Atatürk
BAĞIŞ VE DESTEKLERİNİZ
- Mobil Ödeme
- SMS (2930)
- Banka Hesap Numaralarımız
- Diğer
AKUT'UN SPONSORLARI

KENDİNDEN BAŞKASINI DÜŞÜN(E-BİL)MEK


8 Şubat 2010 Pazartesi 09:48

Bu yazı Bingöl Akut Başkanı Ahmet Ateş nezdinden tüm AKUT Gönüllülerine ithaf olunur;

İnsana yardım etmenin keyfini alan bir insan, birçok insanın mesele ettiği hiçbir şeyi mesele etmez kendine, artık onun gözü hep ufuktadır, hep gelecektedir, sıradaki yardım edeceğim insan kimdir acaba düşüncesindedir. Artık Onlar, her yaptıkları yardımla, her avuçladıkları yürekle, şeytanlaşan insanlara inat, meleklerin gıpta ile baktığı, yeryüzünde ki kanatsız meleklerdir. Elleri başka elleri tutmak için her an hazırda, her an sımsıcaktır Onların…

Tayinimle birlikte, başka bir şehre gelmenin sıkıntısını, yıllardır edindiğim alışkanlık ve yaşam tarzının bir anda elimden kayıp gitmesini yaşadım, her tayinde, her insanın yaşadığı gibi. Nefes almakta zorlandığım için sık sık derin nefesler aldığım günlerdi. Hatta kaldığım polis evi odasında olan 3 valizimden sadece birini açtım ki, her an, “geri dönersem toparlanmam kolay olsun” diye. Bu şekilde düşünüp-davranacak kadar, derin bir travmaya sahiptim tayinimin ilk haftasında. Geldiğim şehirden çok, tayinimin yapılış şeklidir bu travmamın sebebi ve bu başka bir yazının konusu olup, 15–20 yıl sonra yazacaklarım arasındadır.

Akut Gönüllüsü, Çapa Psikiyatri Bağımlılık Sınıfından arkadaşım Pınar Dursun aradı tayinimin ilk günlerinde ve “orada Bingöl Akut var, Onlar seninle ilgilenir, yaptığın faaliyetlerin içerisinde olur” dedi ve dediği gibi de oldu. Bingöl Akut Lideri sevgili dostum, kardeşim, can-insan Ahmet Ateş’le tanıştık. Tanıdığım ilk Bingöllü olarak, Ahmet tüm Bingöl’ü sevdirdi bir anda bana, sonra Emin, İbrahim, Hikmet, Bilal, Ahmet ve isimlerini sayamadığım diğer “yardımsever”lerle tanıştım, Bingöl’de ki ilk konferansımı da Akut Merkezi’nde verdim, o gün silkindim, kendime geldim, travmamı kovdum. Bingöl Akut, kaybolan beni arayıp kurtardı anlayacağınız…

O günden bugüne devam etti dostluğumuz, yaptığımız faaliyetlerin en gönüllüsü, en sözcüsü oldular hep birden. Yıkılan binalardan, yamulan arabalardan, karla kapalı yollardan insan kurtaran bu adamlara, genç bedenlerin, ruhların uyuşturucuya kurban verilmemesini anlatmak, çalışmalarımıza destek vermelerini sağlamak hiç zor olmadı, çünkü Onlar insana yardım etmenin ne demek olduğunu zaten bizden daha iyi biliyorlardı. Ben de Onların hepsinin ne kadar duyarlı olduğunu, İstanbul’da çalıştığım dönemde merkezlerinde verdiğim konferansta ki ilgilerinden biliyordum ve tanıyordum hepsini; “İnsana yardım etmeyi göze alan, insan olmayı göze alan kişidir”.

Devlet yapsın kolaycılığının çukuruna hiç düşmemiş insanlardır Bingöl Akut’u oluşturanlar ve çoğu zaman devlet görevlilerinin eli-ayağı olacak kadar da, büyük yüreklere sahiplerdir. Bir gün emniyet arar, “kayıp çocukları birlikte bulalım” diye, bir gün bir ilçenin kaymakamı arar, “şu köyümüzde böbrek hastamız var çıkaralım” diye, sonra vali yardımcısı arar “çığ altında vatandaşımız kaldı, helikopter gitmek için sizi bekliyor” diye ve bazen 3’ü birden aynı gün arar “çabuk bizi kurtarın” diye…

Gönüllüdür onlar, kendi hayatına bile gönülden katkı yapmak konusunda özürlü olanların yaşadığı bu ülkede. Kimi öğretmendir, kimi müteahhit, kimi dükkan sahibi, kimi başka başka bir işin sahibidir. Ve hepsi, bir insanın hayatını kurtarmak söz konusu olduğunda, çocuğuna rızık yaptığı işini bırakıp, kendini unutup, koşar yardıma…

Umutlu olmanın, her türlü gereksiz insanlarla çevrili bu hayatta onlara takılıp kalmamanın formülü de bu aslında, gönlünü, gönlü geniş, gönüllü insanlara açmak, açabilmek. Konuşup vakit kaybetmeden bir deniz yıldızını daha denize kavuşturabilmek, insan olmak bu olsa gerek. Ama biliyoruz ki; zordur gevezelik etmeden deniz yıldızını suya atmak, Bingöl Akut Ekibi işte bu dediğimi yapmaya devam ediyor.

Bir de, dünyanın değişmesi için gökten Hz. İsa'yı bekleyenler vardır. Bunlar çalışmamanın, üretmemenin, asalak olmanın ete kemiğe bürünmüş, insan suretine girmiş halidir. Bir nevi “mazeret” hastalığına yakalanmış insanlar diyebiliriz bunlara. İnanın bana; bu tipler çıplak gözleri ile Hz. İsa'nın indiğini görseler, bir paraşüt bulup, "bu O değil, bakın paraşütle indi” diyecek kadar umutsuz vakalardır. O yüzden takılmayın bunlara, işinize bakın ve uzak durun bu tiplerden.

Bu dünya değişecek ve güzel olacak her şey! Nerden mi biliyorum, Bingöl Akut’tan…

Zafer Ercan

kaynak: http://www.zaferercan.com/veriler.asp?metinno=662&page=1