24 Temmuz 2017 Pazartesi 22:49

 

                

 

AKUT Eğitim Bölümü Sorumlumuz ve AKUT Marmaris Ekip Lideri Tolga Gözüm, doğada kaybolma ve doğa kazalarına ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Tolga Bey, öncelikle kendinizi tanıtır mısınız?

Tabii ki. İsmim Tolga Gözüm. 43 yaşındayım. 1999 yılından beri AKUT gönüllüsüyüm. 1994 yılından beri doğa sporları ile uğraşıyorum. Marmaris’te yaşıyorum.

Arama-Kurtarma konusunda ne gibi eğitimler aldınız ve ne gibi tecrübeler yaşadınız?
2000 yılından beri arama-kurtarmanın çeşitli alt başlıklarında hem eğitimler alıyorum hem de eğitimler veriyorum. Genel itibariyle “arama” konusunda ise hem AKUT Arama Kurtarma Derneği’nden hem de başka kuruluşlardan aldığım birçok eğitim var. 75’in üzerinde arama-kurtarma operasyonuna katıldım ve bu operasyonlar ile farklı tecrübeler edindim.

AKUT Arama Kurtarma Derneği'nin Eğitim Bölümü Sorumlusu ve AKUT Marmaris Ekibinin lideriyim.

 

Ülkemizde doğa sporlarına olan ilgi son 15-20 yılda ciddi bir artış göstermiş durumda. Bu ilgi aynı zamanda çeşitli kazaları da beraberinde getirmekte. AKUT eğitmenlerinden biri olarak anlatır mısınız, doğaya çıkarken nasıl bir planlama yapmamız gerekir?
Öncelikle ne kadar tecrübeli olup olmadığımıza ve faaliyetin ne boyutta olduğuna bakıp her türlü hazırlığımızı en ince detayına kadar hesaplamamız gerekir. Bir doğa sporu kazası en tecrübesiz bireyden en profesyonel sporcuya kadar herkesin başına gelebilir.

Planlamanın ilk aşamasında, faaliyet boyunca ihtiyacımız olacak bilgileri toplamamız önemlidir. En başta gideceğimiz bölgenin coğrafi durumu kontrol edilmeli. Kayalık mı, patika mı, yüksek irtifa mı gibi bilgiler edinmek ve daha sonra hava durumu hakkında araştırma yapmak gerekir. Faaliyetimizin süresini de belirledikten sonra malzeme hazırlığına başlamalıyız. Elbette bu konu gidilecek faaliyetin süresine ve içeriğine göre değişkenlik gösterecektir ama bazı temel malzemeler vardır ki onları her tür faaliyetin ortak malzemesi olarak nitelendirebiliriz. Bunlar yanınızda olmazsa olmaz malzeme/ekipmanlardandır. 

Bunlara birkaç örnek verecek olursak, su, düdük, yiyecek, ilk yardım malzemesi, lamba – ışık kaynağı, yedek kıyafet gibi şeyler her tür doğa sporcusunun yanında bulundurması gereken malzemeler olacaktır.

Bir faaliyetin ön planlamasındaki en önemli noktalardan biri de o faaliyet hakkında birilerini bilgilendirmektir. Yani nereye gideceğimiz, faaliyet içeriğimizin ne olduğunu ve ne kadar süre sonra geri döneceğimiz gibi bilgileri yakınlarımızla paylaşmamız gerekmektedir. Ancak bu şekilde başımıza bir şey gelmesi durumunda, yardım talep edemeyecek durumda bile olsak bir arama ekibi için gerekli başlangıç noktasını belirtmiş oluruz.

“Başlangıç Noktası” nedir?
Başlangıç Noktası kayıp kişinin en son bilindiği/görüldüğü noktadır. Bir arama operasyonunda bir başlangıç noktası yani aramaya nereden başlayacağınızın belli olması son derece önemlidir. Örneğin kişinin aracını ya da ona ait olduğunu düşündüğünüz bir malzeme bulursunuz ve bu sizin için kayıp kişinin bilindiği en son noktadır. Arama operasyonu bu tür bilgiler ile yürür. 
Kaya tırmanışı faaliyetine giden bir sporcu ile mantar toplamaya giden bir köylüyü veya ava giden bir avcıyı arayacağımız arama planları farklılık gösterecektir. Dolayısıyla kayıp kişinin faaliyet planını ve amacını bilmek, en son nerede olduğuna dair fikir sahibi olmak, yanında ne gibi malzemeler olduğunu bilmek son derece değerli bilgilerdir.

İnsanlar neden kaybolur?
Bunun için birçok etken sayabiliriz. Gidilen bölge hakkında yeterli bilgiye sahip olmamak ve kötü hava koşulları başta gelen etkenlerdendir. Bu elbette bilmediğimiz yere gitmemeliyiz anlamına gelmez, iyi araştırma yapmamız, gittiğimiz yolu iyi belirlememiz ve de faaliyet planından, rotadan sapmamamız yeterli olacaktır. Kötü hava koşulları derken de aniden bastıran bir sis gibi durumlardan bahsediyorum. Yolumuzu görmemizi ve nereye gittiğimizi kestiremememize sebep olabilir. Yine faaliyetin geceye uzaması, yorgunluk, ekip içerisinde moral bozukluğu ve anlaşmazlıklar gibi etkenler de kaybolma yaşamamıza sebebiyet verebilir.

“Gittiğimiz yolu belirlememiz” dediniz, bunu biraz açar mısınız?
Elbette… Bu belirleme için benim kullandığım iki güzel yöntem. Birincisi nirengi noktası belirlemek. Faaliyeti kaç kişi yaptığımız önemli değil, aynı şeyi yalnızken de yapabiliriz. Örneğin rota üzerinde değişik bir ağaç görürüz, o esnada o ağaç ile ilgili zihnimizde veya kalabalıksak ekip arkadaşlarımızla bir cümle paylaşmak çok kalıcı bir nirengi noktası olacaktır. Mesela “arkadaşlar, ağaca bakın nasıl yosun tutmuş” gibi. O bilgi herkesin aklında kalacaktır. Yönümüzü kaybettiğimiz an “yosun tutmuş ağaç vardı ya hani…” dediğimizde, herkes nereden bahsettiğimizi biliyor olacaktır.

Diğer yöntem ise gidilen rota üzerinde ara ara durup geri dönüp dönüş yoluna tersten bakmaktır. Daha sonra bu yolu dönerken o görsel bilgi de hafızamızda canlanır ve “evet, buradan geçmiştim” diyebilirsiniz.

Teknik malzemelerle işimiz çok daha kolaylaşacaktır değil mi? Günümüz teknolojisinde harita okuyan akıllı cihazlar, GPS cihazları vb. ne gibi malzemeler var? Okurlarımıza bu malzemelerin temin edilebileceği yerler, maliyetleri ve işlevleri hakkında kısa bilgiler aktarır mısınız?
Bu malzemeler birçok şeyi kolaylaştıracaktır. GPS cihazı uydudan yerinizi belirleyen cihazdır. Dolayısıyla bu cihazın çalışabilmesi için telefonun çekmesine gerek yoktur. Bu tür malzemeler doğa sporları, av malzemeleri satan firmalardan temin edilebilir. Birçok şirketin internetten satışı da bulunuyor. GPS cihazının fiyatı pusulaya göre yüksektir fakat işlevi çok daha fazladır. 500 lira ile 3.000 lira arasında değişen fiyatlara satılmaktadır. Doğa yürüyüşleri, tırmanış, dağcılık, mağaracılık vb. sporlarla çok ilgilenen kişilerin GPS cihazı edinmeleri çok işlerine yarayacaktır. Bu cihaz sayesinde sadece nerede olduğunuzu tespit etmek değil aynı zamanda gittiğiniz rotaları işaretlemek, kaydetmek ve daha sonra tekrar takip etmek gibi birçok işlevi de yapabilirsiniz.

Pusula ise çok daha cüzi rakamlara satılmakta. 50 liradan başlar, özelliklerine göre 500 liraya kadar satılan modelleri bulunur. Yine son derece kullanışlı bir malzemedir. Kullanım esnasında gittiğiniz yönü kontrol etmeniz ve gerekiyorsa mesafe veya süre ölçerek notlar almanız dönüş yolunuzu bulmanızda faydalı olacaktır.

Bu malzemelerin yanımızda olmadığını varsayacak olursak; kaybolduğumuzda kısıtlı donanıma sahipsek ne yapmalıyız?
Öncelikle ön hazırlığımıza bir geri dönelim isterseniz. Bir yürüyüş faaliyetinden bahsediyoruz. Faaliyete çıkmadan önce yeterli yiyecek ve içeceği, özellikle suyu yanımıza aldığımızdan emin olmalıyız. Yol üzerinde su temin edebileceğimiz noktalar olup olmadığını rehber kitaplardan, bölge hakkında internet üzerinden yapacağımız araştırmalardan ve bloglardan öğrenebiliriz. Ayrıca havanın durumuna göre kıyafet seçilmesi çok önemlidir. Yedek çorap ve içlik, t-shirt gibi kıyafetleri de atlamamak lazım. Hangi hava koşullarında olursanız olun bir yağmurluk her zaman işinize yarayacaktır. Yağmur yağmasa bile sert bir rüzgâr, yaz günü olsa bile çok zor bir gece geçirmemize sebebiyet verebilir.

Bunların yanı sıra yanımıza almamız gereken malzemeleri araştırdığımızda genelikle harita, pusula, GPS gibi teknik malzemeler ile karşılaşırız. Ancak gerçekçi olmak gerekirse doğaya çıkan herkesin bu tür malzemeleri kullanmayı bildiğini ya da temin ettiğini söyleyemeyiz. Yanımızda olmaları elbette hayati derecede önemli ancak kötü senaryoyu düşünecek olursak yapmamız gerekenler şöyle; en kötü ihtimalle yaptığımız araştırmalardan edindiğimiz bilgiler ile kendimize bir kroki çizebiliriz. Hangi noktalarda su bulacağımızı, ne tarafımızda hangi yolun veya köyün kalacağını veya hangi dağın, nehrin yanından dolaşacağımızı o krokiye işaretleyebiliriz.

Böyle bir faaliyete çıktığımda, bölgeyi de bilmiyorsam ve şayet hiç işaretli olmayan bir patika kullanacaksam en önemli aracım cep telefonum olacaktır. Bu durumda da en çok dikkat ettiğim nokta, yürüyüş esnasında sık aralıklarla telefonumu kontrol edip çekip çekmediğine bakmaktır. Ne kadar tecrübeli olsam da faaliyete çıkmadan önce nereye gittiğimi, ne yapacağımı ve de ne zaman döneceğimi ve hatta ne zamana kadar dönmez ve haber vermezsem endişelenilmesi gerektiğini, birilerine anlatır öyle giderim. Faaliyetim birkaç gün sürecekse, konaklama veya yemek yeme molalarında ya o arkadaşımı arar nerede olduğumu anlatırım ya da konum bilgisi yollarım. Çünkü biliyorum ki bir arama ekibi için en önemli bilgiler ne tür bir faaliyet yaptığım ve en son nerede olduğumdur.

Kaybolduğunuz anda ise panik olmamanız çok önemlidir. Geldiğiniz yoldan geri gidebileceğinizden eminseniz geri gitmeye çalışmanız, telefonunuzun çektiği son noktaya ulaşmanız ve kaybolduğunuzu birilerine haber vermeniz gerekir. Hangi yöne gideceğinize dair bir bilginiz yoksa ve telefonunuz çekmiyorsa telefonunuzun sinyal alabileceği bir nokta aramanız gerekir. Dolayısıyla ilk önemli nokta kaybolduğunuzu haber verebilmektir. Bir patika üzerinde hareket ediyorsanız o patikayı kaybetmemeniz, kaybettiyseniz geri dönüp takip ettiğiniz rotayı bulmaya çalışmanız gerekir. Arama planlamaları ilk aşamada hep patikalar ve yollar üzerinden yapılacaktır. 

Tabii bu noktada cep telefonunuzun batarya durumunu değerlendirmeniz ve ona göre davranmanız gerekir. Gereksiz aramalardan kaçınmak, gerekmiyorsa internet bağlantısını kapatmak hatta belki telefonunuzu tasarruf moduna almak faydalı olacaktır. Aynı şekilde su ve yiyeceğiniz de tedarikli kullanmaya başlamanızı da tavsiye ederim. Rotanız üzerinde belirgin bir nokta var ise nerede olabileceğinize dair bilgi olarak bu noktaları anlatmanız önemlidir. Örneğin “sağımda tepesi karlı olan bir dağ var” gibi bir bilgi veya “yaklaşık 1 saat önce bir çeşme geçtim” gibi bir bilgi. Sizi aramaya gelecek olan kurtarma ekipleri bu bilgileri değerlendirerek alan daraltacaklar ve size ulaşmaları çok daha kolay olacaktır.

Alan daraltmak nedir?
Bir arama ekibi nerede olabileceğinize dair bir senaryo ve alan belirler. Bu alan öncelikli aranacak alandır. Bunu belirlerken de sizin verdiğiniz faaliyet planı, nirengi noktası, son olduğunuz nokta gibi bilgiler önemlidir. Dolayısıyla verebileceğiniz her türlü bilgi bu öncelikli alanın mümkün olduğu kadar daraltılmasını ve daha çabuk size ulaşılmasını sağlayacaktır. Eğer telefonla ulaşılabiliyorsanız arama ekibi tarafından aranacaksınızdır ve yönlendirileceksinizdir. Nerede olduğunuzu tahmin etmeye yönelik sorular sorulacaktır, yanınızda neler bulunduğu öğrenilecektir, sağlık durumunuz hakkında bilgi edineceklerdir ve bu bilgilerin hepsi arama planı için değerlidir.

Toparlayacak olursak, doğaya gitmeden önce faaliyetimizi iyi planlamak, başkalarıyla paylaşmak, gideceğimiz bölge hakkında bilgi edinmek, araştırma yapmak gerekir. Yanımıza varsa harita, pusula, GPS gibi malzemeler almak, telefonumuz iyice şarj etmek, varsa yedek batarya taşımak, geceye kalma ihtimaline karşı giyim, yiyecek ve su taşımak, el veya kafa feneri almak ve bir ilk yardım çantası bulundurmak önemlidir. Ayrıca ateş başlatabilmek için çakmak veya kibrit almak da ihmal edilmemelidir.

Örneğin bir fotoğraf meraklısısınız ve rotanızdan sapıp bir yamaç kenarından manzara fotoğrafı çekmeye gidip kayboldunuz. Sizi aramaya gelecek olan arama ekibi bu ihtimali bilmiyor ise seçenekleri çok daha sonra değerlendirecek ve size ulaşmakta daha geç kalacaktır. Sanırım bu örnek bir arama ekibi için her türlü bilginin değerli olduğunu kavramamıza güzel bir örnektir. 

Doğa aktiviteleri yapılan güzergâhlarda devletin rota belirlemek gibi, güvenli olmayan bölgeye girişi engellemek gibi, doğa sporları için ayrılmış alanlarda belirli aralıklarla güvenlik personeli, barınak, gıda, ilkyardım malzemesi gibi temel yaşam desteği temin edecek pratik tedbirler almış olması gerekmez mi?
Elbette, bu söylediğiniz ideal olan uygulama. Özellikle, Likya Yolu, Karia Yolu gibi çok bilinen ve kullanılan rotalarda, rutin olarak rota işaretleme çalışmaları, barınak yerleri, su imkânları vb. gibi hizmetlerin yaygınlaştırılması gerekli. Doğa sporlarını ve doğa turizmini destekleyen bir yapı oluşturulması hem güvenlik açısından hem de bu tür faaliyetlerin geliştirilmesi açısından çok verimli olacaktır.

Yalnız, devletin üstüne düşenler olduğu kadar vatandaşların üzerine düşenler de var. Örneğin her yaz Kelebekler Vadisinde ya da Likya Yolunda, parmak arası terlikle tırmanış yapan bireyler kaza ya da kaybolmaya maruz kalıyor. Devlet birçok uyarı yapıyor. Örneğin terlikte yürüyüş yapmak yasaklandı. Ancak yerel yönetimler tüm gerekli tedbirleri almış olsa dahi vatandaşlarımız bu güvenlik kurallarına uygun hareket etmezse kalıcı bir çözüm sağlanamayacaktır. Bu tür risk barındıran sporlar ve faaliyetler hakkında daha bilinçli bir toplum haline gelmemiz gerekiyor. Üstelik günümüzde internet sayesinde bilgiye ulaşmak da çok kolay… Sürekli olarak doğa sporları ile uğraşan ya da doğaya çıkan kişilerin bu gibi temel bilgileri edinmesi son derece önemli. Biz AKUT olarak bilgiyi paylaşmaya elimizden geldiğince hazırız. Vatandaşlarımız bizi sadece kaybolduklarında değil, uzmanlı alanlarımızla ilgili destek istedikleri her zaman arayabilirler…

Biz AKUT’ta operasyonel olmak istesin ya da istemesin her gönüllümüze Navigasyon, Oryantring, Sar-tech 3 dediğimiz Doğada Arama-Kurtarma ve İlk yardım eğitimi veriyoruz.

AKUT, gönüllülerini arama kurtarma faaliyetleri için yetiştiriyor olsa da gönüllülerimiz aldıkları bu eğitimler ile sadece operasyonlarda değil hayatın her alanında daha bilinçli bireyler olarak hareket ediyorlar. Tabii yine hiç operasyonel olmayıp derneğimiz içerisinde fayda sağlayabileceğiniz birçok görev mevcut. Bir de şunu belirtmek isterim; İlk yardım ve Afet Bilinçlendirme toplumdaki herkesin alması gereken eğitimlerdendir. 

Yeri gelmişken, AKUT’un millî sporculardan ve uzman eğitmenlerden oluşan kadrosu ile 7’den 70’e her yaş grubundan bireye 15-20 kişilik gruplar dahilinde, dört mevsime uygun doğa kampları düzenlediğini hatırlatmak isterim. Bunun için web sayfamızdan bizlere her zaman ulaşabilirsiniz.

AKUT hakkında da çok kısa birkaç cümle almak isteriz…
Tabii… AKUT ailesi olarak 21. Yılımızı doldurmuş olmanın heyecan ve mutluluğu içerisindeyiz, gururluyuz… Tam 21 yıldır hiçbir karşılık beklemeksizin, hiç tanımadığımız insanlara yardım elimizi uzatıyoruz. Yaşamın en değerli hediye olduğunu unutmadan, zorda kalmış bireylere “Buradayız, geldik, seni kurtaracağız” diyoruz. Bunlar tarifi zor duygular… Ülke genelinde 36 ekibimiz, 2200 gönüllümüz var. Bunların 750’si kadın. Cinsiyet, dil, din, ırk gözetmeksizin her gönüllümüze fırsat eşitliği sağlıyor, eğitimlerden kesinlikle taviz vermiyoruz.

Derneğimiz 1999 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla “Kamu Yararına Dernek” statüsüne erişmiştir. 2011 yılında Birleşmiş Milletler’in afet gücü içerisinde yer almaya hak kazanan ilk Türk ekibi olan AKUT, kurulduğu günden bu yana, tamamı gönüllü kadrosu ile yurt içi ve yurt dışında toplam 2482 operasyon gerçekleştirmiş; 2460 birey ve 1138 hayvanı yaşama döndürmüştür. Kitlesel afet niteliğinde yurt içinde 50 deprem, 33 sel, 42 heyelan operasyonunda görev alan AKUT; yurt dışında ise 7 Deprem ( 1999 Atina, 1999 Tayvan, 2001 Hindistan, 2003 İran, 2005 Pakistan, 2010 Haiti, 2015 Nepal), 1 sel (2000 Mozambik) operasyonuna katılmıştır. 

Derneğimiz yine hiçbir karşılık beklemeksizin yılda ortalama 2000 oturum ile 100 bin kişiye Afet Bilinçlendirme semineri vermektedir. AKUT Spor Kulübümüz 2009 yılında kurulmuştur ve 14 branşta sporcular yetiştirmektedir. 

Bizlere eğitimlerle ilgili, gönüllü olmak için, bağış yapmak için vb. konularda AKUT web sayfasındaki iletişim bilgilerimizden her zaman ulaşabilirsiniz.

Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederiz…

Ben teşekkür ederim, afetsiz ve kazasız günler dilerim.


AKUT Basın İlişkileri Birimi

 


DESTEK VERENLER