa bir süre içerisinde afetlerde de faaliyet gösterecek, hayat kurtaracak seviyede bilgiye ve eğitime sahip bir hale getirmişlerdi. Ben de oradaydım, Marmaris’ten iki arkadaşımla birlikte. Özellikle Gölcük Depremi’nde bir enkazdan bir enkaza koşturuyordu AKUT ekipleri. Arama kurtarma konusunda çok büyük bir açık vardı ve hiç kimse ne yapacağını bilmiyordu.

Ama Düzce’de durum farklıydı, bu büyük tehlikenin varlığı kabul edilmiş ve Marmara’da yaşananlardan sonra çoktan yapılmış olması gerekenler farkına varılmış ve harekete geçilmişti. Yani AKUT 3 sene içerisinde dağlarda kurtarma yapmanın yanı sıra Türkiye’nin özellikle de depreme karşı ne kadar hassas bir durumda olduğunun farkına varmış ve gerekli önlemleri almıştı ve de gerçekten bu hazırlıklardan sorumlu olması gerekenlerin ise görevleri hatırlatılmıştı, artık onlar da oradaydılar.

Düzce Depremi benim arama kurtarmaya bakışımı olgunlaştıran bir süreçtir ve hatta hayata bakışımı da değiştirmiştir. Belki de, kurtarılmasında 200 kişinin emeğinin geçtiği 3 kişilik ailenin en ufak çocuklarını enkazdan çekip çıkartmak bana denk gelmişti. O an için ne hissettiğimi anlatamazdım ama artık anlatabilirim…

2000 yılında AKUT Antalya Ekibi’ne bağlı olarak Saklıkent Kanyonu’nda yaptığımız (4 kişi) bir arama kurtarma faaliyetinden sonra 2001 yılında AKUT Marmaris Ekibi’ni kurduk ve bugünlere geldik. 2007 yılı itibariyle orman yangınlarından tutun da, kanyondan insan kurtarmaya kadar 44 tane operasyona çıktık ve şu anda Marmaris’te yaklaşık 30 kişilik kadromuzla çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz.

Telefonumu kapatamıyorum, herkesin Marmaris dışına çıkarken bildirmesi ve gerekli anahtarları teslim etmeleri gerekiyor. Birileri telsizleri devamlı kontrol ediyor, birileri araçları devamlı hazır tutmaya çalışıyor. Malzemelerin bakımları yapılmalı, eğitimler düzenlenmeli… vb. Sanırım bu iş, özellikle Marmaris’te, Pazar günleri deniz kenarında şezlongda oturup denize girmeyi ve dinlenmeyi sevmeyip sabahın üçünde uyandırıldıktan sonra ertesi gün 50 derece sıcakta arazide çalıların içerisinde arama yapmaktan hoşlanan kişiler tarafından yapılabilir. Aslında biz hep buyduk; AKUT yolu açtı. Ertesi gün iş varken gece 23.00’da arazi araması çalışalım diye tutturan adamlardan başka ne beklersin.

Mağarada 13 saat mahsur kaldıktan sonra kurtardığımız iki kişi vardı. Biz başımıza gelen olaylardan hâlâ yaşıyor olabilirler ihtimalini göz ardı etmemeyi çoktan öğrenmiştik. Herkesin ölmüş olduğunu düşündüğü bu insanların yaşadıklarını dışarıda bekleyen insanlara bildirdiğimizde çıkan sevinç çığlıklarını duydum ya, sonuna kadar buradayım artık.

 

METİN YILMAZ;
OLYMPOS EKİBİ LİDERİ

Turizm açısından çok gözde bir bölgede yer alıyorsunuz. Turistlerle ilgili kaybolma ve kazalara da müdahale ediyor musunuz?

Ben uzun yıllar haberleşme teknolojisi ile ilgili çalıştım. Bir şirket kurup iyi bir kariyer yaptıysam da hafta sonları kaçamakları ile yetinemedim ve İstanbul’dan Antalya’ya gelerek yerleştim. Burada önceleri TODOSK - Toroslar doğa sporları kulübü ile tanıştım sonraları AKUT Antalya Ekip lideri Yılmaz Sevgül’le tanışıp hafta sonu dağcılık etkinliklerimi daha teknik bir platforma alıp Dağcılık Federasyonu eğitimlerine başladım. Şu anda Türkiye Dağcılık Federasyonu eğitmeni ve dağ rehberi olarak özellikle kış aylarında resmi etkinliklere de gidip katkıda bulunmaya çalışıyorum. Aynı zamanda Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu rehberliği ve eğitim konularında profesyonel olarak çalışıyorum. Emergency First Responder eğitmenliği alarak Avrupa Birliği ülkelerince kabul görmüş bir kurs yönetiyor ve elimden geldiğince doğa sporları etkinliklerimizde katılımcıları bilgilendirmeye çalışıyorum.

Yeterli zamana sahip olamayan katılımcıları doğru yerlere yönlendirmeye gayret ederken doğa sporları ve kurtarma dışında insanlara etik değerler aşılamaya çalışıyoruz. Temelde doğada olma sebeplerine araç olan silah zıpkın gibi tehlikeli oyuncakların yerini fotoğraf makinesi ile resim avcılığına çekiyoruz. Kadir abimizin (Kadir KAYA) katkıları ile küçük bir kaya duvarı ile başlayarak bir doğa sporları merkezi haline getirdiğimiz Olympos mevkiinde bulunan Kadir’in Ağaç Evleri içinde öncelikle Akdeniz Üniversitesi’nden olmak üzere birçok genç, dinamik ve her şeyden önemlisi eğitmen statüsünde arkadaşımla çalışıyoruz.

Bulunduğumuz bölgenin ormanlık ve sarp kayalıklarla çevrili olması ve turizm ile içiçe olması rehbersiz gezilerde kaybolmalara veya mahsur kalmalara yol açmakta. İşte bu bağlamda AKUT bölge temsilciliğini yürütüyoruz. Her şeyden önemlisi tehlikeli olarak görülen bu spor dallarının iyi bir eğitimden sonra insan yaşamını nasıl olumlu yönlendirdiğini yıllar ilerledikçe görüyor ve ucundan bir keşfedip sonra eğitmenliğe kadar ilerleyen yerli ve yabancı birçok kişiye köprü olmaktan tarifsiz bir mutluluk duyuyorum. İnsanların doğa ile uyumlu yaşayabileceklerini ve engelleri zevke dönüştürürken edindikleri bilgilerin şehir yaşantısında da kullanılabileceğini görmelerini sağlamaktan ayrıca mutlu oluyorum. Bu mutluluklar zemini kurabilmemiz için bize sonsuz destek veren mütevazı ağabeyimiz Kadir Kaya’ya ve Olympos’un bir spor tırmanış cenneti olmasında insanüstü gayretlerinden dolayı Öztürk Kayıkçı’ya buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Doğada her zaman ama trafikte daha dikkatli olmanız dileklerimle...

 

AHMET ATEŞ;
BİNGÖL EKİBİ LİDERİ

AKUT’la 10 Kasım 2002 tarihinde tanıştım. Yaşamda asıl olan insan olmaktır felsefesinden yola çıkarak yaklaşık dört yıldan bu yana AKUT Bingöl biriminde Başkan Yardımcılığı görevini üstlendim. Sevgili ve rahmetli ekip başkanımız Veysel AKSOY’u kaybettikten sonra AKUT Bingöl Ekip başkanlığına getirildim. AKUT’u ve AKUT misyonunu rahmetle andığımız ekip başkanımız Veysel AKSOY’dan öğrendik. Ve bundan yola çıkarak AKUT’lu olma sorumluluğu doğrultusunda insan yaşamının kutsallığını göz önünde bulundurarak, yaşadığımız bölgenin doğal zorluklarını içimizdeki insan sevgisi ve tüm samimiyetimizle yok etmeyi başardık.
Bu arzu ve şevkle kar demeden, kış demeden tüm doğal zorluklara rağmen vatandaşlarımızın yardımına koşmayı kendimize bir ilke edindik…
İlimizde tek Sivil Arama ve Kurtarma Ekibi olarak çalışma alanımızı sadece deprem arama ve kurtarma olarak sınırlandırmayıp çalışma alanımızı özgür bırakıp yardıma ihtiyacı olan tüm vatandaşlarımıza yardım elimizi uzattık.
İlimizde çetin ve zorlu geçen kış mevsimine inat ekibimiz emrinde bulunan kar motorumuz ve Land’ımızla dağ köylerinde mağdur olan vatandaşlarımızın yardımına koştuk ve koşmaya da devam ediyoruz. 40 kişilik arama kurtarma ekibimizle sadece Bingöl’ün değil Doğu Anadolu Bölgesindeki bize ihtiyaç duyulduğu anda olay yerine intikal edebilecek kadar profesyonelleştik.

Geçen beş yıllık süreç içerisinde.

AKUT Bingöl Ekibi başkanı olduktan sonra AKUT misyonunu göz önünde bulundurarak ve bana yüklenen sorumluluğun bilinciyle hâlâ AKUT çatısı altındayım. Bu zorlu şehir olan Bingöl’de tek sivil Arama Kurtarma Ekibi olarak tabiî ki zorluklarımız var ama bu zorluğu ben ve ekip arkadaşlarım inandığımız AKUT misyonuyla başardık ve şu an sadece yenmeye çalıştığımız yaşadığımız coğrafyanın çetin kış şartlarını en asgariye indirebilmek ve bu bağlamda da görevimizi layıkıyla bitirebilmektir.

Bu bölgenin zor şartlarında bize inanan bize güvenen ve ensemizde sürekli hissettiğimiz o sıcak nefeslerinden ötürü başta Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ali Nasuh MAHRUKİ ve Yönetim Kuruluna Bingöl halkı adına teşekkür ediyorum. AKUT’lu olmanın vermiş olduğu sorumlulukla üstümüze düşeni fazlasıyla yapabileceğimize inancınızın tam olmasını içtenliğimiz ve samimiyetimizle bildirmek isterim.

Neden AKUT içinde olmayı istediniz ve buna nasıl karar verdiniz?

Neden AKUT? Sorumluluk duygusu olduğu için AKUT.
Karşılıksız yardım olduğu için AKUT.
Yaşamın kutsallığına olan inanç için AKUT.
Anadolulu olmanın getirdiği içsel değerler için AKUT.
Vatan ve millet sevgisi olduğu için AKUT.
Bu nedenleri çoğaltmak mümkün aslında ama AKUT’lu olmak ayrıcalık olduğu için AKUT...

AKUT’la tanışmadan önce medyadan takip ediyordum ve yaptıklarını görünce ve diğer sivil toplum kuruluşları gibi bir yaftalama içinde olmadığını görünce AKUT ferdi olmaya karar verdim ve bu mutluluk ve gururla AKUT dedim.

Bölgenizde gerçekleştirmeyi planladığınız hedefleriniz nelerdir.

Bölgede gerçekleştirmeyi düşündüğüm aslında üç beş kalemle buraya sığmaz diye düşünüyor ve kısaca ifade etmek etmek istiyorum. Öncelikle AKUT misyonuyla birlikte bize yüklenen vatan, millet sevgisini bölgenin %60’ı genç olan topluma adapte etmek bu adaptasyondan sonra sorumlu, ilkeli, vatan ve millet değerlerini benimsetip iç ve dış mihraklara karşı duyarlı bireyler yetiştirmek. Bu bağlamda şahsım olarak tüm çabayı gösteriyor ve buna da başarabileceğime inanıyorum...

AKUT birimi gönüllüsü olarak bölge halkından aldığınız tepkileri neler oldu?

Bölge halkının bize tepkileri her zaman için olumlu ve sıcak oldu ve olmamada devam ediyor. Düşünsenize bir dağ köyüne hasta operasyonuna gidiyorsunuz ve orda hasta yakınları hastayıuUnutup sizinle ilgileniyorlar. Üstümüzdeki AKUT kıyafetlerinden tutun insanı ilişkilerimize kadar gözlemliyorlar ve bize bakış açılarını anlatmak inanın mümkün değil, ki bunu bir şekilde sizler de yaşamış olmalısınız. Örnek vermek gerekirse 26.08.2007 tarihinde Karlıova ilçesinde olan depreme gittiğimizde gece saat 2.30 gibi olay yerine vardık oradaki vatandaşların sıcak çay ikram etmeleri ve ısrarla üst üste çay içmemizi beklemeleri tabii ki bizim sorumluluk duygumuzu fazlasıyla arttırıyor. AKUT’çular geldi demeleri bile bizim için onur, şeref ve büyük bir mutluluktur.

Önümüz kış ve yolumuz uzun bu uzun yolda hep birlikte yürümek dileğiyle.

 

BİLAL ARSLAN;
BİNGÖL EKİBİ TIP BİRİMİ ESKİ SORUMLUSU

Henüz 9-10 yaşlarındayım, 1984-1985 yılları. Babam dış ülkede çalışıyordu. Giderken beni evin reisi tayin etmişti. Kardeşlerim hatta anneme ben bakacaktım öyle ya evin büyük erkeği bendim.

Korkunç bir kış mevsimi yaşıyorduk, inanılmaz bir kar vardı ki; tek katlı köy evimizde her sabah ilk işimiz pencereleri kapatan karı temizlemekti. Böyle bir günde annem çok hastalanmıştı. Kan kaybediyordu, köylüler toplandılar başına ne yapmaları gerektiğini tartışıyorlardı. Yol yok iki, iki buçuk metre karda her taraf bembeyaz iz dahi yok. İmkansızı denemek zorundaydılar ve iki kalası yan yana getirerek battaniye döşek sarıp sarmaladılar omuzlara alınıp yola koyuldular. Bir aksilik olmasa iki gün sonra hastaneye ulaştırabileceklerdi. Ben çaresizdim acılar içinde annem; ama ben hiçbir şey yapamıyordum gidenlerin ardından ağlamaktan başka. Buğulanmış pencereme annem yazdığımı hatırlıyorum şimdi.

Uzun süre İzmir ve Antalya’da hastanelerde çalıştıktan sonra 2001’de Bingöl’e tayin oldum. 2002’de tesadüfen bir öğretmen arkadaşımla karşılaştım ve bana AKUT diye bir derneğin kurulacağını benim de gelip başkanla tanışmamı istedi. AKUT’u duymuştum ama nedir öğrenmek için toplantılarına gittim. Başkanla tanıştım, sevgili Veyselim’le. Onunla ilk merhabalaşırken bile inanılmaz bir güven duygusuna kapıldım. Heybetli duruşunun yanında yumuşak bir ses tonuyla kendinden emin bir edayla konuşuyordu. Konu insan sevgisi, çaresiz olana, darda kalana karşılıksız ve bilinçli yardım etmek. Yahu!; dışarıda insanlar çıkarı için gözünü kırpmadan insan canına kıyıyorlar bu adam ne anlatıyor böyle… İlgimi çekti bu adamı dinlemeliydim ve bu organizasyonda varolmalıydım. İşin özü; insan sevgisini iliklerime kadar hissetmekti. Sonra teknik bilgiler… eğitimler… vs.

Ve ilk operasyonuma gidecektim.

Bingöl’e 35-40 km uzaklıkta Kanyon Köyü, 48 yaşında bayan kronik TBC hastası. Rota engebeli, her türlü risk mevcut. Doğa şartları, insan (terör) riski, vs. İşin sonucunu düşünüp heyecanlanıyordum. Bu yüzden risklerle ilgilenmiyordum. Gerekli donanımları hazırlayıp yola koyulduk. Yaklaşık 3 saat sonra köye vardık. Bundan 4 yıl önce hastanın eşi yine bir kış mevsiminde şehirden köye dönerken bir vadide tipiye kapılmış ve boğularak ölmüş. Kapıda hastanın 19-20 yaşlarında tek erkek çocuğu bizi karşıladı. Bu genç evin reisiydi, çaresizdi. Yatakta acılar çeken annesiydi; ama o hiç bir şey yapamıyordu. 20 yıl önceki çaresizliğimi hatırladım. Boğazım düğümlendi. Koca 20 yıl geçmiş aynı çaresizlikler yaşanıyor...

Gerekli müdaheleler yapılarak hasta hazırlanıp kızağa alındı, yola koyulduk. 3 saatlik yol boyunca tüm hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçti. Bırak insanlara faydalı olmayı kendime bile faydam olmadığını anladım. AKUT’u tanıdıktan sonra insan sevmeyi öğrendim. Adam gibi adamlığı da Gözüm’den Veyselim’den öğrendim.

 

NEDİM URCAN;
NİĞDE EKİBİ LİDERİ

Niğde AKUT’un en yeni ekibi. Neden Niğde? Siz ne tür faaliyetler yapmayı hedefliyorsunuz?

Yıllar önce, bir avuç diyebileceğimiz dağcı, bilgi ve tecrübelerinin ışığında dünya ülkelerinin birçoğunda hızla gelişmekte olan doğa sporlarının bir gün ülkemizi de etkisi altına alacağını görebildiler. O dönemlerde az sayıda insan dağlarda tırmanıyordu. Günümüzün ağır iş ortamı, çevre şartlarının olumsuzluğu insanları boş zamanlarında doğal ortamlarda bulunmaya ve sağlıklı bir yaşam kalitesi bulmaya zorlamakta. Dağların sağlıklı ortamı ve doğada bulunma ihtiyacı gün geçtikçe bu sayıyı artırmakta. Buna paralel olarak dağlarda meydana gelebilecek kazaların da artış göstermesi kaçınılmaz bir sorun olarak karşımıza çıkıyor elbette...

Niğde bölgesi coğrafi konumu gereği teknik tırmanışlara, günübirlik ve kamplı olarak yapılan doğa yürüyüşlerine, kuş gözlemciliğine çevresinde bulunan Aladağlar, Bolkar Dağları, Erciyes ve Hasandağı gibi dağlara çok yakın olması nedeni ile ev sahipliği yapmakta. Tabi ki dağlarda bulunan yerli ve yabancı insanların sayısının artması sonucu meydana gelen dağ kazalarındaki artış Niğde Bölgesini yakından ilgilendiriyor. Dolayısı ile ülkemizde ve dünyanın herhangi bir yerinde zor durumda kalan insanlara bir şekilde yardımcı olmaya çalışan gönüllü yüreklere sahip AKUT, bir elini de Niğde Bölgesine uzatarak, tam desteğini ulaştırdı. Dağ arama kurtarma faaliyetleri dağların zor koşullarında, bazen 3000 m. yükseklikte, bazen -30 derece soğukta gerçekleştirilen ve kısa sürede tamamlanması oldukça zor olan faaliyetler. Kimi zaman bir kaya tırmanıcısına, kimi zaman da uzak ülkelerden gelen bir kuş gözlemcisine yardım gerekmekte. İçerisinde barındırdığı karmaşıklık ve zor koşullar gereği, olaylara müdahale edebilecek ekibin yapısı mutlaka üst düzeyde olmalı.

İşte AKUT Niğde Ekibi 8. ekip olarak bu bilgi ve tecrübenin artık bölgede bulunduğuna inanan Yönetim Kurulu’nun kararıyla kuruldu. Bizler ülkemizi seven, ülkemizde ve dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan insanlara ihtiyaç duyduklarında, elimizi şartlarımız ne olursa olsun uzatmaktan çekinmeyen Mustafa Kemal ATATÜRK’ün evlatlarıyız. AKUT’un bir kolu Niğde’de herhangi bir nedenle ihtiyacı olan insanları kucaklamaya hazır artık. Amacımız amatör bir zihniyet ve dünyadaki en güçlü şey olan gönüllü yüreklerimizle ayırım gözetmeksizin insanların dertlerine ortak olmak ve yardım edebilmek.

 

NURETTİN ÖZCAN;
KAYSERİ EKİBİ LİDERİ

Benim gözümde AKUT; Bu ülkenin ne anlama geldiğini, Ulus olma bilincini ve karşılıksız yardımseverliği asla unutmamak, Atatürk ilkeleri ışığında, yaz, kış, yağmur, çamur demeden üzerimize düşeni yapmaktır.

AKUT’un Kayseri’de bir ekip kurması fikri 2006 yazında, Niğde Çukurbağ, Kürşat Avcı Dağ evi’nin açılışı sırasında gündeme geldi. Erciyes gibi bir dağa ve hızla büyüyen bir nüfusa sahip Kayseri, gerek Niğde Aladağlar’a yakınlığı ve gerekse göç hareketleri nedeniyle “Anadolu’nun Almanyası” unvanıyla, sivil toplum kuruluşlarına ve özellikle de AKUT’a çoktan hazır haldeydi.

Bununla birlikte, AKUT gönüllüsü ve ekip üyesi olma gerçeği karşıma dikildiğinde, iliklerimizdeki “tırmanıcı” kimliği ilk refleksi vermişti. “Kayseri’de bir AKUT ekibi oluşturmak” gerçekten harika bir fikirdi ama söz konusu olan bu işin içinde ve sorumluluğunun altında olmak olunca, motor düşünce söze dökülüverdi; “Sadece dağ arama kurtarma yapsak?”

Bu belki de işin kolay yanıydı ama AKUT’u konuşmaya başlayınca, resim gittikçe büyüdü, algılarım keskinleşti. Uzun zamandır hem dağ kazalarına müdahale de bulunmuş hem de deprem bölgelerinde çalışmıştım. Ama o zamanlar hep yardımsever dağcı hüviyetindeydim. Oysa şimdi çok daha iyi anlıyordum ki içine girmek üzere olduğum organizasyon, on bir yıl önce kurulduğundaki o “yardımsever dağcı” kimliğinden sıyrılıp, bu ülke ve onun yüce gönüllü insanı için koşulsuz şekilde her ortam ve ihtiyaç duyulan her yerde çalışan, kurumsal kimliğini oturtmuş dev bir kuruluştu.

O halde yapılması gereken de, bu büyük kurumun iç dinamiğinin bir parçası olmak, ülke ve insanımız için elimizden geleni arkamıza koymamak adına var gücümüzle çalışmaktı. Zira AKUT, gönüllülerinin kalplerinden gelen güç ve değerli insanımızın sevgisiyle bugünlere gelmiş, doğada ve şehirde sadece arama kurtarma yapmayıp, toplumda ulus olma, beraber olma ve sırt sırta verebilme bilincini destekleyip yüceltebilmek için çalışmıştı.

Bölgenizde gerçekleştirmeyi planladığınız hedefleriniz nelerdir?

Kayseri’de öncelikli amacımız, dağ ve şehir kurtarma operasyonları için, konularında uzmanlaşmış, etkili ekipler oluşturmaktır. Buna ek olarak, Kayseri Ekibi’nin genel ve en ortak amacı, taşıdığımız sosyal sorumluluk çerçevesinde, her türlü kaza ve afet durumu ve öncesi için, halkımıza farkındalık ve doğru davranış anlayışı kazandırabilmek adına elimizden gelen her şeyi yapabilmektir.

AKUT Ekibi gönüllüleri olarak bölge halkından nasıl tepkiler aldınız?

AKUT Kayseri Ekibi açılışı öncesinde, sırasında ve sonrasında, yüz yüze geldiğimiz herkes, AKUT’un bir ekibine Kayseri’de “sahip” olmanın ne denli önemli ve gurur verici olduğu düşüncesini bizimle paylaştı. Yaptıkları itibariyle, ülkenin önemli yapıtaşlarından biri haline gelmiş olan AKUT’un, Kayseri’de de bu şekilde bağırlara basılması ekip olarak bizlerin de göğsünü kabarttı, mutlu etti.

Merkez binamızın Talas Belediyesi’nden temini ardından, kadirbilir vatandaşlarımızın, inşaat ve tefrişat yönündeki destekleri, bizimle organik bir bağı olmadığı halde, atık su borusunun yenilenip takılması, bayrak direğimizin dikilmesi ve benzeri konularda kazma kürek çalışmaktan çekinmeyen beyefendilerin bu davranışları, AKUT’un Kayseri’de nasıl sahiplenildiğine dair son derece güzel örneklerdi.

 

Dr. CENGİZ CİNDEMİR;
GİRESUN EKİBİ LİDERİ

Yaşamak güzel! Ne kadar sıkıntımız, kederimiz, acılarımız olsa da. Nefes alabilmek, doğan bir güne merhaba diyebilmek. Umut etmek, yarınlara dair hayal kurabilmek ve bunların hepsine şükredebilmek. En güzeli de bir hayat kurtarmak, kurtardığımız insana bir şans daha verebilmek güzel!!!

Üniversite için tercih formunu doldurduğumda hiç düşünmeden bütün tercihlerimi Tıp Fakültesinden yana kullanmıştım. Amacım en kutsal meslek olarak gördüğüm, insanlara en çok yardımcı olabileceğimi düşündüğüm için idealist bir doktor olmaktı. Çok şükür ki bu amacıma ulaştım. Ama yaşadıkça gördüm ki bu yeterli olmuyormuş. Bu vatana, bu millete daha çok hizmet etmek, bu cennet ülkemizi kalkındırmak ve insanlarımıza daha faydalı olmak için daha büyük hedefler, daha fazla çalışmak gerekiyormuş.

17 Ağustos Depremi’nden sonra bütün Türkiye bir gerçeğin farkına vardı. Felaketler sadece uzaklarda değil, tam yanı başımızda, hatta oturduğumuz binalarda da, yüreğimizde de oluyormuş. Ama biri var ki hatta birileri var ki bu durumun çok önceleri farkına varmış ve hazırlıklıymış. Nasuh MAHRUKİ ve arkadaşları her şeyin önceden farkına varmış ve tedbirini almış ve yüzlerce insana umut, yüzlercesine de hayat olmuş. Ellerinize sağlık!!!

Ben AKUT’u tanıyordum, ama AKUT beni yaklaşık bir yıl önce tanıdı. İyiki de tanıştık!!! Bu millete biraz daha hizmet etmek için bir fırsatım daha oldu. Onlar bizi sevdi, biz onları zaten seviyorduk. Böylece, elim bir dağ kazasında yitirdiğimiz Giresun halkının çok sevidiği Dr. Ali Hakan GÜVENÇ’in anısına AKUT Giresun Ekibini kurduk ve biz bu yüce organizasyon ailesinin bir ferdi olduk.

AKUT bir aile, AKUT bir sevgi, AKUT bir umut, AKUT bir milletin yüce değerlerinin bir yansıması ve yeşermesidir. Allah bu millete bir daha büyük felaket yaşatmasın ama olursa da AKUT ailesi sayesinde daha güvenli, daha huzurlu ve daha umutluyum...

 

RAGIP PİRSELİMOĞLU;
TRABZON EKİBİ LİDERİ

Neden AKUT Trabzon?

Aslına bakarsanız 1995 yılında başladı bizim maceramız. Trabzon Doğa Sporları İhtisas Kulübü kısaca TRADOST olarak. Her zaman kısaltmamızdaki dost kelimesinin anlamını öne çıkarmaya çalıştık. Doğa dostu olduk, insan dostu olduk. İnsanları aramıza kattık ve dağları, yaylaları gezdirdik. Doğu Karadeniz’de gezmedik yayla, tırmanmadık tepe bırakmadık desek yeridir. Zamanla bu uğraşımızı biraz daha profesyonelleştirelim istedik. Yüksek irtifa tırmanışları düzenledik. Kulübümüz üyeleri Türkiye’nin sayılı dağlarına başarılı tırmanışlar gerçekleştirdi. Artık dağcı yetiştirir bir kulüp haline geldik. Federasyon eğitimleri v.s. gibi eğitimlerle bilgilerimizi geliştirdik pekiştirdik.

Ta ki bir gün AKUT ile tanışana kadar. İlk olarak Gölcük Depremi’nde duyduğumuz AKUT’a var olan sempatimiz, sevgili Nasuh’un bizleri kırmayarak katıldığı çeşitli kulüp etkinliklerimizle daha da artmaya başladı. Bir gün bize AKUT’un büyüme ve yurt sathına yayılma fikrinden bahsettiğinde, aslında üye profilimiz dolayısıyla çok iyi bir altyapımızın olması ve bölgeyi iyi tanıyan, süratle müdahale edecek yeteneklere sahip kadromuzun salt sportif amaçla yaptıkları etkinliklere böylesi insani bir amacı da eklemek bizleri fazlasıyla heyecanlandırmıştı.

Başlarda bizlere ürkütücü gelip, altından kalkamayız düşüncesi oluştuysa da kafamızda, biraz düşününce böyle bir organizasyonun bizim bölgemizde de elzem olduğuna karar verdik. Tam bu ikilem içerisinde olduğumuz günlerde Memo’nun yaptığı SARTECH Eğitimi (Arama Kurtarma Teknisyeni) çağrısıyla artık tereddüte yer olmadığını ve boşa geçireceğimiz her günün Karadeniz’de malesef can kayıplarıyla sonuçlanan birçok felakete müdahale edememek olduğunu düşünerek işe giriştik.

Kulübümüzden 6 kişilik bir ekibi Marmaris’te düzenlenen SARTECH 3 eğitimine yolladık. Müteakip zamanda Trabzon’da, Kocaeli Biriminden arkadaşlardan TAMT eğitimi aldık ve eğitimlere hızla devam etmekteyiz…

Özellikle yaylalarda kaybolma, yoğun yağışlar sonrasında sel ve heyelan vakalarının çok olduğu bölgemizde bugüne kadar eksikliği hissedilen arama ve kurtarma konusunda, rüştünü gerek Türkiye’de gerekse dünyada ispatlamış olan AKUT çatısı altında bu faaliyetleri yürütmek bizim için ayrı bir onur olacak.

Bugüne kadar AKUT’un sergilediği tavır ve davranışlar, bizim yıllar önce doğa ve insan dostu olmak için çıktığımız yolla kesiştiği içindir ki; AKUT TRABZON dedik.

 

GÜÇLÜ UZUNALİOĞLU;
RİZE EKİBİ LİDERİ

AKUT Rize Ekibi 05.07.2007 tarihinde, 13. birim olarak Rize’nin Fındıklı İlçesinde kuruldu. Bölgede oluşması muhtemel sel, heyelan gibi doğal afetler ile yöremizde son yıllarda artan doğa sporları faaliyetlerinde meydana gelebilecek kazalara müdahale etmek, aynı zamanda bölgemizdeki halkın birçoğu yaylacılık ile uğraşmakta olup, bu zamanlarda meydana gelebilecek olumsuz durumlarda yardımlarına koşarak gerekli sağlık kuruluşlarına ulaştırmak ve yerinde müdahale etmek amacı ile faaliyetine başlamıştır.

Ekibin bina ihtiyacı Fındıklı Kaymakamı Erkan KILIÇ ve Rize Valisi Kasım ESEN’in desteği ile İl Özel İdare binasının kullanılmayan kısmının tahsisi ile çözülmüştür. AKUT Rize Ekibi faaliyetine 20 kişilik ekip ile başlamıştır. Ekip elemanları çeşitli meslek dallarında üniversite eğitimi almış olup aynı zaman da ekibin birçoğu dağcılık kökenli ve yöreyi çok iyi bilen kişilerden oluşmaktadır.

Ekibin kurulmasından kısa bir süre geçmesine rağmen bir trafik kazası ve yaylada meydana gelen yaralanma olayı olmak üzere iki operasyon gerçekleştirmiştir. Ekip bir yandan eğitimlerine hızla devam ederken bir yandan da yörede meydana gelen olaylara müdahale etmek üzere faaliyetlere devam etmektedir.

Neden AKUT içinde olmayı istediniz ve buna nasıl karar verdiniz?

Karadenizin doğu ucunda Rize’de doğup büyüyen eğitimini bölge dışında tamamlayıp iş hayatını yine bölgede sürdüren bir grup oluştu. Bu grup boş zamanlarında bir araya gelmeye, birlikte bir şeyler yapmaya (doğa sporları, çevre temizliği vb.) başladı. Bir süre sonra bölgeye, ülkeye ve tüm dünyaya sistemli, bilimsel ve sivil şekilde katkıda bulunma ihtiyacı hissedildi. Bu ihtiyacı karşılayacak en doğru yerin AKUT olduğu kanısı uyanmaya başladı. Çünkü gönüllülerden oluşan ve karşılıksız yardımı ilke edinen bir yapısının olduğunu, faaliyet gösteren diğer birimlerdeki bazı arkadaşlardan öğrenmiştim. Bir de 17 Ağustos Depremi’ndeki başarıları, tüm kamuoyu gibi bende de ilgi uyandırmıştı. Bütün bunların etkisi ve değişik birimlerindeki insanlarla olan ilişkilerim de birleşince AKUT adresine yönelmek kaçınılmaz oldu.

Bölgenizde gerçekleştirmeyi planladığınız hedefleriniz nelerdir?

AKUT Rize Ekibi’nin hedefi, AKUT’un kazandığı saygınlığı ve ilkeleri koruyarak, meydana gelebilecek doğa olaylarında, kazalarda, yangınlarda, kaybolma vb. olaylarla ihtiyaç duyulan her alanda, her zaman yüksek bilgi birikimiyle ve çağın gerektirdiği bilimsel bütün işlevleri ile olay yerinde bulunup gerekli müdahaleyi yapmak. Bununla beraber bölgedeki herkes tarafından AKUT burada var, bizim ihtiyacımız olduğunda her zaman yanımızda olacak, güvenilir ve işin uzmanı bir ekiptir olgusunu yerleştirip, sürekliliğini sağlamaktır.

AKUT Ekibi gönüllüleri olarak bölge halkından aldığınız tepkiler neler oldu?

AKUT Rize ekibinin kurulmasından kısa bir süre geçmesine rağmen bölgede tanınmaya insanlar tarafından ilgi görmeye başladı. İlk olarak duyanların söylediği en çok şey; “AKUT burada da mı var, ne güzel.” Daha sonra; “telefonu var mı, bende yardım etmek istiyorum, bunun bir eğitimi var mı, şimdi hepiniz gönüllü mü çalışıyorsunuz, dağcılık sporu ile mi ilgileniyorsunuz” vb. gibi sorular, olumlu bir yaklaşım içerisinde sürekli olarak sorulmaktadır. Her geçen gün de pozitif tepkiler artarak devam etmektedir. Bu ilgi bizi memnun etmekle birlikte, bize ağır bir sorumluluk yüklediğinin farkında olarak faaliyetlerimize devam etmekteyiz.

 

RECEP ŞALCI;
KOCAELİ EKİBİ LİDERİ

1999 depreminin sabahıydı. Bir enkazın yanından iniltiler, imdat sesleri geliyordu. içeri girdiğimde bir anne kucağında bebeğinin cansız bedeni biraz ilerisinde kocası ama çoktan hayatını kaybetmiş. Kadın bebeğini sıkı sıkı sarmış bizden yardım istiyordu. Bütün bina kadının üzerinde ve kirişin altına sıkışmıştı o zaman ne AKUT’u tanıyordum ne de kurtarma biliyordum. O an çaresizlikle tanıştım, birçok insan gibi. O kadının kınalı kuzum diye bebeğine ağıt yakmasını dinledim sadece, çünkü ne kadını kurtaracak ekibim ne de ekipmanım vardı. Daha sonraki günlerde hep aynı soruyu sordum neden hazırlanmadık? Neden tedbirlerimizi almadık?

Türkiye’de yaşıyorsak, hele Kocaeli’de yaşıyorsak afetle yaşamayı öğrenmek yetmiyor, afetlere hazır olmakta gerekiyor bazen birey olarak bazen de ekip olarak; biz ekip olmayı seçtik. AKUT Arama Kurtarma Derneği’nin Kocaeli Ekibi olarak öğrenme ve öğrendiklerimizi paylaşmaya karar verdik. Birçok genç yürekle başlayan bu yürüyüş daha da olgunlaşarak, daha da güçlenerek devam ediyor. Amacımız ülkemizde olabilecek her türlü afette ya da zor şartta insanımızın elinden tutup ona yardım edebilmek. Bilgi ve tecrübelerimizi paylaşarak onların bu coğrafyada olabilecek afetlere karşı hazır olmalarını sağlamak.

Gönüllülük ilkesi altında yaptığı fedakârlıkları dahi dile getirmeden gece gündüz koşturan, bazen bir dağın tepesinde, bazen buz gibi bir suyun içinde bazen de bir enkazın dibinde her türlü zorluğa karşı koyan, bir yüreğin çarpması için canını dişine takan AKUT’un bir üyesi olmak benim için bir gurur vesilesidir.

Bölgede operasyona çıktığımız zamanlar olay yerine ilk indiğimiz anda insanların bizim için düşündükleri görmek, hissetmek hem çok güzel hem de büyük bir sorumluluk hissi yüklüyor. Onların gözünde umut oluyoruz canlarını geri getirecek, sevdiklerini onlara kavuşturacak ya da başında dua edecekleri bir mezar bile onlar için bir umut. İşte o gözlerdeki umut ve minneti gördükçe yorgunluğumuz bitiyor daha çok, daha çok çalışma isteğimiz geliyor.

Daha yolun başında olduğumuzun farkındayız; yürüyecek çok yolumuz, yapacak çok işimiz var. Bu bilinçle Anadolu insanına ve tüm insanlığa hizmet etmeye devam edeceğiz.

 

ERDEM AKIN;
KOCAELİ EKİBİ ESKİ LİDERİ

17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi’ni yaşayanlar olarak; depremi, çaresizliği, kaosu en iyi bilenlerdeniz. Bunun yanında kurtarma ekiplerine olan ihtiyacın ne kadar önemli olduğunu yaşayarak görenlerdeniz. Eğitimsiz, bilinçsiz olmamıza rağmen olayın şokuyla, bölgenin birçok yerinde çalıştık. Daha sonra biz de bu konuda bir şeyler yapmaya, yeni kurtarma ekibi kurmaya karar verdik. Çevremizdeki arkadaşlarımızla beraber ismi SAKAY (Sivil Arama Acil Yardım) olan bir kurtarma ekibi kurduk ve bu ekibi ilerleyen zamanlarda dernek haline getirdik.

SAKAY Derneği’nde bu şekilde 4 yıl görev yaptık. Eğitimler doğrultusunda Türkiye’nin dört bir yanındaki olaylara gücümüzün, eğitimimizin ve malzememizin yettiğince koşup yardım ettik. Bu süre içerisinde AKUT’la sürekli irtibat halindeydik. Gerektiğinde ortak operasyonlara gidiyorduk. Her yaptığımız planda, bir yanlış yapmamak için AKUT’tan Demir Kardaş’la sürekli görüşüp bilgi ve tecrübelerinden yararlanıyorduk. Ancak süreç bizi sistem dışı, öyle bir konuma getirdi ki artık birilerine yardım için gönüllülüğümüzün yeterli olmadığını gördük çünkü her eğitim ve operasyon bize ekonomik olarak çok ağır geliyordu. Derneğin bunu karşılaması imkân dışı bir hale gelmişti. Bu durum, beraberinde bu işe yıllarını veren tüm arkadaşlarımızın gönüllülüğünün de azalmasına neden oluyordu.

Daha sonradan öğrendiğimiz ancak bu süre zarfında bilmediğimiz sürpriz bir gelişme yaşandı: Nasuh Mahruki ve Demir Kardaş bizi 3 yıl boyunca sürekli yakın takibe almışlardı. Türkiye’de yeni bir dönem başlatan 17 Ağustos’u bilfiil yaşayan ildeki arama kurtarma ekibi olarak; Bingöl depremine inanılmaz zorluklarla temin ettiğimiz bir araçla yola çıktık ve 29 saat sonra olay bölgesine varıp var gücümüzle AKUT’la aynı enkazda çalışmaya başladık. İşte burada hiç tahmin etmediğimiz teklif geldi: AKUT’a dahil olma teklifi.

Duygusal düşününce; 4 yıl boyunca çocuğumuz gibi büyüttüğümüz ve 36 operasyon yaptığımız bir yapıyı yok edip AKUT’a geçmemiz gerekiyordu. Amaç can kurtarmaktı ve her geçen gün bu amaçtan uzaklaşıyorduk. Mantıklı bir seçim yaparak AKUT’a geçip AKUT Kocaeli Ekibini kurduk. AKUT Kocaeli Ekibi 19 Temmuz 2003’te kurulmuş ve bu güne kadar 37 operasyon ve 100’ün üzerinde eğitim, tatbikat ve seminer yapmıştır. Ağırlıklı olarak müdahale ettiğimiz operasyon türleri; Deprem, sel, su baskını, arazide kaybolma ve mahsur kalma, boğulma, göl ve denizde arama, göçük, ulaşım araçları kazaları ve sanayi yangınlarıdır.

AKUT Kocaeli Ekibi’nin bu güne kadar olan aktif yapısının ve başarısının nedeni; Ekip içi disipline, hiyerarşik yapıya verdiği önem ve çok genç yaşta bir araya gelmiş, doğru insanların birbirine ve kurumlarına olan inanç ve güvenidir. Bu başarı kişisel değildir, tamamen ekip çalışmasıdır.

Bu işe başladığımızdan bu yana ekip arkadaşlarımın beni lider seçmesi, bunun devam etmesi ve ekipteki diğer arkadaşlarımızın beceri, yetenek ve karakterlerine göre doğru konumlarda verimli çalışmasının sonucu, gerekli sorumlulukları üstlenmesinden ötürü istikrarlı bir şekilde çıtamızı yükseltmekteyiz. Şu an ekibimizin ağırlıklı yaş ortalaması 24 -25’tir. Buna göre ilk oluşumumuzdaki yaşlarımıza bakıldığında, Türkiye’nin en genç arama kurtarma ekibi olarak tespit edildik.

Kökenimizde, bu işe başlarken dağcılık ya da herhangi bir spor dalı yoktu. Bizler bu acıları birebir yaşayan, ailesinden kayıplar veren genç bir kuşak olarak arama kurtarma konularına girdik. Bu yüzden bu işe bakış açımız çok daha farklı anlamlar içerir. Hiç tanımadığımız, belki bir daha asla göremeyeceğimiz kişilere, gözümüz kapalı, yardıma koşmaktayız. Hayatın getirdiği iş, eş, aile, okul gibi engelleri görmeksizin; gerekirse işten atılma pahasına yardıma koşuyoruz çünkü o insanların yaşadığı psikolojiyi ve çaresizliği bizler 17 Ağustos’ta en yakından, bire bir yaşadık. Operasyonlara verdiğimiz bu ciddiyet ve önemi, insanların bilgilenmesi yönünde, eğitim konusunda da göstermeye çalışıyoruz. Her ne kadar amacımız can kurtarmaksa, bir o kadar da kurtarılacak duruma düşmemeleri için insanları bilinçlendirmek ve eğitmektir.

17 Ağustos depremi, afet duyarlılığını artırdı ancak bunun bazı kişi, kurum ve kuruluşlar için hâlâ yetersiz olduğunu söyleyebilirim. Pek çok kişi, o kötü günler hiç yaşanmamışçasına her şeyi unutmuş, çarpık yapılaşmaya ve olabilecek başka afetlere karşı da önlemini almamaktadır.

AKUT Arama Kurtarma Derneği’nin İstanbul depremine yönelik en somut hazırlık örneği AKUT Kocaeli Ekibi’nin kurulmasıdır. AKUT Kocaeli Ekibi olarak enkaz konusundaki tüm bilgi ve becerimizi tüm Türkiye’deki AKUT Ekipleriyle, kamplar ve tatbikatlar aracılığıyla paylaşmaktayız. Olası İstanbul depremine müdahaleyle ilgili birçok hazırlık planları yapıp ilgili kurum ve kuruluşlarla bunları paylaşmaktayız. Kendi ekibimizi de eğitimlerle sürekli geliştirip her an tetikte, hazır beklemedeyiz. Olası İstanbul depreminin en az zararla atlatılabilmesi için büyük eğitim organizasyonları planlanmaktayız, ilerleyen günlerde bu tür çalışmalarımız devam edecektir. Büyük Önder Atatürk’ün dediği gibi “Felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirleri düşünmemiz lazımdır, geldikten sonra dövünmenin yararı yoktur.”

 

GÖNÜL MİDESİZ;
AKUT DIŞ İLİŞKİLER BİRİMİ SORUMLUSU

Dış İlişkiler Biriminin görev kapsamında neler var? Neler yapar?

AKUT Dış İlişkiler Biriminin görevi kısaca “AKUT’un yurtiçi ve yurtdışı kurum ve kuruluşlarla ilişkilerini sağlamak, sürdürmek ve korumaktır” diyebiliriz. Dış İlişkiler Biriminin altında Uluslarası İlişkiler, Yayın ve Tasarım, Basın ve Halkla İlişkiler ve Yerel ilişkiler grupları yer almaktadır.

Dış İlişkiler Birimi AKUT’un, yurtiçinde Valilikler, Üniversiteler, diğer STK’lar vb. benzeri tüm kuruluşlarla, yurtdışında AB, BM, yabancı STK’lar ve kurumlarla olan ilişkilerini yürütür. Uluslararası kuruluşların (AB, Dünya Bankası, Vakıflar vb.) Sivil Toplum Kuruluşlarına yaptığı fon programlarını takip ederek, AKUT’un konusu dahilinde proje hazırlanmasını, AKUT içindeki diğer ekipler ve dış kurumlarla koordine eder. AKUT logosu ve ürün kimliğinin kullanılacağı tüm malzeme ve ürünlerin yayınlanması ve çoğaltılmasını sağlar. Yurtiçi ve yurtdışına yapılan toplantılara ve organizasyonlara katılımı koordine eder.

Bu kapsamda gelecekle ilgili planlarınız nedir?

AKUT gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında konusunda iyi tanınan ve başvurulan saygın bir kurum. AKUT pek çok dış kurum ve kuruluştan çeşitli organizasyonlara katılım için davet alıyor ve bu davetler gerek AKUT gerekse Türkiye’nin bu alandaki bilgi birikimini paylaşması ve kendini tanıtması için çok önemli. Bizim hedefimiz AKUT’u iyi olduğu konumdan çok daha iyi noktalara götürmek. Bunu da yurtiçi ve yurtdışındaki diğer arama kurtarma ekipleriyle olan ilişkilerimizi geliştirerek, onlarla ortak çalışmalar yaparak, yurtdışındaki çalışmalara daha yoğun katılarak sağlamayı planlıyoruz. Ancak, AKUT kamu yararına bir dernek ve bağışlarla ayakta durabiliyor. İnsanların hayalleri ve idealleri bitmez. Bizim de pek çok hedefimiz var. Hedeflerimizi gerçekleştirmek için de maddi ve teknik desteğe ihtiyacımız var. Ulusal ve uluslararası kuruluşlardan fon sağlayarak ya da ortak projeler üreterek hedeflerimize ulaşmayı planlıyoruz.

 

DUYGU GÖKALP;
İNSAN KAYNAKLARI BİRİMİ SORUMLUSU

AKUT’a ilk girdiğimde İnsan Kaynakları Biriminde çalışmaya başladım. Son derece mutluydum. Yeni gelen gönüllü formlarını bilgi bankasına giriyordum. Çok geçmeden bir gün birim başkanım bana dolapların anahtarını uzattı ve artık kendi başıma istediğim zaman giriş yapabileceğimi söyledi. Mutluluktan mı, bana güvenildiğini görmekten mi, yoksa artık AKUT’un bir parçası olduğumu hissettiğimden mi bilmiyorum ama o an gözlerimin içi parladı.

Bu yüzden ben de aramıza yeni katılan gönüllü arkadaşlara kendilerini AKUT’un bir parçası olarak görmeleri için her türlü desteği vermeye çalışıyorum. Onların başarılı ve mutlu olacakları, kendilerini işe yarar hissedecekleri ekiplere yönlendirmeye özen gösteriyorum. İşe yaradığını hissetmek çok önemli bir duygu, özellikle de yeni gönüllüler için.

Yeni gelen gönüllüleri daha kolay adapte olabilmeleri, görev alabilmeleri ve bir yerden başlayabilmeleri için; öncelikle meslekleri, okudukları okullar, bilgi ve becerilerini göz önüne alarak ekiplere yönlendiriyoruz. Zaman ilerledikçe tercihlerini başka ekiplerde de kullanabiliyorlar.

AKUT gibi gönüllük esasıyla çalışan derneklerde insan kaynakları yönetiminin daha zor olduğunu düşünüyorum. İnsanlar yaptıkları işleri, üstlendikleri görevleri herhangi bir maddi kazanç beklemeden yapıyorlar. Bu durumda motive olmaları gerekiyor. Motivasyon sadece eğitimler, tatbikatlar, operasyonlar ve çeşitli aktivitelerle sağlanmıyor. Dediğim gibi işe yaramak, kendini AKUT’un bir parçası olarak hissetmek, insan hayatı kurtarmak üzerine çalışan bir dernekte görev almak... Aslında en büyük motivasyon bu.

AKUT Arama Kurtarma Derneğinin bir parçası olmaktan gurur duyuyorum. Ülkeme faydalı olduğumu ve AKUT’un bana çok şey kattığına inanıyorum.

 

ZEYNEP HEKİMOĞLU;
K9 - KÖPEKLİ ARAMA BİRİMİ ESKİ SORUMLUSU

17 Ağustos’ta büyük afetler karşısında eksikliğini fark ettiğim en önemli iki noktadan biri eğitimli olma, bir diğeri de organize olmaktı... Deprem sabahı elimde köpeklerimle aşağı indiğimde ‘daha verimli ne yapabilirim’in cevabını o kâbus günlerdeki yetersiz çabalardan 3 ay sonra 19 Kasım 1999 da AKUT Köpekli Arama Grubunu kuran, bu amaç etrafında kenetlenen arkadaşlarımla bu göreve başladığımda bulmuştum.

“Arama Köpeği Ekibi” arama kurtarma konusunda çalışan bir ekip için nasıl bir önem arz eder? AKUT’un arama köpeği eğitimleri uluslararası standartlara göre yeterli midir? Bu konudaki planlamalarınız nasıl?

Köpeklerin koku alma yeteneği insanın 55 katı olduğu göz önüne alındığında, doğru seçilmiş ve enkazda canlı insan arama eğitimini tamamlamış köpekli bir ekip, 4500 metreküp hacmindeki bir enkazı 15 dakika içerisinde tarayabilir. Zaman kazandırma ve alan daraltmayı sağladığından Search-cam ve TPL’in kullanımını daha verimli hale getirir. Bu nedenle, Arama Köpeği Ekibi arama kurtarma konusunda çalışan bir ekip için arama işlevinin en önemli unsurudur.

AKUT’un arama köpeği eğitimleri enkaz araması konusunda FEMA standartları baz alınarak yürütülmekte. Yeterlilik sınavlarını da yine bu standartlarda yapmaktayız. Doğada canlı insan arayan köpeklerimizin eğitimini enkaz eğitimlerini tamamladıktan sonra NASAR standartlarına uyumlu olarak sürdürmekteyiz.

Uzun vadeli planlarımız AKUT’un İstanbul dışı operasyonel her bir ekibine 1’er yetişmiş köpekli ekip kazandırmaktır.

AKUT’un Arama Köpeği eğitimleri konusunda yerel ve uluslararası platformda işbirliği içinde çalıştığı kurumlar ve ortak projeleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

Ülkemizde arama kurtarma konularıyla bağlantılı alanlarda çalışan TSK, Sivil Savunma gibi sivil toplum örgütleri, devlet kurumları ile, afetlerde ve diğer zamanlarda, şehirde ve kırsalda, eğitim, tatbikat, bilgi alış verişi konularında işbirliği içinde çalışmaktayız. Yurt dışında ise ABD’de kurulan uluslarası kar amaçsız bir vakıf olan ERK-9 ile ortak eğitim, sınav, bilgi alış verişi konularında işbirliğimiz var. Bu anlamda 2000 yılında 1, 2001 yılında da 2 seminer ve sınav düzenlenmiştir.

AKUT K9 Köpekli Arama Biriminde kaç eğitmen ile görev yapıyorsunuz? AKUT K9 Köpekli Arama Birimi’ndeki eğitimlerinden kimler yararlanabilir? Eğitimlerinizden yararlanmak isteyen kişi ve kurumlar ne yapmalıdırlar?

AKUT K9 Köpekli arama Birimi’nde bu konuda tecrübeli 3 eğitmen ve 8 destek kişi ile görev yapmaktayız. Grubumuzdaki eğitimlerden, insan hayatını kurtarmak için köpekleri ile operasyonlarda görev almak isteyen her gönüllümüz ve kendi bünyelerinde köpekli ekip oluşturmak için bilgi almak isteyen kurum temsilcileri kurumlar arası protokole bağlı olarak yararlanmaktadırlar.

 

ONUR GÖKSOY;
AKUT ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİ TOPLULUKLARI KOORDİNATÖRÜ

AKUT ile ilk tanışmam bir çok insan gibi 1999 depremi sırasında oldu. Bir avuç insanın, devletin bile çaresiz kaldığı böylesine büyük bir felakette nasıl devleştiğini, ne kadar büyük işler başarabildiğini büyük bir hayranlıkla izledim. O sıralarda küçük, sosyal imkanları son derece kısıtlı bir şehirde, Karabük’te ev-okul-spor üçgeninde yaşayan 16 yaşında bir lise öğrencisiydim. O anki şartlar dahilinde ancak bir gün bu insanlarla aynı çatı altında çalışmanın hayalini kurabiliyordum.

Üniversitedeki ilk yılımın sonunda, Bursa’daki en aktif arama - kurtarma ekibi olan ve bir çok kez insanüstü gayretlerine tanık olduğum Aziz Doğan önderliğindeki “911 Arama - Kurtarma Derneği”ne 2001 yılı sonunda katıldım. Kısa sürede eğitimlerimi tamamlayarak operasyonlarda görev almaya başladım. 2002 yılında Uludağ Üniversitesi’ndeki büyük potansiyeli harekete geçirme kararı aldık. Kurucu başkanlığını üstlendiğim ve 5 sene başkanlığını yürüttüğüm “U.Ü. 911 Arama Kurtarma Topluluğu” ile çok başarılı çalışmalara ve projelere imza attık. Bu süreç içerisinde Kandilli Rasathanesi D.A.E. A.H.E.P. TAG eğitmenliği yaptım. “Kan Bilgi Bankası”, “Organ Bağışına Destek” gibi sosyal sorumluluk projelerinin koordinatörlüğünü yürüttüm. Her seviyeden okullara, her kesimden halka, farklı il, ilçeleri hatta köyleri dolaşarak temel afet bilinci eğitimleri verdik. Bu sırada 2003 Bingöl depreminde ve 2006’da Bursa’da çöken binada AKUT ile aynı enkazda çalışma şansı yakaladım. Tüm bu süreç içerisinde AKUT’u da doğal olarak yakından takip ediyordum. Özellikle arama kurtarma ile sınırlı kalmaksızın sosyal sorumluluk bilinci ile gerçekleşen proje ve faaliyetler, güncel olaylara karşı yapılan basın açıklamaları, aynı zamanda uluslar arası başarıları, AKUT’un tam anlamıyla lider bir sivil toplum kuruluşu niteliği kazandığını gösteriyordu ve benim kafamdaki “STK” kelimesinin de tam olarak karşılığı buydu.

2006 yılında, benim için de milat sayılabilecek bir şekilde, büyüyen hedeflerimiz doğrultusunda hem derneğimizin, hem de üniversite topluluğumuzun AKUT’a katılmasına karar verdik. AKUT ile aynı çatı altında çalışacak olmak bir nevi 16 yaşımda iken kurduğum hayalin gerçekleşmesi anlamına geliyordu. Fakat daha da önemlisi, AKUT ile çalışmak, bize ürettiğimiz proje ve faaliyetleri ulusal ve uluslar arası arenaya çok daha kolay ve etkin taşıma şansını, bununla beraber daha geniş kitlelere ulaşma şansını veriyordu.

Uludağ Üniversitesi AKUT Öğrenci Topluluğu başkanlığımı devrederek Türkiye AKUT Öğrenci Toplulukları Genel Koordinatörlüğü görevine getirildim. Şu an için Uludağ Üni., Haliç Üni., Abant İzzet Baysal Üni. ve Kocaeli üniversitesinde kurmuş olduğumuz AKUT öğrenci toplulukları yanında, 5 üniversitede daha 2007 - Kasım ayı itibariyle AKUT Öğrenci Toplulukları kurulma aşamasındadır. Özellikle “Organ ve Doku Bağışına Destek”, “Küresel Isınma”, “Kan Bilgi Bankası” gibi sosyal sorumluluk projelerimizi ülke geneline yaymak için var gücümüzle çalışıyoruz. Bununla beraber; sosyal sorumluluk projeleri ve eğitim amaçlı kurduğumuz toplulukları uluslararası alanda farklı üniversite ekipleri ile irtibatlandırmak, faaliyetlerimizi uluslararası alana yaymak adına ciddi girişimlerde bulunduk. 7 farklı Avrupa ülkesinde 15 farklı benzer amaçlı faaliyet gösteren üniversite topluluğunu, U.Ü. AKUT Öğrenci Topluluğu yeni başkanı Sercan Demirbaş ile birlikte ülkelerinde ziyaret ettik ve işbirliği görüşmeleri yaptık. Uzun vadede hedefimiz, mevcut projelerimizi güçlendirerek, bununla beraber yeni projeler üreterek ulusal ve uluslar arası alanda topluma maksimum fayda sağlamaktır.

AKUT ile, yani doğru yerde, doğru insanlarla, ve özellikle “her şeye rağmen” ayakta dimdik durabilen, idealist, vizyonu geniş, eşsiz bir lider “Nasuh Mahruki” ile çalışmaktan onur duyuyorum.

 

SERHAT AKBEL;
TEKNİK LOJİSTİK BİRİM SORUMLUSU

AKUT Arama Kurtarma Derneği’ne geldiğimde henüz 18 yaşını yeni doldurmuş, yardıma muhtaç insanlar için yararlı işler yapmak isteyen, ancak eğitimsiz bir gençtim. Şu anda 21 yaşına gelmiş ve arama kurtarma konusunda çeşitli eğitimler almış bulunmaktayım.

Henüz lise sıralarında tanıştığım AKUT için uzun yıllar çalışmayı ve bu çalışmalarla ülkeme hizmet etmeyi düşünmekteyim. AKUT Arama Kurtarma Derneği’ne geldiğimden bu tarihe kadar geçen yaklaşık 3 yıllık süre boyunca şu anda birim sorumluluğunu yaptığım Teknik Lojistik Biriminde çalışmaktayım.

AKUT’un 10 yılı aşan sürede operasyonlarında ve eğitimlerinde elde ettiği başarının temelinde iyi eğitim ve profesyonelce çalışan gönüllülerinin özverisinin yanı sıra, çok iyi örgütlenmesinin ve her kademede nitelikli liderlerinin bulunmasının katkısı büyüktür.

AKUT’un güçlü organizasyonunda büyük önem taşıyan unsurlarından birisi de lojistik gücüdür. Arama Kurtarma personellerinin sahadaki başarısını destekleyen, bu iş için eğitim almış güçlü bir lojistik yapıya sahiptir. Sizlere Teknik Lojistik Birimiyle ilgili birkaç bilgi vermek istiyorum; Teknik Lojistik, AKUT Lojistik birimine bağlı olarak çalışan bir birimdir. Faaliyetleri operasyon öncesi,operasyon esnası, operasyon sonrası olarak üç ana başlıkta toplanır.

OPERASYON ÖNCESİ

  • Teknik Lojistik malzemeleri (jeneratörler, kırıcılar, deliciler, kesiciler…) ağır kurtarma araçlarından oluşmaktadır. Tüm bu malzemelerin modern lojistik teknolojisi dikkate alınarak depolanması ve envanter altına alınması.

OPERASYON ESNASI

  • Operasyon esnasında en hızlı şekilde teknik malzemelerin operasyon mahalline ulaştırılması.
  • AKUT SAR (Arama / Kurtarma) ekiplerine teknik malzeme konusunda kusursuz destek verilmesi.
  • Mevcut araç gereçleri koruma ve kollamanın yanı sıra sürekli çalışır durumda kalmalarının sağlanması.
  • Bu ekiplerin yiyecek ve yatacak gibi ihtiyaçlarını karşılamak, ekiplerin çalışmalarının devamının sağlanması.

OPERASYON SONRASI

  • Tatbikat ve operasyon sonrası depodan çıkan malzemelerin sağlam ve eksiksiz yeniden depoya girişleri sağlamak.
  • Operasyon sonrası, malzemelerin bakımlarını yapmak.
  • Kullanılmayacak haldeki malzemelerin tamiratlarının yapılması veya yenilerinin alınmasını takip etmek.
  • Bir sonraki operasyona hazırlıkların devamı şeklindedir.

 

ÖZGÜR MONKUL;
EĞİTİM BİRİMİ GÖNÜLLÜSÜ

Depremi ben de evimde yaşadım. İlkokulda öğrendiklerimle, gözlerimi zor açarak, şaşkın bir şekilde... Ben de AKUT’u 1999’da tanıdım, takdir ederek, özenerek izledim haberlerde. 17 yaşındaydım AKUT İskender Iğdır Eğitim Merkezi’nin içine ilk adımımı attığımda, Kadıköy Anadolu Lisesi’nin Doğa Sporları Kulübü’nün üyesi ve TAMT (Toplum Afet Müdahale Takımı) eğitiminin kursiyeri olarak. Zaman geçti, artık ben de AKUT’un bir parçasıyım. O aynı eğitim merkezinde zamanımı insanlarla bilgilerimi paylaşarak geçiriyorum, gece gündüz. Eğitim Birimi olarak AKUT’un sadece 1999 depremindeki kırmızı tişörtlüler değil, doğada, selde, heyelanda, çığda, göçükte ve daha fazlasında yer, zaman, şart gözetmeksizin yardım eden insanlar olduğunun bilincindeyiz ve eğer bir operasyonda hayat kurtarılıyorsa, birimde birlikte çalıştığım arkadaşlarımla sarf ettiğimiz bir cümlenin bile bunda pay sahibi olduğunu biliyoruz.

Bu doğrultuda temel amacımız sadece gönlüyle, azmiyle değil, aklıyla ve bilgisiyle kurtaran bireyler yaratmak. Bunun için de gecemizi gündüzümüze katmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz.