Atatürk
BAĞIŞ VE DESTEKLERİNİZ
- Mobil Ödeme
- SMS (2930)
- Banka Hesap Numaralarımız
- Diğer
AKUT'UN SPONSORLARI

GÖNÜLLÜ KALEMİNDEN AKUT


AHMET ATEŞ
(Eski AKUT Bingöl Ekip Lideri)

"AKUT ile 2002'de tanıştım. "Yaşamda aslolan insan olmaktır." felsefesinden yola çıkarak AKUT Bingöl ekibinde görev almaya başladım. Rahmetli Bingöl Ekip Liderimiz Veysel Aksoy’u kaybettikten sonra AKUT Bingöl Ekip Liderliği görevine getirildim. AKUT’lu olma sorumluluğu doğrultusunda insan yaşamının kutsallığını göz önünde bulundurarak, yaşadığımız bölgenin doğal zorluklarını içimizdeki insan sevgisi ve tüm samimiyetimizle en aza indirgemeye çalıştık. Bu arzu ve şevkle kar kış demeden tüm zorluklara rağmen vatandaşlarımızın yardımına koşmayı kendimize bir ilke edindik…
İlimizde çetin ve zorlu geçen kış şartlarında, kar motorumuzla dağ köylerinde mağdur olan vatandaşlarımızın yardımına koştuk ve koşmaya da devam ediyoruz. 40 kişilik arama kurtarma ekibimizle sadece Bingöl’ün değil Doğu Anadolu Bölgesindeki bize ihtiyaç duyulduğu anda olay yerine intikal edebilecek kadar profesyonelleştik.

Bu bölgenin zor şartlarında bize inanan bize güvenen ve ensemizde sürekli hissettiğimiz o sıcak nefeslerinden ötürü başta Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ali Nasuh MAHRUKİ ve Yönetim Kuruluna Bingöl halkı adına teşekkür ediyorum. AKUT’lu olmanın vermiş olduğu sorumlulukla üstümüze düşeni fazlasıyla yapabileceğimize inancınızın tam olmasını içtenliğimiz ve samimiyetimizle bildirmek isterim. Önümüz kış ve yolumuz uzun bu uzun yolda hep birlikte yürümek dileğiyle."

AZİZ DOĞAN
(Eski AKUT Bursa Ekip Lideri)

"17 Ağustos 1999 tarihinden sonra hayatım değişti desem yalan olmaz. Depremden sonra televizyonlara ilk görüntüler düşmüştü. Bir küçük kız çaresizce tırnakları ile enkazı kazmaya çalışıyor, "anne, baba" diye bağırıyordu. Bu görüntüleri izlerken gözyaşı seline boğuldum. Kendimi tutamıyordum. Hemen sonra ağlayıp sızlamanın bir fayda getirmeyeceğini düşünerek, taşın altına elimi koymam gerektiğini fark ettim ve bölgeye gittim. Günlerce aç, suzuz, uykusuz, elimden geldiği kadarıyla kurtarma çalışmalarına katıldım. Artık hayat kurtarmanın insana inanılmaz haz veren o duygusunu tatmıştım. Bu benim için artık bir bağımlılıktı.

Bursa’ya döndükten sonra orada tanıştığım kişilerle bağlantı kurduk ve AKUT’u örnek alarak kurulan AKED isimli bir derneğe üye oldum. Bu dernekle 12 Kasım Düzce depremine müdahil olduk ve orada da birçok kurtarma çalışmasında canlar kurtardık. Bu çalışmanın sonucunda Düzce’de bilfiil çalışmış arkadaşlarla birlikte Bursa merkezli 911 Arama Kurtarma Derneğini kurduk. Bu derneğin Bursa, Mudanya, Bilecik, Düzce, Bandırma şubelerini oluşturduk. Afyon ve Bingöl depremlerine katıldık. Deneyimli bir dalgıç olmam nedeniyle Bursa ve çevre illerde oluşan sualtı olaylarına müdahil olduk. Bu alanda ekip kendini tanıtma şansı buldu. Yine ekipte oluşturduğumuz dağcılık birimi ile birçok dağ kazasına müdahale ettik. İşte bu çalışmaların hemen birçoğunda aslında işin ruhunu yakalamış kişiler olarak AKUT ile hep yan yana idik. Hepimiz insan sevgisi ile doluyduk ve ülkemizi seviyorduk. Karşılıksız yardım etmekten zevk alıyorduk. Bu çatının altında birleşen insanların aslında özel insanlar olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı... 

Bir yılı aşkın bir süredir AKUT çatısı altında ülkemize hizmet vermekteyiz. Sosyal sorumluluğumuzun farkındayız. AKUT’un uzun yıllar gönüllü bir şekilde arama kurtarma faaliyetlerinde en etkin bir şekilde yerini alması için elimizden gelen katkıyı vermekten onur ve gurur duymaktayız."

BİLAL ARSLAN
(Eski AKUT Bingöl Tıbbi Lojistik Birim Sorumlusu)

"Henüz 9-10 yaşlarındayım, 1984-1985 yılları. Babam yurt dışında çalışıyordu. Giderken beni evin reisi tayin etmişti. Korkunç bir kış mevsimi yaşıyorduk, inanılmaz bir kar vardı ki; tek katlı köy evimizde her sabah ilk işimiz pencereleri kapatan karı temizlemekti. Böyle bir günde annem çok hastalanmıştı. Kan kaybediyordu, köylüler toplandılar başına ne yapmaları gerektiğini tartışıyorlardı. Yol yok iki, iki buçuk metre karda her taraf bembeyaz iz dahi yok. İmkansızı denemek zorundaydılar ve iki kalası yan yana getirerek battaniye döşek sarıp sarmaladılar omuzlara alınıp yola koyuldular. Bir aksilik olmasa iki gün sonra hastaneye ulaştırabileceklerdi. Ben çaresizdim acılar içinde annem; ama ben hiçbir şey yapamıyordum gidenlerin ardından ağlamaktan başka. Buğulanmış pencereme annem yazdığımı hatırlıyorum şimdi.

Uzun süre İzmir ve Antalya’da hastanelerde çalıştıktan sonra 2001’de Bingöl’e tayin oldum. 2002’de tesadüfen bir öğretmen arkadaşımla karşılaştım ve bana AKUT diye bir derneğin kurulacağını benim de gelip başkanla tanışmamı istedi. AKUT’u duymuştum ama nedir öğrenmek için toplantılarına gittim. Rahmetli Veyselimle tanıştım. Onunla ilk kez merhabalaşırken bile inanılmaz bir güven duygusuna kapıldım. Heybetli duruşunun yanında yumuşak bir ses tonuyla kendinden emin bir edayla konuşuyordu. Konu insan sevgisi, çaresiz olana, darda kalana karşılıksız ve bilinçli yardım etmek. Yahu, dışarıda insanlar çıkarı için gözünü kırpmadan insan canına kıyıyorlar, bu adam ne anlatıyor böyle… İlgimi çekti, bu adamı dinlemeliydim ve bu organizasyonda var olmalıydım. İşin özü; insan sevgisini iliklerime kadar hissetmekti... AKUT’u tanıdıktan sonra insan sevmeyi öğrendim. Adam gibi adamlığı da gözümden Veyselimden öğrendim..."

CENGİZ CİNDEMİR
(AKUT Giresun Ekip Lideri)

"Yaşamak güzel! Ne kadar sıkıntımız, kederimiz, acılarımız olsa da... Nefes alabilmek, doğan bir güne "merhaba" diyebilmek. Umut etmek, yarınlara dair hayal kurabilmek ve bunların hepsine şükredebilmek... En güzeli de bir hayat kurtarmak, kurtardığımız insana bir şans daha verebilmek!

Üniversite için tercih formunu doldurduğumda hiç düşünmeden bütün tercihlerimi Tıp Fakültesinden yana kullanmıştım. Amacım en kutsal meslek olarak gördüğüm, insanlara en çok yardımcı olabileceğimi düşündüğüm için idealist bir doktor olmaktı. Çok şükür ki bu amacıma ulaştım. Ama yaşadıkça gördüm ki bu yeterli olmuyormuş. Bu vatana, bu millete daha çok hizmet etmek, bu cennet ülkemizi kalkındırmak ve insanlarımıza daha faydalı olmak için daha büyük hedefler, daha fazla çalışmak gerekiyormuş. 17 Ağustos Depremi’nden sonra bütün Türkiye bir gerçeğin farkına vardı; felaketler sadece uzaklarda değil, tam yanı başımızda, hatta oturduğumuz binalarda da, yüreğimizdeymiş! Ama biri var ki hatta birileri var ki bu durumun çok önceleri farkına varmış ve hazırlıklıymış. AKUT'un güzel yürekli insanları her şeyin önceden farkına varmış ve tedbirini almış ve yüzlerce insana umut, yüzlercesine de hayat olmuş. Ellerinize sağlık!

Ben AKUT’u tanıyordum, ama AKUT beni yaklaşık bir yıl önce tanıdı. İyiki de tanıştık!!! Bu millete biraz daha hizmet etmek için bir fırsatım daha oldu. Onlar bizi sevdi, biz onları zaten seviyorduk. AKUT bir aile, AKUT bir sevgi, AKUT bir umut, AKUT bir milletin yüce değerlerinin bir yansıması ve yeşermesidir. Allah bu millete bir daha büyük felaket yaşatmasın ama olursa da AKUT ailesi sayesinde daha güvenli, daha huzurlu ve daha umutluyum..."

CÜNEYT KOPARAN
(2. Başkan/AKUT İnsan Kaynakları Sorumlusu)

"1957 Mudanya doğumluyum. Anadoluhisarı Gençlik ve Spor Akademisi mezunuyum. Uzun yıllar Hentbol’de millî forma ile ülkemizi gurur ve şerefle temsil ettim. Evliyim, 1 kızım var. AKUT'a 1998 sonlarında katıldım, şu anda İnsan Kaynakları'ndan sorumlu Yönetim Kurulu üyesiyim.

Hayatım boyunca insanlara yardım etmeye çalışan, kavgaları ayıran, küsleri barıştıran, barışçıl, sevecen, kendi derdinden çok başkasının dertleri ile ilgilenmeyi, dostluğu, kardeşliği, yardımlaşmayı kendime ilke edinmiş bir insanım. Bu özelliğimden dolayı AKUT’ ta üstlenmiş olduğum bu görevimi, yukarıda saydığım özelliklerime paralel, tatlı sert, üyelerin dertlerini dinleyerek ve çözüm bulmaya çalışarak, onları kırmadan, yanlışlarını ikaz ederek kaybetmeye değil kazanmaya çalışarak, AKUT’u en iyi şekilde temsil etmelerini sağlamaya ve onları birarada tutmaya çalışmaktayım.

AKUT’a üye olmaya gelen insanlar güvenilir, karşılıksız yardımsever, içinde insan sevgisi olan, ülkesini seven, seçilmiş özel insanlardır, bu yüzden AKUT’un olmazsa olmaz uyulması zorunlu olan ETİK ve DİSİPLİN kurallarına uyum sağlamakta pek zorluk çekmezler. Bu kurallar ve bu kurallara azami uyum sağlayan üyelerin bilgi ve tecrübesi sayesinde, yaptığı yardımlarla, kurtardığı hayatlarla AKUT, dünyada haklı bir saygınlık kazanmış, Silahlı Kuvvetlerimizden sonra ülkemizin de en güvenilir kurumu haline gelmiştir. Halkımızın bize bahşetmiş olduğu bu şerefe ve haklı gurura, ömrümüzün sonuna kadar layık olmaya çalışacak, ülkemizin, devletimizin, halkımızın ve tüm insanlığın emrinde olmaya devam edeceğiz."

DEMİR KARDAŞ
(Eski 2. Başkan)

"Temel ilkelerinden biri "Gönüllülük" olan derneğimizin üyeleri; bu kavramı tanımlarken, ülkesine hizmet edebilmeyi ve bizleri yetiştirmiş olan bu ülkenin bir ferdi olarak kişisel sorumluluklarının farkındalığı içerisinde kendi imkân ve kabiliyetlerini AKUT ailesinin gücüne katarak çoğaltmayı, büyük bir bütünün sağlam halkalarından biri olarak yurduna ve insanlığa yararlı olmayı anlamaktadır. Genç olanlarımız heyecanlarını, benim gibi orta yaşlı olanlarımız ise gönüllerimizi koyduğumuz bu aile, ortak bilgi ve deneyimlerin birleştiği, ilerici, çağdaş ve katılımcı düşünce ve davranışları ile toplumsal görevini yeni katılımları ile uzun yıllar devam ettirecektir.

1998 yılından beri AKUT'tayım. AKUT ailesine katıldığımdan beri birçok konuda görev aldım. Şu an 2. Başkan olarak görev yapmaktayım. Bir de şu sıralar çocuklar için geliştirdiğimiz bir proje ile ilgileniyorum. Bu projenin amacı 9-12 yaş arası ilköğretim öğrencilerinin toplumsal sorumluluk konusunda farkındalık geliştirmesini sağlamak. Projeye katılan çocuklarımızla AKUT’un temel değerleri olan "Gönüllülük, Karşılıksız Yardımseverlik, Dürüstlük, Güvenilirlik ve Canlı Hayatına Değer Vermek" konularını işliyor ve saygı, sorumluluk, empati gibi kavramları anlatarak duyarlı, ülkesine ve insanlığa hizmet etmeyi seven genç nesillerin yetişmesini hedefliyoruz."


DUYGU GÖKALP
(Eski İK Bölüm Sorumlusu)

"AKUT’a ilk girdiğimde İnsan Kaynakları Biriminde çalışmaya başladım. Son derece mutluydum. Yeni gelen gönüllü formlarını bilgi bankasına giriyordum. Çok geçmeden bir gün birim başkanım bana dolapların anahtarını uzattı ve artık kendi başıma istediğim zaman giriş yapabileceğimi söyledi. Mutluluktan mı, bana güvenildiğini görmekten mi, yoksa artık AKUT’un bir parçası olduğumu hissettiğimden mi bilmiyorum ama o an gözlerimin içi parladı.

Bu yüzden ben de aramıza yeni katılan gönüllü arkadaşlara kendilerini AKUT’un bir parçası olarak görmeleri için her türlü desteği vermeye çalışıyorum. Onların başarılı ve mutlu olacakları, kendilerini işe yarar hissedecekleri ekiplere yönlendirmeye özen gösteriyorum. İşe yaradığını hissetmek çok önemli bir duygu, özellikle de yeni gönüllüler için... Yeni gelen gönüllüleri daha kolay adapte olabilmeleri, görev alabilmeleri ve bir yerden başlayabilmeleri için; öncelikle meslekleri, okudukları okullar, bilgi ve becerilerini göz önüne alarak ekiplere yönlendiriyoruz. Zaman ilerledikçe tercihlerini başka ekiplerde de kullanabiliyorlar.

AKUT gibi gönüllük esasıyla çalışan derneklerde insan kaynakları yönetiminin daha zor olduğunu düşünüyorum. İnsanlar yaptıkları işleri, üstlendikleri görevleri herhangi bir maddi kazanç beklemeden yapıyorlar. Bu durumda motive olmaları gerekiyor. Motivasyon sadece eğitimler, tatbikatlar, operasyonlar ve çeşitli aktivitelerle sağlanmıyor. Dediğim gibi işe yaramak, kendini AKUT’un bir parçası olarak hissetmek, insan hayatı kurtarmak üzerine çalışan bir dernekte görev almak... Aslında en büyük motivasyon bu.

AKUT Arama Kurtarma Derneği'nin bir parçası olmaktan gurur duyuyorum. Ülkeme faydalı olduğumu ve AKUT’un bana çok şey kattığına inanıyorum."

EBRU ATALAY ALP 
(Genel Sekreter) 

"En büyük korkum sevdiklerimi kaybetmekti. Tüm dualarım ise onlardan ayrı kalmamak, onlardan birini sırasız ve aniden kaybetmemek üzerine... İşte belki insanların sevdiklerine kavuşmasına yardımcı olabilirsem, kurtarılabilecek kayıplara yardım edebilirsem, sevdiklerimin uzun süre yanımda kalmasını, onlarla birlikte sağlıklı ve mutlu bir yaşam geçirmeyi hak edebilirdim. Her şey için bazı fedakârlıklar gerektiğine, iyiliğin iyilik olarak bize geri döndüğüne inanıyorum. 1999 yılında AKUT’a bu düşüncelerle katıldığımda böyle büyük bir deprem felaketi ile karşılaşabileceğimi düşünememiştim. İlk aylarım yoğun geçen eğitim dönemi ile yorucu ama bir o kadar da keyifli geçti. Kendisi gibi düşünen, karşılıksız zaman ve güç sarf edebilen insanların varlığını görmek, birlikte ekip halinde çalışmak müthiş bir tatmin duygusu yaratıyor insanda.

Ağustos ayında ise daha önce aldığımız eğitimlerin, hiç tahmin edemeyeceğimiz kadar zorlu sınavı ile karşı karşıya kaldık. İlk gün Avcılar’da, sonraki 10 gün ise Değirmendere’de çalıştım. Bu dönemin sonunda uykusuzluk ve yorgunluktan verimli olamayacak hale gelmiştim. Enkazlara arabayla ulaşırken küçük kazalar yapmaya başlayınca artık dönmem gerektiğini, bundan sonra İstanbul’daki AKUT merkezde daha verimli çalışabileceğimi düşündüm. Ayağında ciddi bir enfeksiyon sorunu olan İlker ve hemen hemen hiç dinlenmeden çalışan ve el ve kollarında derin yaralar açılan İskender ile birlikte İstanbul’a döndük. Döndüğümüzde yeni bir şok yaşadığımızı hatırlıyorum. Her şey olabildiğince normal görünüyordu ancak buna adapte olmak bizim için bir hayli zor olacaktı. Biz asla eskisi gibi olmayacaktık, bunu hissediyordum. Yaşadıklarımız bize karşilıksız olarak manevi ve fiziksel emek vermenin, bu emeğin karşınızdakiler için hayati öneme sahip olmasının sonsuz iç huzuru ve tatmin duygusununu vermişti. Bu duyguyu tanımlamak oldukça güçtü.

Orada yaşadığım, asla kimseye anlatmak, paylaşmak istemediğim anılarım var. Artık hemen hemen hiç ağlamıyorum… Herhangi birşey karşısında duygulanıp gözlerim yaşarmıyor… Daha önce farkında olmadığım bir irade ve dayanma gücüne sahip olduğumu hissediyorum.

Artık AKUT bambaşka bir yerde. En büyük ödül olan halkın sevgisini ve güvenini kazanmış büyük bir sivil toplum örgütü. Biz de buna layık olabilmek için AKUT misyonunu ve etik değerlerimizi büyük bir hassasiyetle korumak zorundayız.

İşlerim nedeniyle eğitim ve operasyonlara katılamıyor olsam da Disiplin Kurulu’nda görev yaparak AKUT için çalışmaya devam ediyorum."

ENDER BARAN
(Eski Yönetim Kurulu Üyesi)

"Ben de AKUT'u birçok insan gibi 17 Ağustos 1999 sonrasında insanlarımız için yaptıkları ile tanıdım. Tüm ailesini kaybetmiş insanların çaresizlik içinde yıkılışlarını; yardım etmeye çalışanların çoğunun bilinçsiz ve ümitsiz gayretlerini; bir aspirin, iki ekmek ve bir şişe suyun ne kadar değer taşıdığını gördüm.
2003 yılında ilk kez AKUT’a ilk geldiğimde, bir proje kapsamında köy okullarına göndermek üzere kırtasiye ve giyecek malzemeleri hazırladıklarını gördüm ve ben de birkaç malzeme satın aldım, çevremdeki insanları, arkadaşlarımı teşvik ederek temin ettiğim malzemelerle projeye destek olmaya çalıştım. Bir yandan da AKUT gönüllülerini inceliyordum. Toplumun içinde bulunduğu çıkar ilişkileri, kirli yapılan siyaset, kendinden başkasını düşünmeyen insanların sahte mutlulukları ile ne kadar çelişen bir dünya idi burası. Daha çok AKUT içinde oldukça Atatürk’ün çizdiği yoldan ayrılmayan gönüllüleri daha da çok sevdim.

Yıllar sonra bugün AKUT'un hayatımda çok önemli bir yeri var. Orada benim gibi düşünen birçok arkadaşım var ve işimden, ailemden kalan zamanımı mutlu olduğum şeyleri yaparak değerlendiriyorum. Bunu sadece mutlu olduğum için yapıyorum dersem eksik olur. Aslında elimden gelenlerin vatanım için, insanlık için yararlı olduğunu, çok önemli olduğunu gördüğüm için mutlu oluyorum. Atatürk’ün çizdiği yoldan ayrılmadan, devrimlerinin, Cumhuriyet'in temel taşı olan Laikliğe sözde değil özde bağlı bir STK içinde olduğum için çok mutlu oluyorum. Atatürk’ün Cumhuriyeti emanet ettiği, gerektiğinde her şeylerini bu yolda feda etmekten kaçınmayacak gerçek Türk gençlerinin arasında olduğum için çok mutluyum.

AKUT’un hiçbir şekilde ödün vermediği ilkelerine, değerlerine bağlı yeni ekipler ve gönüllülerle giderek büyüdüğünü görmekten çok mutluyum. Bizler, tüm AKUT gönüllüleri, Mustafa Kemal Atatürk’ün bıraktığı en büyük emanet olan demokrasiye, laik ve çağdaş Cumhuriyete, Atatürk’ün ilke ve devrimlerine sahip çıkacağız ve bu konudaki en iyi örneği oluşturacağız. Bunu başaracağımızdan emin olduğum için çok mutluyum."

ERDEM AKIN
(Eski AKUT Kocaeli Ekip Lideri)

"17 Ağustos 1999 depremini Kocaeli'de yaşayanlar olarak çaresizlik ve kaosu; kurtarma ekiplerine olan ihtiyacın ne kadar önemli olduğunu yaşayarak öğrenenlerdenim. Eğitimsiz olmamıza rağmen olayın şokuyla, bölgenin birçok yerinde çalışmıştık. Akabinde arkadaşlarımla SAKAY (Sivil Arama Acil Yardım) olan bir kurtarma ekibi kurduk ve bu ekibi ilerleyen zamanlarda dernek haline getirdik. SAKAY Derneği’nde bu şekilde 4 yıl görev yaptık. Eğitimler doğrultusunda Türkiye’nin dört bir yanındaki olaylara gücümüzün, eğitimimizin ve malzememizin yettiğince koşup yardım ettik. Bu süre içerisinde AKUT’la sürekli irtibat halindeydik. Gün oldu, AKUT’a dahil olma teklifi aldık...

AKUT’a geçip AKUT Kocaeli Ekibini kurduk. Bu işe başlarken dağcılık ya da herhangi bir spor dalı ile direkt ilgimiz yoktu. Bizler bu acıları birebir yaşayan, ailesinden kayıplar veren genç bir kuşak olarak arama-kurtarmaya yöneldik. Bu yüzden bu işe bakış açımız çok daha farklı anlamlar içerir. Hiç tanımadığımız, belki bir daha asla göremeyeceğimiz kişilere, gözümüz kapalı, yardıma koşmaktayız. Amacımız her ne kadar can kurtarmaksa, insanlarımızın kurtarılacak duruma düşmemeleri için de birçok bilinçlendirme çalışması yapmaktayız. Zira Ulu Önderimiz Atatürk’ün dediği gibi “Felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirleri düşünmemiz lazımdır, geldikten sonra dövünmenin yararı yoktur.”

FATMA ÖZGEN
(Mali ve İdari İşler Bölüm Sorumlusu)

"2001 yılında AKUTun Mali ve İdari İşler Bölümü'nde profesyonel olarak çalışmaya başladım. Kurumdaki ilk günlerimde, hiçbir karşılık beklemeden özel zamanlarını buraya ayıran çeşitli kademe ve branşlarda olan gönüllülerin özverili çalışmaları beni büyülemişti. Şimdi ben de çoğu zaman profesyonelliğimi unutup adeta gönüllü olarak çalıştığım, bu yüce kurumun çatısı altında olmaktan ve gönüllü arkadaşlarımızla aynı amaca hizmet etmekten son derece mutluyum.

Derneğimizin güncel iletişim trafiğinin hemen hepsi benim üzerimden ilerliyor. Gelen iç ve dış talepleri bu yoğun trafik içerisinde doğru zamanda doğru noktaya ulaştırmanın hassasiyetinin bilinci ile ve gönülden yaklaşımımla iş yükü ne kadar ağırlaşsa da bir yorgunluk yaşamıyorum. Kurumumuzun misyonu doğrultusunda yaptığı tüm gönüllü çalışmalarında bir parça katkımın olması benim için değeri biçilmez bir mutluluk.

Sürekli göz önünde olan kurumumuz, mali konularda şeffaflığı ön planda tutmaktadır. Bu sebeple kayıtların Dernekler Kanunu'na uygun olarak tutulması, mali tabloların düzenli olarak hazırlanıp her yıl dışarıdan bağımsız denetçilere denetletilmesi ve gelen bağışların resmî web sayfamızda ilan edilmesi konularında da Mali ve İdari İşler Bölümü olarak ayrı bir hassasiyetle çalışmaktayız."

GÜÇLÜ UZUNALİOĞLU
(AKUT Rize Ekip Lideri)

"Karadenizin doğu ucunda, Rize’de doğup büyüyen, eğitimini bölge dışında tamamlayıp iş hayatını yine bölgede sürdüren bir grubumuz oluştu. Bu grup boş zamanlarında bir araya gelmeye, birlikte bir şeyler yapmaya (doğa sporları, çevre temizliği vb.) başladı. Bir süre sonra bölgeye, ülkeye ve tüm dünyaya sistemli, bilimsel ve sivil şekilde katkıda bulunma ihtiyacı hissedildi. Bu ihtiyacı karşılayacak en doğru yerin AKUT olduğu kanısı uyanmaya başladı. Çünkü gönüllülerden oluşan ve karşılıksız yardımı ilke edinen bir yapısının olduğunu, faaliyet gösteren diğer birimlerdeki bazı arkadaşlardan öğrenmiştim. Bir de 17 Ağustos Depremi’ndeki başarıları, tüm kamuoyu gibi bende de ilgi uyandırmıştı. Bütün bunların etkisi ve değişik birimlerindeki insanlarla olan ilişkilerim de birleşince AKUT adresine yönelmek kaçınılmaz oldu.

AKUT Rize Ekibi 05.07.2007 tarihinde, 13. birim olarak Rize’nin Fındıklı İlçesinde kuruldu. Bölgede oluşması muhtemel sel, heyelan gibi doğal afetler ile yöremizde son yıllarda artan doğa sporları faaliyetlerinde meydana gelebilecek kazalara müdahale etmek, aynı zamanda bölgemizdeki halkın birçoğu yaylacılık ile uğraşmakta olup, bu zamanlarda meydana gelebilecek olumsuz durumlarda yardımlarına koşarak gerekli sağlık kuruluşlarına ulaştırmak ve yerinde müdahale etmek amacı ile faaliyetine başladı. 

AKUT Rize Ekibi’nin hedefi, AKUT’un kazandığı saygınlığı ve ilkeleri koruyarak, meydana gelebilecek doğa olaylarında, kazalarda, yangınlarda, kaybolma vb. olaylarla ihtiyaç duyulan her alanda, her zaman yüksek bilgi birikimiyle ve çağın gerektirdiği bilimsel bütün işlevleri ile olay yerinde bulunup gerekli müdahaleyi yapmak. Bununla beraber bölgedeki herkes tarafından AKUT burada var, bizim ihtiyacımız olduğunda her zaman yanımızda olacak, güvenilir ve işin uzmanı bir ekiptir olgusunu yerleştirip, sürekliliğini sağlamaktır.

AKUT Rize ekibinin kurulmasından kısa bir süre geçmesine rağmen bölgede tanınmaya insanlar tarafından ilgi görmeye başladı. İlk olarak duyanların söylediği en çok şey; “AKUT burada da mı var, ne güzel.” Daha sonra; “telefonu var mı, bende yardım etmek istiyorum, bunun bir eğitimi var mı, şimdi hepiniz gönüllü mü çalışıyorsunuz, dağcılık sporu ile mi ilgileniyorsunuz” vb. gibi sorular, olumlu bir yaklaşım içerisinde sürekli olarak sorulmaktadır. Her geçen gün de pozitif tepkiler artarak devam etmektedir. Bu ilgi bizi memnun etmekle birlikte, bize ağır bir sorumluluk yüklediğinin farkında olarak faaliyetlerimize devam etmekteyiz."

HAKAN ERTAN
(Operasyon Analiz Birimi Sorumlusu)

"Biz olabilmek altın üçlü. Dil, din, ırk, renk ayırımı olmadan insan hayatına yardım eli uzatabilmek, yaşamın verileri ile milli takım ruhuyla, orkestra mantığıyla üretebilmek muhteşem bir gurur ifadesidir. Bu duyguya gelin siz de ortak olun. Hayatta lütfen kendiniz için bir iyilik yapın nefes alın çünkü yaşamak için yaşatmak gerekir.

Bazı şeylerin kıymetini anlamak için kaybetmeye gerek kalmasın. Sevgi hamuruyla yaşam pınarının suyuyla bir şeyler yapmak için; İsteyeceksin, İnanacaksın, Güveneceksin, Çalışacaksın!

Her zaman için ne verebilirim diye düşünmeli, o zaman huzur dolu o anı yaşamanın keyfini tadabilirsin. Hayatı yaşarken her şeyin ayrı bir tadı var; duyarken bile görebilmeli, bakmasını bilen gözün anlam ve ifade tarzı var. Ne yapabilirim diye düşünmeli insan, bazen de sessiz kalıp gözlem yapmalı. Zaman hayatın ta kendisi bunu pozitif hale dönüştürmeli, iyi düşünmeli, hoş görülü olmalı. Özgüven çok önemli. Ben insan olabilmeye çalışıyorum sabırla sevgiyle, nefes aldıkça da devam edeceğim. Bir nefes aldıkça hayata anlam katan anlar vardır. Gelin bunları değiştirin bu olabilir mi rastlantıdır insanı ortaya koyan. Birbirimize güler bir yüz ile hoşumuza gidecek iki çift güzel söz bahşetmek bu kadar zor mudur. Hayatta kusur görmeden sevmesini öğrenmek gerekir. Bir şeyler öğrendikçe hiçbir şey bilmediğimi düşünüyorum.

Tıbbi lojistik birim üyesiyim. AKUT bölge birimleri ile AKUT merkez yönetim kurulu arası yazılı ve sözlü ihtiyaçlarına köprü olabilmeye çalışıyorum. Yaşamda ürettiğiniz sürece başarınız her zaman kalıcı olur. Lütfen sakın ola zamanı boşa geçirmeyin çünkü zaman hayatın ta kendisidir. Hakan Ertan iyi günler diler."

MAHMUT ÇELİK
(Denetleme Kurulu Üyesi)

"1999 yılından beri AKUT’ta aktif olarak görev almaktayım. Dernek içinde Denetleme Kurulu üyesi olarak görev yapmaktayım. Biz AKUT’lulara sık sık etrafımızdaki insanlar sorarlar “Neden AKUT’tasınız?” Onlara kendimce bazı cevaplarım olur. Bunların en başında “İnsanı Sevmek” derim “Ülkemi Sevmek” ve bu ülke halkının her zaman her şeyin en iyisine layık olmasını sebep gösteririm.

Ben hep AKUT’taki arkadaşlarıma “özel insanlar topluluğu” derim. Hepsi gerçekten özel insanlar. Neden mi özel insanlar? Bir yapı düşünün, içinde insan sevgisi taşıyan, karşılıksız yardım eden, din, para, politika konuşmayan, tek kişinin öne çıkmadığı, tam bir Ekip çalışmasının yapıldığı, Atatürkçü, vatansever insanlardan oluşan...

İşte bu özelliklerin hepsinin bir ekipte aynı anda toplanması ve bir araya gelmesi çok sık görülen bir olgu değildir. Bu nedenlerden dolayı, benim arkadaşlarım özel insanlar ve ben onlarla aynı kurum içinde çalışmaktan, operasyonlara çıkmaktan büyük gurur duyuyorum. Ben şuna inanıyorum, gün gelecek bu ülkedeki tüm insanlar bizim gibi düşünecek. Vatanını insanını sevecek ve halkının her zaman, her şeyin en iyisine layık olduğunu anlayacak. Bazen düşünüyorum da, AKUT’a katılmak ile hayatımdaki en önemli kararlardan birini almışım."

MEMET TANRISEVER 
(AKUT Kurucu Üyesi, AKUT Eğitmeni)

"Diğer altı kurucu ve kurucu olmayan, ancak bizimle birlikte çalışmalarımıza katkıda bulunan arkadaşlarımla beraber, AKUT Arama Kurtarma Derneği’nin yapısını oluşturmaya başladığımız Kasım 1994'ten bu yana, AKUT’taki temel görevim,
arama-kurtarma konusu ile ilgili eğitimlerin hazırlanması ve uygulanması çalışmaları oldu. Bu çalışmalar, eğitimlerin ve ilgili doküman ve malzemelerin hazırlanması, standartlarının düzenlenmesi, eğitimlerin verilmesi ve/veya koordine edilmesi ya da ilgili tatbikat gibi uygulamaların planlanması gibi birçok alt başlık içeriyor. 
Farklı illerimizdeki ekiplerimiz kendi eğitimlerini, kendi sorumlulukları altında düzenlemekle beraber, AKUT’un kürüm kültürü ve eğitim disiplinini ülke geneline homojen olarak yansıtmak da görevlerimin bir parçası. Eğitim programına bağlı olarak hangi sorumluluğu üstleneceğim ise programa, görev dağılımına ya da yetkinlik miktarıma bağlı olarak değişkenlik gösteriyor.

2000 yılında, sonraki süreç için arama-kurtarma konularında ülkemizde karşılaşılabilecek en önemli zorluklardan birinin standart eksikliği olabileceğine dair bir öngörümüz vardı. Bu amaçla o günden itibaren sürdürdüğümüz çalışmalarla standart hazırlanması konusunda oldukça önemli ilerlemeler kaydettik. Sonuç olarak bugün; hem TSE ile doğrudan yürüttüğümüz çalışmalar oldukça ilerledi, hem de resmi kurumlarımızın desteği ve ilgili diğer STK’ların katılımı ile bu konudaki iletişim arttı. Ulusal standart hazırlama konusunda özellikle geçtiğimiz dönemde yürüttüğümüz çalışmalara ve bugün gösterilen tüm çabalara istinaden, önümüzdeki süreçte ülkemizin bu konuda birçok çok önemli standarda sahip olacağını memnuniyetle söyleyebilirim.

Bu tür bir çalışmanın ülkemiz açısından avantajlarını sıralamak gerekirse; standart çalışmalarının tamamlanması ile acil durum ve afet yönetiminden sorumlu kurum ve mercilerin kaynaklarını tanımlaması (arama ve kurtarma branşları, ekip ve personel yeterlilik seviyeleri vb.) sağlanacak; arama-kurtarma ekiplerinin kendilerini geliştirmeleri için bir kılavuz yapısı oluşturulmuş olacak; eğitim kaynaklarının bir bütünlük sağlaması temin edilecek; eğitim tesisleri, kaynakları ve eğitmenlerin sayısı, yeterlilik ve gereklilik sağlanacak; eğitim yapısının ulusal bütünlüğü bozulmadan artabilecektir."

METİN YILMAZ;
(AKUT Olimpos Ekip Lideri)

"Ben uzun yıllar haberleşme teknolojisi ile ilgili çalıştım. Bir şirket kurup iyi bir kariyer yaptıysam da hafta sonları kaçamakları ile yetinemedim ve İstanbul’dan Antalya’ya gelerek yerleştim. Burada önceleri TODOSK - Toroslar doğa sporları kulübü ile tanıştım sonraları AKUT Antalya Ekip lideri Yılmaz Sevgül’le tanışıp hafta sonu dağcılık etkinliklerimi daha teknik bir platforma alıp Dağcılık Federasyonu eğitimlerine başladım. Şu anda Türkiye Dağcılık Federasyonu eğitmeni ve dağ rehberi olarak özellikle kış aylarında resmi etkinliklere de gidip katkıda bulunmaya çalışıyorum. Aynı zamanda Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu rehberliği ve eğitim konularında profesyonel olarak çalışıyorum. Emergency First Responder eğitmenliği alarak Avrupa Birliği ülkelerince kabul görmüş bir kurs yönetiyor ve elimden geldiğince doğa sporları etkinliklerimizde katılımcıları bilgilendirmeye çalışıyorum.

Yeterli zamana sahip olamayan katılımcıları doğru yerlere yönlendirmeye gayret ederken doğa sporları ve kurtarma dışında insanlara etik değerler aşılamaya çalışıyoruz. Temelde doğada olma sebeplerine araç olan silah zıpkın gibi tehlikeli oyuncakların yerini fotoğraf makinesi ile resim avcılığına çekiyoruz. Kadir abimizin (Kadir KAYA) katkıları ile küçük bir kaya duvarı ile başlayarak bir doğa sporları merkezi haline getirdiğimiz Olympos mevkiinde bulunan Kadir’in Ağaç Evleri içinde öncelikle Akdeniz Üniversitesi’nden olmak üzere birçok genç, dinamik ve her şeyden önemlisi eğitmen statüsünde arkadaşımla çalışıyoruz.

Bulunduğumuz bölgenin ormanlık ve sarp kayalıklarla çevrili olması ve turizm ile içiçe olması rehbersiz gezilerde kaybolmalara veya mahsur kalmalara yol açmakta. İşte bu bağlamda AKUT bölge temsilciliğini yürütüyoruz. Her şeyden önemlisi tehlikeli olarak görülen bu spor dallarının iyi bir eğitimden sonra insan yaşamını nasıl olumlu yönlendirdiğini yıllar ilerledikçe görüyor ve ucundan bir keşfedip sonra eğitmenliğe kadar ilerleyen yerli ve yabancı birçok kişiye köprü olmaktan tarifsiz bir mutluluk duyuyorum. İnsanların doğa ile uyumlu yaşayabileceklerini ve engelleri zevke dönüştürürken edindikleri bilgilerin şehir yaşantısında da kullanılabileceğini görmelerini sağlamaktan ayrıca mutlu oluyorum. Bu mutluluklar zemini kurabilmemiz için bize sonsuz destek veren mütevazı ağabeyimiz Kadir Kaya’ya ve Olympos’un bir spor tırmanış cenneti olmasında insanüstü gayretlerinden dolayı Öztürk Kayıkçı’ya buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Doğada her zaman ama trafikte daha dikkatli olmanız dileklerimle..."

NEDİM URCAN
(AKUT Niğde Ekip Lideri)

"Yıllar önce, bir avuç diyebileceğimiz dağcı, bilgi ve tecrübelerinin ışığında dünya ülkelerinin birçoğunda hızla gelişmekte olan doğa sporlarının bir gün ülkemizi de etkisi altına alacağını görebildiler. O dönemlerde az sayıda insan dağlarda tırmanıyordu. Günümüzün ağır iş ortamı, çevre şartlarının olumsuzluğu insanları boş zamanlarında doğal ortamlarda bulunmaya ve sağlıklı bir yaşam kalitesi bulmaya zorlamakta. Dağların sağlıklı ortamı ve doğada bulunma ihtiyacı gün geçtikçe bu sayıyı artırmakta. Buna paralel olarak dağlarda meydana gelebilecek kazaların da artış göstermesi kaçınılmaz bir sorun olarak karşımıza çıkıyor elbette...

Niğde bölgesi coğrafi konumu gereği teknik tırmanışlara, günübirlik ve kamplı olarak yapılan doğa yürüyüşlerine, kuş gözlemciliğine çevresinde bulunan Aladağlar, Bolkar Dağları, Erciyes ve Hasandağı gibi dağlara çok yakın olması nedeni ile ev sahipliği yapmakta. Tabi ki dağlarda bulunan yerli ve yabancı insanların sayısının artması sonucu meydana gelen dağ kazalarındaki artış Niğde Bölgesini yakından ilgilendiriyor. Dolayısı ile ülkemizde ve dünyanın herhangi bir yerinde zor durumda kalan insanlara bir şekilde yardımcı olmaya çalışan gönüllü yüreklere sahip AKUT, bir elini de Niğde Bölgesine uzatarak, tam desteğini ulaştırdı. Dağ arama kurtarma faaliyetleri dağların zor koşullarında, bazen 3000 m. yükseklikte, bazen -30 derece soğukta gerçekleştirilen ve kısa sürede tamamlanması oldukça zor olan faaliyetler. Kimi zaman bir kaya tırmanıcısına, kimi zaman da uzak ülkelerden gelen bir kuş gözlemcisine yardım gerekmekte. İçerisinde barındırdığı karmaşıklık ve zor koşullar gereği, olaylara müdahale edebilecek ekibin yapısı mutlaka üst düzeyde olmalı.

İşte AKUT Niğde Ekibi 8. ekip olarak bu bilgi ve tecrübenin artık bölgede bulunduğuna inanan Yönetim Kurulu’nun kararıyla kuruldu. Bizler ülkemizi seven, ülkemizde ve dünyanın herhangi bir yerinde yaşayan insanlara ihtiyaç duyduklarında, elimizi şartlarımız ne olursa olsun uzatmaktan çekinmeyen Mustafa Kemal ATATÜRK’ün evlatlarıyız. AKUT’un bir kolu Niğde’de herhangi bir nedenle ihtiyacı olan insanları kucaklamaya hazır artık. Amacımız amatör bir zihniyet ve dünyadaki en güçlü şey olan gönüllü yüreklerimizle ayırım gözetmeksizin insanların dertlerine ortak olmak ve yardım edebilmek..."

ÖZGÜR MONKUL
(AKUT Eğitim Birimi Gönüllüsü)

"Depremi ben de evimde yaşadım. İlkokulda öğrendiklerimle, gözlerimi zor açarak, şaşkın bir şekilde... Ben de AKUT’u 1999’da tanıdım, takdir ederek, özenerek izledim haberlerde. 17 yaşındaydım AKUT İskender Iğdır Eğitim Merkezi’nin içine ilk adımımı attığımda, Kadıköy Anadolu Lisesi’nin Doğa Sporları Kulübü’nün üyesi ve TAMT (Toplum Afet Müdahale Takımı) eğitiminin kursiyeri olarak. Zaman geçti, artık ben de AKUT’un bir parçasıyım. O aynı eğitim merkezinde zamanımı insanlarla bilgilerimi paylaşarak geçiriyorum, gece gündüz. Eğitim Birimi olarak AKUT’un sadece 1999 depremindeki kırmızı tişörtlüler değil, doğada, selde, heyelanda, çığda, göçükte ve daha fazlasında yer, zaman, şart gözetmeksizin yardım eden insanlar olduğunun bilincindeyiz ve eğer bir operasyonda hayat kurtarılıyorsa, birimde birlikte çalıştığım arkadaşlarımla sarf ettiğimiz bir cümlenin bile bunda pay sahibi olduğunu biliyoruz.

Bu doğrultuda temel amacımız sadece gönlüyle, azmiyle değil, aklıyla ve bilgisiyle kurtaran bireyler yaratmak. Bunun için de gecemizi gündüzümüze katmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz."

RAGIP PİRSELİMOĞLU
(AKUT Trabzon Ekip Lideri)

"Aslına bakarsanız 1995 yılında başladı bizim maceramız. Trabzon Doğa Sporları İhtisas Kulübü kısaca TRADOST olarak. Her zaman kısaltmamızdaki dost kelimesinin anlamını öne çıkarmaya çalıştık. Doğa dostu olduk, insan dostu olduk. İnsanları aramıza kattık ve dağları, yaylaları gezdirdik. Doğu Karadeniz’de gezmedik yayla, tırmanmadık tepe bırakmadık desek yeridir. Zamanla bu uğraşımızı biraz daha profesyonelleştirelim istedik. Yüksek irtifa tırmanışları düzenledik. Kulübümüz üyeleri Türkiye’nin sayılı dağlarına başarılı tırmanışlar gerçekleştirdi. Artık dağcı yetiştirir bir kulüp haline geldik. Federasyon eğitimleri v.s. gibi eğitimlerle bilgilerimizi geliştirdik pekiştirdik.

Ta ki bir gün AKUT ile tanışana kadar. İlk olarak Gölcük Depremi’nde duyduğumuz AKUT’a var olan sempatimiz, sevgili Nasuh’un bizleri kırmayarak katıldığı çeşitli kulüp etkinliklerimizle daha da artmaya başladı. Bir gün bize AKUT’un büyüme ve yurt sathına yayılma fikrinden bahsettiğinde, aslında üye profilimiz dolayısıyla çok iyi bir altyapımızın olması ve bölgeyi iyi tanıyan, süratle müdahale edecek yeteneklere sahip kadromuzun salt sportif amaçla yaptıkları etkinliklere böylesi insani bir amacı da eklemek bizleri fazlasıyla heyecanlandırmıştı.

Başlarda bizlere ürkütücü gelip, altından kalkamayız düşüncesi oluştuysa da kafamızda, biraz düşününce böyle bir organizasyonun bizim bölgemizde de elzem olduğuna karar verdik. Tam bu ikilem içerisinde olduğumuz günlerde Memo’nun yaptığı SARTECH Eğitimi (Arama Kurtarma Teknisyeni) çağrısıyla artık tereddüte yer olmadığını ve boşa geçireceğimiz her günün Karadeniz’de malesef can kayıplarıyla sonuçlanan birçok felakete müdahale edememek olduğunu düşünerek işe giriştik.

Kulübümüzden 6 kişilik bir ekibi Marmaris’te düzenlenen SARTECH 3 eğitimine yolladık. Müteakip zamanda Trabzon’da, Kocaeli Biriminden arkadaşlardan TAMT eğitimi aldık ve eğitimlere hızla devam etmekteyiz…

Özellikle yaylalarda kaybolma, yoğun yağışlar sonrasında sel ve heyelan vakalarının çok olduğu bölgemizde bugüne kadar eksikliği hissedilen arama ve kurtarma konusunda, rüştünü gerek Türkiye’de gerekse dünyada ispatlamış olan AKUT çatısı altında bu faaliyetleri yürütmek bizim için ayrı bir onur olacak.

Bugüne kadar AKUT’un sergilediği tavır ve davranışlar, bizim yıllar önce doğa ve insan dostu olmak için çıktığımız yolla kesiştiği içindir ki; AKUT TRABZON dedik."

RECEP ŞALCI
(Yönetim Kurulu Üyesi/Operasyon Bölüm Sorumlusu/AKUT Kocaeli Ekip Lideri)

"17 Ağustos 1999 sabahıydı. Bir enkazın yanından iniltiler, "imdat" sesleri geliyordu. içeri girdiğimde bir anne, kucağında bebeğinin cansız bedeni, biraz ilerisinde kocası ama çoktan hayatını kaybetmiş. Kadın bebeğini sıkı sıkı sarmış bizden yardım istiyordu. Bütün bina kadının üzerindeydi ve kadın kirişin altına sıkışmıştı. O zaman ne AKUT’u tanıyordum ne de kurtarma biliyordum. O an çaresizlikle tanıştım, birçok insan gibi... O kadının "kınalı kuzum" diye bebeğine ağıt yakmasını dinledim sadece, çünkü ne kadını kurtaracak ekibim ne de ekipmanım vardı... Daha sonraki günlerde hep aynı soruyu sordum: "Neden hazırlanmadık? Neden tedbirlerimizi almadık? Neen? Neden? Neden?"

Türkiye’de yaşıyorsak, hele Kocaeli’de yaşıyorsak afetle yaşamayı öğrenmek yetmiyor, afetlere hazır olmak da gerekiyor. Bazen birey olarak bazen de ekip olarak... Biz ekip olmayı seçtik. AKUT Arama Kurtarma Derneği’nin Kocaeli ekibi olarak öğrenme ve öğrendiklerimizi paylaşmaya karar verdik. Birçok genç yürekle başlayan bu yürüyüş daha da olgunlaşarak, daha da güçlenerek devam ediyor. Amacımız ülkemizde olabilecek her türlü afette ya da zor şartta insanlarımızın elinden tutup onlara yardım edebilmek. Bilgi ve tecrübelerimizi paylaşarak onların bu coğrafyada meydana gelebilecek afetlere karşı hazırlıklı olmalarını sağlamak.

"Gönüllülük" ilkesi altında yaptığı fedakârlıkları dahi dile getirmeden gece gündüz koşturan, bazen bir dağın tepesinde, bazen buz gibi bir suyun içinde bazen de bir enkazın dibinde her türlü zorluğa karşı koyan, bir yüreğin çarpması için canını dişine takan AKUT’un bir üyesi olmak benim için her zaman bir gurur vesilesi oldu.

Bölgede operasyona çıktığımız zamanlar, olay yerine ilk indiğimiz anda insanların bizim için düşündükleri görmek, hissetmek hem çok güzel hem de büyük bir sorumluluk hissi yüklüyor. Onların gözünde umut oluyoruz canlarını geri getirecek, sevdiklerini onlara kavuşturacak ya da başında dua edecekleri bir mezar bile onlar için bir umut. İşte o gözlerdeki umut ve minneti gördükçe yorgunluğumuz bitiyor daha çok, daha çok çalışma isteğimiz geliyor.

Daha yolun başında olduğumuzun farkındayız; yürüyecek çok yolumuz, yapacak çok işimiz var. Bu bilinçle Anadolu insanına ve tüm insanlığa hizmet etmeye devam edeceğiz."

SAYDUN GÖKŞİN
(Acil Durum Yöneticisi/AKUT Yönetim Kurulu Başkanı)

"AKUT ile tanışmam 1998 yılında, bağış toplamak amacı ile yapılan bir tekne gezisinde başladı. Nasuh Bey ile daha önceden tanışıyordum. Ardından 1999 Marmara depremi gerçekleşti, Nasuh’u aradım ve Avcılar’da buluştuk. Enkazdan onlarca canlı çıkardık. Akabinde bu konuda daha fazla neler yapabileceğimi sorguladım. Olumsuz şartlarda bulunan bireyleri sağlıklı yaşam koşullarına aktarma konusunda gönüllü çalışmalarda bulunmak için yapabileceklerimi önüme koyduğumda, birkaç STK’daki yönetim kademesindeki çalışmalarım, Dernekler Kanunu ile ilgili bilgi birikimim ve de uzun yıllar kürek sporundan elde ettiğim mücadele ruhu ve disiplin ile AKUT’a faydalı olacağımı düşündüm. 1999 Marmara Depremi sonrası aktif üye olarak AKUT’a katıldım. Bugüne kadar Ulaşım Birimi, Denetleme Kurulu, Genel Sekreterlik ve halen devam ettiğim Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini üstlendim. Aynı zamanda “Acil Durum Yöneticisi” görevini de yürütmekteyim.

AKUT farklı yaşlarda ve çeşitli yaşam tarzları olan insanlardan oluşuyor. İlk bakışta bu kadar farklı renklere sahip bir mozaiğin bir arada tutulması ve idaresi zor gibi gözükse de, her ekibin ‘’insan hayatı’’ teması nedeni ile tek amaca yönelmiş olmamız her zaman aynı yöne hareket etmemizi sağlıyor. Hem de gönüllü olarak... Belki de bu tılsım AKUT’u 10 yıldır geliştiriyor ve ileriye götürüyor, farklı insanların oluşturduğu farklı bir dernek olmamızı sağlıyor.

AKUT, Medeni Kanun, Dernekler Kanunu ve ilgili yönetmeliklerde belirlenen kurallara göre kurulmuş ve çalışmaktadır. Arama-kurtarma konusunda operasyonlar, eğitimler, toplantılar, standart yazımı konuları ile ilgili yaptığımız her işte insan hayatının ana unsur olması sebebi ile yetkin hale gelebilmek ve güncel kalabilmek konusunda yaptığımız detaylı çalışmaların aynısını kanunlar nezdinden de gerçekleştiriyoruz, bunu da gönüllü bir ekip olarak yapıyoruz.

Yönetim Kurulumuz her hafta aynı gün ve saatte, dernek merkezinde, katılmak isteyen tüm üyelerimize açık olarak bir gündem ile toplanıyor. Görüşülen konular ve alınan kararlar toplantı tutanağı ile tüm üyelere e-posta aracılığı ile ertesi günü iletiliyor. Tüm devam eden işler ve projeler gündemde yer alır ve sona erene kadar toplantılarda madde olarak ele alınıyor. Toplantıları üyelere açık olarak yapmak sureti ile şeffaf, etkin ve demokratik bir yönetim biçimi elde ettiğimize inanıyoruz."

ŞENOL DURMUŞ
(Yönetim Kurulu Üyesi)

"GÜNEŞİN SOFRASINDA YAŞAMIN BİLİNCİNE YOLCULUK... Düşünceyi düşünmek ama etrafına bakarak düşünmek, hasatı dilin ucundadır. Asırlar öncesi “üstat” Aşkale’nin dağlarında bunu söyler; “Bil düşünceni, söz bulursa beden olacak!”

Bir düşünceden yola çıktık, akılla zekanın engelleri arasında bu günlere geldik, bilmediler ki enerjinin asla bloke edilemeyeceğini, asla yılmadık nice meşakkatlere maruz kalsak da. ATA’mızın izinden yol aldık, daha çok uzun yolumuz var. Her bedende gönül saklı, iş bunu aktif hale getirmek ve sürdürebilmek. Gönül önden giderse beden onun ardından ayrılmaz, ego da aralarına girmek için yalvarır. Ama ne olduysa insan denen canlının kozmik çorbasında ego inanılmaz bir enerjiye sahipti. Oysa ego hep önden gitti beden ardından hiç ayrılmadı, gönül de aralarına bir türlü girmeyi başaramadı. Ego da kendini tatmin etti.

Yaşamın bilincine olan yolculuğumda AKUT çok ama çok geniş bir basamakta yer aldı, almaya da devam ediyor. Kültür taşıdım yılmadan, yorulmadan. Aşkla ve sevgiyle gönüllü olduğum bu kurumda da buna devam ediyorum. Her adım attığımda ekosistemin değişimini gördüm, onun yanı sıra kültür de değişiyordu. Eskimiş düşünce tortularıyla, ikinci el düşüncelerle Anadolu insanını bloke ettiler. Şehirdeki yaşam şarlatanları, onlara akıl oyunları oynadı ama Anadolu insanı gönlünde saklı tutmadığı o sevgiyi, aşkı hep ortaya koydu. Afetlerin ne kadar doğal olduğunu onlara aktarmadılar. Bizler bir avuç Anadolu gönüllüsü afetlerin doğallığını var gücümüzle anlatmaya devam ediyoruz. Bizler gibi dünyanın da yaşadığını, bu yaşamın koşulları, kaideleri olduğunu sadece anımsatmak için yıllardır hep kültür taşıyoruz.

Annemin bana bir sözü vardı; “Erken git işine, ekmek değer dişine.” Her sabah kulağıma küpedir, erkenden yol aldım Anadolu yollarında. Ne meşakkatler yaşadım, yaşacağım ama yılmadan, yoldaki basamaklara gönül koyarak...

Bir yaşlı beden düşünün köşe başında durur bedenine destek almış bastonundan. Kısa sürse de tanışmamız bana bir şiir okur. Anladım yaşamı damıtarak yazdığını. O şiirden çok önem verdiğim bölümden kısa bir alıntıyı sizlere aktarmak istiyorum.

Düşündük, Düşündüğümüzü anladık...
Düşledik, Düşlediğimize vardık...
Bildik, Bildiğimize sevindik...
Şuurlandık, yüceldik, insan olduk... 


Yaşamın ne kadar kutsal olduğunun hepimiz az çok bilincindeyiz...
Işık düşmeden enkazlara nidalar geldi kulağıma, yaşlı bir beden korkudan kokular salmış etrafına. İri bedenimle dar hayat üçgenlerinden yanına ulaştım, uzattı elini bana yaşama sarılırcasına. Oradan çıktık gün ışığına ve bana der ki; “ne söyleyeceğimi bilemiyorum yeğenim.” Bende; “söyleme” dedim, “bir şey söyleyeceğin ve duyacağım cehaletimiz olur, haydi yaşam seni bekler” dedim ambulansa koyup sağlıklı koşullara sevk ettik... (Düzce Depremi - Kaynaşlı)

Güneşin sofrasında yaşamın bilincine olan yolculuğumuzda her kim ne öğrendiyse, ne öğrenecekse cehaletini öğrenecektir ama gönülde saklı duran o kutsal enerjiyi bir açığa çıkardı mı insan, değmeyin o zaman yaşamın kutsal akışına. Akıl, zeka, duyular şaşa kalır. Üstat doğru demiş zamanında “cehalet bilgeliktir.”’ Bir beden gibi bir arada olmalıyız, seyre dal hasatı o zaman. AKUT’ta biz bunu başardık...

Sevgi ışığınız daim olsun..."

ŞEVKET KERESTECİ
(Yönetim Kurulu Üyesi/Sayman) 

"AKUT Yönetim Kurulu üyesiyim ve derneğin saymanıyım. AKUT İktisadi İşletmesi Ocak 2004'te kuruldu. Özellikle milletimizin bağışlarıyla yaşayan AKUT, kendi bilgilerini çeşitli kanallarla sürekli olarak vatandaşlarımıza aktarıyordu. Bu bilgi paylaşımını bugüne dek verdiği sayısız seminer ve eğitimlerle gerçekleştirmekteydi. Fakat ekonomik şartların ağırlığı ve AKUT’un giderek gelişen ve çeşitlenen yeni projelerine de kaynak bulma ihtiyacından dolayı, bağışların dışında da kaynak yaratmamız bir zorunluluk haline gelmişti. Bu sebeple kaynak yaratma çalışmalarına başladık. Türk Milleti'ne yardımlarımızın devamı için derneğimizde "İktisadi İşletme" konusunu geliştirdik. Eğitimlerimizi devlet kurumları, gönüllü kurumlar ve akademik kurumlar dışındaki şirketlere bir bedel karşılığı vermek ve bunları da yasal sınırlar çerçevesinde faturalandırmak, bu gelirin vergilerini devletimize düzenli olarak verebilmek için AKUT İktisadi İşletme'yi hayata geçirdik.

İktisadi işletmemiz 2004 yılında AKUT ANADOLU TIRI projemiz ile sesini duyurdu. 81 ili kapsayan projede 4 ay boyunca sponsorlarımızın da desteğiyle, 81 ilimizin tamamını ziyaret eden TIR’ımızda toplumumuzun afetler hakkında bilgilendirilmesi için özel olarak hazırladığımız 23 dakikalık bir eğitim filmi gösterildi. Valilik koordinasyonlarıyla Afetlere Hazırlık konularında seminerler verildi, AKUT’la Afetlere Hazırlık adını verdiğimiz 88 sayfalık bir kitapçık dağıtıldı ve AKUT’un 8-9 yıllık çalışmalarından derlediğimiz fotoğraf sergimiz 1 milyonu aşkın vatandaşımızla paylaşıldı.

İktisadi işletmemiz benzeri projeler için çalışmalarını sürdürmektedir. Ayrıca özel sektör kuruluşlarına Acil Durum Yönetimi, Risk Analizi, Yüksekte Çalışma vb. konularda eğitim, danışmanlık ve denetleme hizmetleri vermekteyiz. Sağlık Bakanlığı onaylı sertifikalı İlk Yardım eğitimlerimizi de yine aynı şekilde pek çok kişi ve kuruma vermeye devam ediyoruz."

TOLGA GÖZÜM
(AKUT Eğitim Bölümü Sorumlusu/AKUT Marmaris Ekip Lideri) 

"Nasuh Mahruki’nin Everest tırmanışından sonra tanıştım AKUT fikriyle. Dağlarda kaza geçiren arkadaşlarımıza daha organize bir şekilde yardımcı olabilmek amacıyla bir arama-kurtarma derneği kurmayı planladıklarını söylüyordu. Çok heveslenmiştim. Zaten üniversitede de dağcılık aktivitelerine başlamış olduğumdan konu çok ilgimi çekmişti.

1999 Marmara ve Düzce Depremleri… Dağlarda kaza geçiren arkadaşlarına yardım etmek amacıyla kurdukları derneği bu kadar kısa bir süre içerisinde afetlerde de faaliyet gösterecek, hayat kurtaracak seviyede bilgiye ve eğitime sahip bir hale getirmişlerdi. Ben de oradaydım, Marmaris’ten iki arkadaşımla birlikte. Özellikle Gölcük Depremi’nde bir enkazdan bir enkaza koşturuyordu AKUT ekipleri. Arama-kurtarma konusunda çok büyük bir açık vardı ve hiç kimse ne yapacağını bilmiyordu. Ama Düzce’de durum farklıydı, bu büyük tehlikenin varlığı kabul edilmiş ve Marmara’da yaşananlardan sonra yapılması gerekenler farkına varılmış ve harekete geçilmişti. Yani AKUT 3 sene içerisinde dağlarda kurtarma yapmanın yanı sıra Türkiye’nin özellikle depreme karşı ne kadar hassas bir durumda olduğunun farkına varmış ve gerekli önlemleri almış, gerçekten bu hazırlıklardan sorumlu olması gerekenlerin ise görevleri hatırlatılmıştı, artık onlar da oradaydılar. Düzce Depremi benim arama-kurtarmaya bakışımı olgunlaştıran bir süreçtir ve hatta hayata bakışımı da değiştirmiştir. Kurtarılmasında 200'ü aşkın AKUT gönüllüsünün emeğinin geçtiği 3 kişilik ailenin en ufak çocuklarını enkazdan çekip çıkartmak ne mutlu ki bana denk gelmişti. O an neler hissettiğimi anlatamazdım ama artık anlatabilirim…

2000 yılında AKUT Antalya Ekibi’ne bağlı olarak Saklıkent Kanyonu’nda 4 gönüllü ile yaptığımız bir arama-kurtarma operasyonu akabinde, 2001 yılında AKUT Marmaris ekibini kurduk ve bugünlere geldik. 2007 yılı itibariyle orman yangınlarından tutun kanyondan insan kurtarmaya kadar 130'u aşkın tane operasyona çıktık. Şu anda Marmaris’te 30 kişilik kadromuzla çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz.

Telefonumu kapatamıyorum, herkesin Marmaris dışına çıkarken bildirmesi ve gerekli anahtarları teslim etmeleri gerekiyor. Birileri telsizleri devamlı kontrol ediyor, birileri araçları devamlı hazır tutmaya çalışıyor. Malzemelerin bakımları yapılmalı, eğitimler düzenlenmeli… vb. Sanırım bu iş ancak, özellikle Marmaris’te, pazar günleri deniz kenarında şezlongda oturup denize girmeyi ve dinlenmeyi sevmeyip sabahın üçünde uyandırıldıktan sonra, ertesi gün 50˚ sıcakta, çalıların içerisinde arama yapmaktan hoşlanan kişiler tarafından yapılabilir. Aslında biz hep buyduk; AKUT yolu açtı. Ertesi gün iş varken gece 23.00’da "arazi araması çalışalım" diye tutturan adamlardan başka ne beklersin...

Mağarada 13 saat mahsur kaldıktan sonra kurtardığımız iki kişi vardı. Biz başımıza gelen olaylardan hâlâ yaşıyor olabilirler ihtimalini göz ardı etmemeyi çoktan öğrenmiştik. Herkesin ölmüş olduğunu düşündüğü bu insanların yaşadıklarını dışarıda bekleyen insanlara bildirdiğimizde çıkan sevinç çığlıklarını duydum ya, sonuna kadar buradayım artık..."

VEYSEL AKSOY
(AKUT Bingöl Ekibi Müteveffa Lideri)

"Bingöl AKUT Ekibi 10 Kasım 2002 tarihinde Bingöl ilinde kuruldu. Bingöl AKUT olarak bölgede bulunan tek gönüllü kurtarma ekibi olduğumuz için sorumluluk alanımızı sınırlandırmadık. Bugün için 47 kişilik ekibimiz ile aklınıza gelebilecek her türlü olumsuz koşullarda vatandaşımızın yanında olmaya çalışıyoruz. Depremde de, selde de, karda kışta köylerinde hasta bir şekilde umutsuzca, çaresizlik içinde kıvranan vatandaşımızın yanında da, çığda da, trafik kazalarında da, yani her türlü olumsuz şartlarda 4 doktorumuz, 2 hemşiremiz, 3 sağlık memurumuz ve de çok büyük duyarlılık gösterip aktif olarak bizlere katılan Bingöl Vali yardımcımız Sayın Hayati TAŞTAN ile birlikte insanlık görevimizi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz.

Kış bizim için tabi ki çok şey ifade ediyor. Buraların kışı çok zor ve çetin geçer, böyle olunca da hemen hemen tüm köy yolları kapanır ve köylerinde hasta halde bekleyen hastalara ilk yardım ve hastaneye ulaştırma yine AKUT Bingöl Ekibine düşüyor. Hal böyle olunca çok zor koşullarda Kar Motorumuzla ortalama her yıl 25 operasyonumuz oluyor. Bu hastaların içinde doğum hastası da oluyor, diyalize bağlanması gereken böbrek hastası da, diğer hastalar ve yaralanmalar da. Bu güne kadar şükürler olsun ki vukuatsız bir şekilde görevimizi her seferinde yerine getirdik

Sevgiyle yoğruldu hamurumuz umutla mayalandı, önce yaşam adına geldik bir araya, andımız adamaktı, ne zaman, ne şekilde ve her nerede olursa olsun! Adamaktı umut adına.

Umut; Bazen kar motoruyla ulaşmakta zorluk çektiğimiz yine de yılmadan müthiş ekip ruhumuzla birleşip çıktı karşımıza. Kar demeden, kış demeden ulaşmaya çalıştık; yüreklerinde çaresizliği kabul etmiş insanlara… Umut; Bazen de trafik kazalarında takip ettirdi izini, insanlarımız yardım beklerken isyanlar, pişmanlıklar ve ihmalkârlık teslim etmişti trafik canavarına, ancak rotasını değiştirmekse kuvvet, doğan beraberliğimizden geldi ekibimizin. Dualar, teşekkürler ışık tuttu yolumuza. Umut bu kez göçük altına gizlenmişti, düşünebiliyor musunuz yardım eli bekleyen gözleri…

Ve umut 1 Mayıs 2003 sabahında, dahası henüz sabaha gözlerimizi açmadan görünüverdi, o büyük Bingöl Depremi’nde. Bizlere büyük görev düşüyordu, hem de görevlerin en mukaddesi. Bir can değil, birçok insanın hayatı tehlikedeydi, bu kez daha atik, daha pratik ve daha dayanıklı olmalıydık. Nitekim AKUT olarak bir an önce koştuk koordineli bir şekilde umudu, enkaz altında bekleyenlerin yardımına. YİBO’daki minik yavrular bir iki görünürken, gözlerinde kaybolmaya an kalmış sevinci görmeliydiniz.

“ÇARESİZLİK ALIN YAZISI OLMAMALIYDI VE TEK YÜREK OLMAK ESASTI” dedik ve o çirkin çimentoların altından kurtardık insanlarımızı ve gördük ki; bazen küçük bir çocuğun gözyaşları ıslattı yüreğimizi bazen de ihtiyar bir amcanın duaları sağlamlaştırdı adımlarımızı…

69 cankurtaran ekibimize, 19’u Bingöl depreminde diğerleri ise umudun diğer aşamalarında çıkmıştı karşımıza.

Biz ise; çığ demedik, don demedik İBRAHİM’iyle, AHMED’iyle ve MEHMET’iyle baş koyduk bu yola.

Tekimizin varlığıysa diğeriyle anlam, diğeriyle hayat buluyordu mutlaka. Ve mayamızın iyi oluşu ise insan oluşumuzun vermiş olduğu o koskoca özveriyle bir kat daha sağlamlaştırıyordu varlığımızı…

Bu bağlamda ekip çalışmasına inanıp bu bölgedeki insanlarımızın derdine derman olmaya çalışmak adına AKUT Ekibinin kurulmasına vesile olan değerli insan Nasuh Mahruki’ye, AKUT Yönetim Kuruluna ve de ilimizde her zaman yanımızda yer almaya çalışan, desteklerini hiçbir zaman eksik etmeyen sayın Valimiz sayın Vehbi Avuç olmak üzere herkese teşekkür eder, saygılar sunarım."

YAŞAR ÖZEN
(Eski Yönetim Kurulu Üyesi)

"Sigortacılıkla uğraşıyorum. 16 yıldır AKUT üyesiyim. Ağırlıklı olarak idari işlerde görev yapıyorum. Ayrıca okul ve kurumlara "Deprem" ve "Acil Durum Yönetimi" gibi konularda seminerler veriyorum. Özellikle okullardaki seminerler çok başarılı geçiyor. Kişisel anlamda bana çok katkısı olduğunu da belirtmeliyim. Ögrencilerin gözlerindeki ışık ve bilgi açlığı çok hoş. Yaşamlarıyla ilgili çok önemli bir konuda onlara katkı sağlayabilecek bilgileri iletmek, gerektiğinde gelecekleri ile ilgili önemli konuları konuşmak çok güzel bir duygu. AKUT büyük ve güçlü bir kuruluş ve bu kuruma yaptığım her türlü katkı, benim en önemli yaşamsal enerjilerimden biri. AKUT hayatı gerçek anlamda yaşamamda çok önemli bir araç benim için."

YILMAZ SEVGÜL
(Eski 2. Başkan/AKUT Antalya Ekip Lideri) 

"1999 yılında AKUT’un İstanbul dışındaki ilk ekibini Antalya’da kurduk. Zaman içerisinde çalışmalarımız ve başarılarımızla, İstanbul dışında ekiplerin kurulması için iyi bir örnek olduk. Dağ ve sel arama-kurtarma konularında sistemli eğitimler geliştirdik ve bu doğrultuda dağ arama-kurtarma perspektifini de genişleterek öncü rolü üstlendik.

Üyelerimizin %80’i Akdeniz Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu öğrencileri, öğretim elemanları ve Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden oluşuyor. Genelde öğrenciler ağırlıkta olduğundan son derece dinamik ve hızlı bir yapıya sahibiz.

Turizm bölgesi olmamız nedeniyle operasyonlarımızın yoğunluğu turistlere dayalı. Bölgemize gelen yerli ve yabancı turistler doğa sporları ağırlıklı aktiviteler yapıyorlar. Dolayısıyla Batı Toroslar Bölgesinde kaçınılmaz olarak dağ kazaları, kayıplar, düşmeler, kanyona mağaraya girip çıkamama gibi sorunlar meydana geliyor. Bunlara ek olarak az da olsa kırsalda yaşayan bölge halkının yaşadığı sorunlar var. Antalya coğrafyasının sert olması sebebiyle avcılar, çobanlar kaybolabiliyor, yaralanabiliyor, ölebiliyor. Yöre halkı bizleri yakından bildiği için bizlere kolaylıkla ulaşıyor ve bu tür her olaya imkânlarımızı zorlayarak müdahale ediyoruz.

Ekibimiz dağ ve doğa kazaları alanında çok deneyimli. Ben 20 yıllık dağcıyım, Türkiye’de ve dünyada belli başlı pek çok dağda tırmanışlar gerçekleştirdim. 1989’dan beri dağ ve doğa kazalarıyla iç içe yaşıyorum. Bu kadar yıllık birikim ve empati sayesinde her kayıpta, kazada neden-sonuç ilişkisine dair net çıkarımlar yapabiliyorum. Hataları kolay tahmin edebildiğimiz ölçüde çözümlere de kolay ulaşıyoruz. Bu da yüksek performans ve başarı yüzdesiyle çalışmamızı sağlıyor. Zor koşullarda gönüllü olarak görev alıyoruz ve hayattan çok ilginç kesitler biriktiriyoruz."